2023 Ekonomi Değerlendirmesi ve 2024 Beklentiler
Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı
4 Ocak 2024, Ankara
Sayın Bakanım,
Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim, Şube Başkanlarım,
Değerli Basın Mensupları,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Her yılın başında düzenlediğimiz, geride kalan yılın envanteri, yeni başlayan senenin beklentilerini içeren Ekonomik Değerlendirme Toplantımız inşallah hayırlı sonuçlara vesile olacaktır.
Sayın Bakanımıza, toplantımıza katılımları sebebiyle teşekkür ediyor, yeni yılın bu ilk buluşmasında, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Olağanüstü gelişmelere sahne olan 2022 yılının ardından 2023 yılında ılımlı bir toparlanma eğilimine girmesi beklenen küresel ekonomi; beklentilerin altında bir performans sergilemiştir. Nitekim yılın başında %3,7 seviyesinde yer alan küresel büyüme tahminleri, halihazırda %3,0 seviyesine gerilemiş durumdadır.
Söz konusu gelişmede Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında önlenemez bir hızda artış kaydeden küresel enflasyon ve öncü merkez bankalarının enflasyonla mücadele noktasında almış oldukları sert parasal sıkılaşma tedbirleri ön plana çıkmaktadır.
Artan jeopolitik gerilimler de yakın vadeli görünüme ilişkin belirsizliği artırmaya devam ederken; manşet enflasyon hemen hemen tüm ekonomilerde düşerek hane halkı gelirleri üzerindeki baskıyı hafifletmiş olsa da, çekirdek enflasyon hâlâ nispeten yüksek seyretmektedir.
Reel faiz oranlarının son aylarda genel olarak daha da artması nedeniyle finansal koşullar kısıtlayıcı niteliğe kavuşurken, başta konut piyasası olmak üzere faize duyarlı sektörlerde ve özellikle Avrupa'da banka bazlı finansmana dayalı ekonomilerde faaliyetlerin yavaşladığı görülmektedir.
Bu çerçevede; maalesef 2024 yılında da, enflasyonun ve zayıf büyüme beklentilerinin yarattığı zorluklarla yüzleşilmeye devam edileceği tahmin edilmektedir.
Zira daha sıkı finansal koşulların, zayıf ticari büyümenin ve düşük iş dünyası ve tüketici güveninin etkisinin giderek daha fazla hissedilmesiyle; küresel ekonomide yavaşlama eğilimi devam etmektedir.
Maliyet baskılarının devam etmesi, enerji ve gıda fiyatlarında kaydedilen artışlar ve enflasyon beklentilerindeki yükseliş işaretleri; 2024’te merkez bankalarını politika faizlerini beklenenden daha uzun süre yüksek tutmaya zorlayacaktır. Bu da finansal piyasalarda ek stres oluşturma potansiyeline sahiptir.
Ekonomik gelişmelere ilaveten; 2024 yılında siyasi belirsizlikler de küresel ekonominin en önemli gündemlerinden biri olacaktır. Özellikle ABD Başkanlık seçimlerinin önemli küresel etkilere sahip olması beklenirken; dünyanın en kalabalık ülkesi konumunda bulunan Hindistan’ın yanı sıra Endonezya ve Tayvan gibi stratejik önemi haiz ülkelerde de “seçim ekonomisi” etkisi hissedilecektir.
Söz konusu seçim süreçlerinin küresel iş dünyası ve toplum üzerindeki etkisinin dikkate değer olması nedeniyle; potansiyel olarak dünyanın en büyük ve en etkili ekonomilerinden bazılarının politikalarını ve önceliklerini şekillendirmesi muhtemeldir.
Hem 2024 hem de devam eden yıllara ilişkin ittifaklar, ticaret anlaşmaları ve ortak girişimlerin önemli bir kısmı; bu seçimlerin sonuçlarına ve öne çıkan siyaset tarzına bağlı olarak değişkenlik arz edecektir.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Küresel ekonomi böylece son yılların en zorlu süreçlerinden birini yaşarken, elbette Türkiye ekonomisi de önemli bir sınanma yılının içinden geçmiş oldu.
2022 yılında %5,6’yla G20’nin en çok büyüyen 3’üncü ülkesi olma başarısı gösteren Türkiye, 2023 yılına da bu motivasyonla girmişti.
Nitekim Ocak ayında yıllık bazda ihracatta %10,3, sanayi üretiminde %4,5, perakende satışlarda %33,9, toplam ciroda %94,0 artış kaydedilmiş; işsizlik oranı %9,7 seviyesine gerilemişti.
Bununla birlikte maalesef 6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen iki büyük deprem neticesinde tarihinin en büyük felaketiyle karşılaşan ülkemiz; GSYİH’deki payları %10,0’u aşan ve toplam ihracatın %8,6’sını gerçekleştiren 11 ilimizde ekonomik aktivitenin ciddi anlamda sekteye uğramasıyla, büyük bir şok yaşamıştı.
Çok şükür; deprem sürecinde devlet ve milletimizin millî bir dayanışma ruhu içerisinde ve olağanüstü bir gayretle hareket ederek yaraları sarmasıyla, felaketin yaşandığı illerimizin yeniden imar ve inşasının hızlı bir şekilde başlamasına olanak sağlandı.
“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen bu depremlere karşın, yılın ilk çeyreğinde %4,0 büyüyerek büyük bir direnç gösteren Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde de bu performansını sürdürmüş ve %3,9 oranında büyüyerek küresel ekonomi içerisinde pozitif ayrışmayı başarmıştır.
Nihayet yılın üçüncü çeyreğinde %5,9 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, bu dönemde Hindistan’ın ardından G20’nin en çok büyüyen 2’nci ülkesi olmayı başarmış ve böylece aralıksız 13 çeyrek boyunca büyüme kaydederek önemli bir başarıya imza atmıştır.
Öncü ekonomilerle birlikte ülkemizin de enflasyon sorunuyla yüzleştiği ve parasal sıkılaşma sürecinde olduğu böyle bir dönemde, Türkiye ekonomisinin büyüme hızının artması takdir edilmesi gereken bir gelişmedir.
İhracat bayrağını 200’den fazla ülkeye ulaştıran, ekonomiden altyapı ve şehirleşmeye, eğitimden sağlığa kadar birçok sahada oldukça büyük atılım yapan Türkiye’mizin, bu başarısını önümüzde dönemde de sürdürerek ve Cumhuriyetin 2’nci yüzyılında orta gelir tuzağını aşarak, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğine olan inancımız tamdır.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Sıkılaşan finansal koşullar, toparlanan enerji ve emtia fiyatları ve artan belirsizlikler nedeniyle; küresel ölçekte büyümenin yakın vadede zayıf kalması beklenirken; ticari gerilimlerin daha da kötüleşmesi ve dış talebi baskılaması durumunda enflasyonist baskıların yeniden alevlenmesi mümkün olabilecektir.
Bütün bunlar, 2024 yılında bütün dünyanın olduğu kadar ülkemizin de ekonomi politikalarını doğrudan ya da dolaylı yoldan etkileyecek başlıklar olarak ön plana çıkmaktadır.
Ülkemizin mevcut imalat potansiyeli, esnek üretim kapasitesi ve büyük piyasalara yakınlığı sayesinde, 2024 yılında da pozitif ayrışmayı başaracağına yürekten inanıyoruz.
Bununla birlikte; henüz yolun başında olduğumuzu, atılması gereken birçok adımın bizleri beklediğini; ekonomi yönetiminden iş dünyasına, üreticilerimizden tüketicilerimize varana değin, ekonominin bütün aktörlerine önemli görevler düştüğünün de farkındayız.
Bu noktada MÜSİAD olarak; asgari ücretin %50’ye yakın bir artışla 17 bin 2 TL seviyesine çıkartılarak çalışanlarımızın enflasyona ezdirilmemesi, bizleri memnun ettiğini bir kez daha yinelemek istiyoruz. Dün olduğu gibi bugün de temel şiarımız; hiçbir çalışanımızın emeğinin zayi olmaması ve bütün vatandaşlarımızın onurlu bir hayat sürebileceği ücret seviyesine kavuşmasıdır.
Elbette bilhassa enflasyonist süreçlerde asgari ücretin belirlenmesine yönelik belirsizlikler artmakta, beklentiler farklılaşmaktadır. Bu çerçevede enflasyonla mücadelede etkin politikaların devam etmesi ve hane halkının alım gücünün korunması, önümüzdeki dönemde de önceliğimiz olmalıdır.
Enflasyonla mücadelede en az para politikası kadar maliye politikasının da etkili olduğunu gözden kaçırmamalıyız. Bu bağlamda Sayın Bakanımızın geçtiğimiz günlerde müjdesini verdiği “vergi reformu” bu noktada önemini daha da artırmaktadır.
Bilhassa depremin bütçe üzerindeki bozucu etkisi geçtikten sonra; vergi reformu kapsamında, KDV oranlarının düşürülmesi ve sadeleştirilmesi ve ÖTV sisteminin revize edilmesi, Türkiye mali sisteminin ihtiyaç duyduğu büyük reformlardır.
Nitekim Türkiye’de dolaylı vergi gelirlerinin payı %60’ın altına inmediği gibi, dönemsel olarak %70’i zorlamaktadır. Bu yapı, maalesef hem vergi adaletini hem de gelir dağılımını bozmaktadır.
Gelir vergisi dilimlerinde değişikliğe gitmek, vergi sistemini daha adil hâle getirmek için gerekli olan reformlardan bir diğeridir. Mevcut 5 dilimli vergi sistemimiz özellikle orta gelir grupları için adil olmayan bir gelir dağılımına sebep olmaktadır.
Gelir vergisi sistemimizin daha fazla kademelendirilmesi, uluslararası örneklerde görüldüğü gibi, altıncı veya yedinci dilimlerin eklenmesi orta sınıfın üzerindeki vergi yükünün daha adil bir şekilde dağılmasını sağlayacaktır.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Özellikle yılın ikinci yarısından sonra geri çekilmeye başlayacağını tahmin ettiğimiz enflasyonla birlikte tesis edilecek fiyat istikrarı, Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik hedeflerine ulaşmasına destek olacaktır.
İhracatta ve istihdamda tarihi rekor seviyelere ulaşılması, enerji dışı cari dengenin pozitif seyri ve sanayi üretimindeki artışların hız kesmeden sürmesi, ülkemizin güçlü makroekonomik altyapısının birer ispatı niteliğindedir.
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetiminin diğer bütün paydaşlarının liderliğinde; üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme sürecinin devam edeceğine olan inancımız tamdır.
İnanıyoruz ki; Türkiye ekonomisi 2024’ün de en iyi büyüyen ülkelerinden biri olacak ve Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı yakalayacaktır.
Bu vesileyle MÜSİAD olarak bizler, ülkemizin “Türkiye Yüzyılı” iddiasının adına yaraşır bir şekilde başlangıç yapması için, her zaman olduğu gibi elimizi taşın altına koymaya hazır olduğumuzu yeniden ifade etmek istiyoruz.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Böylece 2023 yılına ilişkin değerlendirme ve 2024 yılına yönelik öngörülerimizi tamamlamış bulunuyorum. Şimdi Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in değerlendirmelerini aldıktan sonra, toplantımızın basına açık birinci kısmını nihayete erdireceğiz.
Değerli görüşlerini almak üzere, sözü Sayın Bakanımıza bırakırken, kıymetli katılımlarınız için hepinize şükranlarımı sunuyorum.