Gastro Ekonomi ve Türk Mutfak Sanatı Komitesi

GASTRO- EKONOMİ VE TÜRK MUTFAK SANATLARI KOMİTESİ BAŞKANI RAMAZAN BİNGÖL

BAŞKAN'I SOSYAL MEDYADAN TAKİP EDİN

Hedef Sektörler: Hizmetler, tarım ve hayvancılık, eğitim, turizm, medya, dayanıklı tüketim, perakende, gıda 

Temel amaç (Hedeflenen İş Modeli): İlgili sektörler başta olmak üzere gastro ekonomi çıkış noktasından hareketle markalaşma, şehir ekonomilerine destek verme, turizm kaynaklarını çeşitlendirmek, kırsal dönüşüme yardımcı olma ve gıda pazarını geliştirme çalışmaları için projeler geliştirmek 

Anahtar kelimeler: Rekabet edebilirlik, markalaşma, kaynak çeşitlendirme, milli ve menşei üretim, kültürel tanıtım, alternatif turizm

Gastro-ekonomi, bir yaratıcı ekonomiler konusudur. Mutfak kültürü ve onun etrafında şekillenen ekonomik ve ticari faaliyetler günümüz dünyasında turizmden gıdaya, ulaşımdan hammaddeye kadar yayılan pek çok sektörün odak noktası haline gelmiştir. 

Türk mutfağı, zengin yemek ve içecek kültürü ile dünya mutfakları arasında ilk beş sıradadır; ancak yeterli tanıtım sağlanmadığı için hak ettiği katma değeri üretememekte ve zengin kültürümüz maalesef yeterli pazarlama ve satış alanı bulamamaktadır. Özellikle bölgesel özelliklerin ve yerelleşmenin ön plana çıktığı günümüz ekonomisinde bölgesel farklılıkların birer markaya ve iş koluna dönüşebileceği en verimli alanlardan biri de gastro-ekonomidir. Bu alan bir ülkenin ekonomi yol haritası için yeni bir hikâye yazmak anlamına gelmektedir. Sadece yemeklerin tanıtımı söz konusu değildir. 

Bu alanda bir perakendecilik ve pazarlama ağının başlatılması, gıda sektörünün gastro-ekonomi ve yerel mutfakların nihai kullanıcıya ulaştırılması alanında yeniden dizayn edilmesi ve yenilik planlamalarının yapılması, gastro ekonomiye konu mutfağın ve yemeklerin tarihsel arka planlarının araştırılması ve pazarlanması, bu amaçla gastro-diplomasinin başlatılması önemlidir. 

Turizmin yeni keşif ve kazanç alanı olan gastro-turizm, gelir düzeyi yüksek turistler için tercih nedenidir. Aynı zamanda şehirlerin markalaşması ve kır kentlerin dönüşümü için de önemli bir çıkış noktasıdır. Her şeyin dâhil olduğu turizm paketleri ile Türkiye’nin kişi başına 600-700 dolar kazanabildiği ve ancak yazın sağlanabilen bu turizm gelirleri, gastro ekonomi gibi farklı markalaşma alanları ile süreklilik kazanabilir. 

Danimarka, sadece balık ve patatesten ibaret mutfağıyla bugün dünya çapında servis ve bayilik düzeyinde kendi mutfağını yurt dışında perakende şekilde pazarlayabilmektedir. Yakın coğrafyalardan temin edilen ürünlerle hazırlanan sağlıklı menüler ve diyet perakendeciliği ile Danimarka bugün “karbon ayak izi bırakmayan gıda ve mutfak” konseptini dünyaya tanıtmış ve bu konsept ile önemli cirolar elde etmiştir.

Türkiye’de bu sektörün önü açıktır. Örneğin İspanya, milli gelirinin %8’ini yeme-içme sektörüne harcamaktadır. Bu oran, İtalya’da %7, Türkiye’de ise sadece % 2 düzeyindedir. Bugün ülkemizde 40 üniversitede Gastronomi Bölümü açılmış durumdadır. Ancak burada yetişen elemanların sektöre kazandırılması ve kalifiye elemanların yurt dışına ihracı ile aslında mutfak ve kültür ihracatının (penetrasyonunun) gerçekleşmesi olasıdır. 

Peru, dünya pazarındaki çıkışını kinoa ile yapmıştır. Aynı özellikleri taşıyan siyez buğdayının hikâyesini anlatmak ve bu ürün ile dünya pazarlarına açılmak olasıdır. Kaymak, pastırma, pestil… Geçen sene Gaziantep mutfağı, UNESCO yaratıcı şehirler listesine girmiştir. Aynı şekilde Urfa mutfağı da değerlendirilebilir. Göbeklitepe, dünyanın sayılı tarih miraslarından biriyken, sadece tarihsel özellikleri ile sınırlandırılmamalıdır. Urfa Mutfağı ve Göbeklitepe’nin birlikte çalıştırılacağı örnek projeler ile hem şehir ekonomileri desteklenir hem kırsal dönüşüm desteklenir hem de gastro turizm için yeni bir alan açılmış olur.

İçerik Bulunmuyor!