Sayın Cumhurbaşkanım

Kıymetli Misafirler,

Bu güzide vatana birlikte hizmet etmekten onur duyduğum MÜSİAD’lı dava arkadaşlarım

Hanımefendiler Beyefendiler,

35 yılı geride bırakan MÜSİAD’ın genel kurulunda bizleri yalnız bırakmadığınız ve heyecanımıza ortak olduğunuz için teşekkür ediyor, bu büyük ailenin bir ferdi ve Genel Başkanı olarak hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum, hoş geldiniz şeref verdiniz.

Sayın Cumhurbaşkanım

Değerli Misafirler

2010 yılından bu yana üyesi olduğum, bugüne kadar birçok kademesinde görev aldığım ve ailem olarak gördüğüm MÜSİAD’ta, sizlerin güveni ve desteğiyle bu önemli göreve seçilmiş olmanın gururunu yaşıyorum.

Biliyorum ki; benim için taşıması yüksek hassasiyet ve gayret gerektiren bu görevi layıkıyla ifa edebilmek; bu davada hakkı olanların duasıyla ancak mümkün olacaktır.

Çünkü, mayasında acıya rağmen umuda tutunanların gözyaşı, geçmişte bedel ödeyenlerin hatıraları ve her şeye rağmen dik durmayı becerebilmiş bir neslin hakkı var.

Milletimizin bağrından çıkan ve orada neşv-ü nema bulan MÜSİAD, bir öze dönüşün ve köklerini arama isteğinin neticesidir.

Öz, insanın yaratılış mayası ve Kök ise; geçmişi, aidiyeti, inancı, tarihi ve değerleridir. Köklerinden beslenmeyen bir millet, kendi gölgesinde kaybolmaya mahkumdur.

Hani diyor ya Akif ‘iki üç balta ayırmaz bizi mazimizden’. İşte bu anlayışla kurulan MÜSİAD’ın temelleri, 35 yıl evvel bugün 9 Mayıs 1990’da atıldı. Geçen bu zaman zarfında MÜSİAD, ülkemizin derin dehlizlerdeki tahakküm zincirlerini kırmasında; üretim, sanayi ve ticaretin bu vatanın gerçek sahipleriyle buluşmasında önemli bir rol oynamıştır.

Bu şuurla MÜSİAD, 13. Yüzyıl Ahilik Teşkilatının soylu anlayışını; aradan geçen 8 koca asra rağmen bugün hala yaşatmakta, ticareti ahlak temeline oturtmaya ve kazandığını kendinden değil haktan bilmeye gayret göstermektedir.

MÜSİAD;

  • İnsan kazanmayı para kazanmaya tercih eden,
  • Peygamber Efendimizin; güvenilir, dürüst, Müslüman tacir, kıyamet günü şehitlerle beraberdir hadisini kendine düstur edinen • ve O’nun 15 asır önce kurduğu Medine Pazarını bugün de yaşatmaya çaba sarf eden bir erdemlilik hareketidir.

MÜSİAD sadece bir iktisadi organizasyon değil, köklü bir Medeniyet muhasebesinin ürünüdür.

Bu vesile ile kuruluşunda emeği olan kıymetli kurucu başkanlarıma ve bizleri bu çatı altında bir ve beraber tutan tüm üyelerimize ve emektarlarımıza tekrar şükranlarımı sunuyorum.

2

Sayın Cumhurbaşkanım

Değerli Misafirler

Dünya ekonomisi son 15 yıldır enflasyonla mücadele etmektedir. 2008 krizinin etkileri tam olarak atlatılamadan yaşanan Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere yakın bölgelerimizde yaşanan olumsuzluklar, küresel ticareti ve büyüme hızlarını yavaşlatmış, dünyanın birçok yerinde yoksullukla mücadeleyi olumsuz etkilemiştir. Yine bu dönemde Küresel Borçlanma Krizi ile karşı karşıya olan dünya, yapay zeka marifetiyle dönüşen işgücü piyasası ve istihdam açığı, enerji ve gıda güvenliği gibi konu başlıklarını daha çok konuşur hale gelmiştir. Tüm bu gelişmelere karşı çözümler arayan dünya ekonomisi, son dönemde olağanüstü gelişmeler yaşamakta, ticaret savaşları ve bunun beraberinde getirdiği bilinmezlikler ile bambaşka bir serüvene hazırlanmaktadır.

Dünya ülkelerinin ticaret açığı kaygısıyla sanayisini koruma altına alacağı, yeni ticaret bloklarının oluşacağı ve tedarik zincirini dönüştürücü hamleleri göreceğimiz bu yeni dönemde ticaret ve üretimin, her zamankinden daha fazla politik ve stratejik bir araç haline geleceği aşikardır. 21. yüzyılın başlarında ‘küreselleşme’ kavramı, ülkeler arasında sınırsız ticaretin ve serbest piyasa ekonomisinin zaferi olarak sunuluyordu. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, bu durumun sona erdiğini ya da en azından şekil değiştirdiğini göstermektedir.

Dünyanın iktisaden en büyük iki ülkesi arasında gün geçtikçe şiddetlenen Ticaret Savaşları bu dönüşümün en çarpıcı yansımalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihten alınacak temel bir ders varsa, o da – maalesef – ticaret savaşlarını bir süre sonra gerçek savaşların izlediğidir. Günümüzde Gazze’deki vahşet ve ABD-Çin ekonomik gerilimleri göstermektedir ki, 21. Yüzyılın savaşları daha çok “medeniyetler-arası savaşlar” olacaktır. Önümüzdeki süreçte hiçbir Milli Devlet, parçası olduğu

medeniyet camiasının meselelerine bigâne kalamayacak; etkili bir “Medeni-Milli Devlet” olmaya çabalayacaktır.

Allah’a hamd olsun ki Türkiye; devletimizin birçok alanda uyguladığı Milli Hamleler sayesinde bugünlere önceden hazırlanmış, bir yandan Yerli ve Milli Üretim oranını ülkemiz tarihinin zirve noktasına taşırken diğer yandan Medeniyetimiz ve köklerimizle olan bağlarımızı daha da sağlamlaştırmıştır. Bu başarı ülkemiz için bir iftihar kaynağıdır.

Sayın Cumhurbaşkanım

Tüm bu gelişmeler Türkiye’nin yeni dünya düzeninin en önemli aktörlerinden biri olacağını ap-açık göstermektedir.

Bizler MÜSİAD’lı İş Adamları olarak; dün olduğu gibi yarın da devletimizin Milli Politika Uygulamalarının arkasında duracak ve ülkemizin yakaladığı bu tarihi fırsatın heyecanını daima canlı tutacağız.

Yeni dönemde MÜSİAD, sadece bir iş dünyası yapılanması olarak değil, aynı zamanda Türkiye'nin ulusal ve küresel ekonomik geleceğini şekillendiren aktörlerden biri olarak konumlanacaktır. Önümüzdeki dönemde MÜSİAD, Türk İş Dünyasının dünya genelindeki etkisini artırarak uluslararası pazarlarda daha çok söz sahibi olmanın yanı sıra, toplumun geniş katmanlarına yayılan ve mazlum Müslüman coğrafyaların iktisadi kalkınmasına fayda sağlayacak projeler geliştirecek ve Türkiye’nin bölge lideri olması adına üzerine düşen her türlü inisiyatifi almaya hazır olacaktır.

Kardeşlerim!

Bizler ‘Kendi kazancına güvenmeyen, başkasının lütfuna bel bağlar’ diyen Mevlana’nın, ‘Kendi Elin ile kazan, kimseye yük olma Kime muhtaç isen O senin efendindir’ diyen Ahmet Yesevi’nin torunları, Anadolu’nun gerçek sahipleriyiz.

Bu topraklar yalnızca ürün değil, insan yetiştirir; emeğiyle yoğrulmuş alnı terli, yüreği sıcak, cesur insanlar…

Kader-i İlahinin lehimize olacak şekilde kırıldığı bu dönemi fırsat bilerek elde edeceğimiz iktisadi ve sınai üstünlükleri kendi çıkarlarımız için değil; İnsan hakları ve demokrasi kavramlarını maske olarak kullanıp tüm dünyada zulmüne kılıf arayan kim varsa onlara cevap vermek için yürüttüğümüz davanın araçları olarak kullanacağız!

Davamız, bir hayat nizamıdır. Hz. Âdem’den bu yana süregelen, hak ile batılın mücadelesidir. Bize düşen, bugün hiç olmadığı kadar haksız düzenler karşısında dimdik ayakta durmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerimle, başta bizlere desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen, büyüyen, kalkınan ve gelişen Türkiye’nin mimarı olan ve Genel Kurulumuzu teşrifleriyle onurlandıran Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a en kalbi şükranlarımı arz ediyorum. Bugün görevi devralmış olduğum Sayın Başkanım Mahmut Asmalı’ya ve tüm geçmiş dönem başkanlarımıza, kıymetli devlet büyüklerimize ve tüm

misafirlerimize katılımlarınızdan dolayı şahsım ve MÜSİAD Ailesi adına teşekkür ediyor….

Sözlerime geçmişte ecdadımıza olduğu gibi, bugün de bize düşen mücadele ruhunu anlatan Üstad Necip Fazılın dizeleriyle son vermek istiyorum;

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Hepinizi Saygı ve Hürmetle Selamlıyorum