MÜSİAD AHDE VEFA YEMEĞİ
MÜSİAD GENEL MERKEZ
21 ŞUBAT 2020
Sayın Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcım,
Sayın İstanbul Ticaret Odası Başkanım,
Çok Kıymetli MÜSİAD Eski Başkanlarım,
Değerli MÜSİAD Üyeleri ve Dostları,
Ahdimize vefalı bunca dostumuzun olduğunu görmenin mutluluğunu yaşadığımız bu güzel akşamda, hepinizi saygıyla selamlıyorum; hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Kıymetli Dostlar,
MÜSİAD’ımız bu yıl 30’uncu yaşını doldurmaya hazırlanıyor.
Bizler, 30 yıl önce Mecidiyeköy’de küçük bir ofiste çıktığımız yolda, öyle güzel birikimler yaptık, öyle güzel dostlar biriktirdik ki, geçen yıllar bizi yalnız iş dünyasında değil, gönüllerde de nadide bir konuma taşıdı.
“MÜSİAD bir medeniyet davasıdır” sözümüzü, eylemlerimizle yansıtırken, bu eşsiz gönül birliği de yanına eklendi ve bizlere, çok az STK’ya nasip olacak bir armağan verdi.
Bugün burada, MÜSİAD bünyesinde 20’nci, 25’inci yılını tamamlayan üyelerimiz, kurucularımız, kadim dostlarımız aramızda bulunuyor. İşte en büyük armağanımız!
Bizler, “Türkiye’nin ve dünyanın en etkin ve en yaygın STK’sıyız” diyoruz.
Bunu, Türkiye’de 89, dünyada 95 ülkede, 225 noktada faaliyette olmamızın yanında, bir “medeniyet davası”nın eriştiği mertebeye atfen söylüyoruz.
Nasıl başardık, MÜSİAD nasıl yollardan geçti, Türkiye bugünlere nasıl ulaştı; 30 yılına şahit bir STK’nın temsilcisi olarak, sizlere bugün kısa bir panorama çizmek istiyorum:
MÜSİAD tarihine baktığımızda, aslında bir anlamda yakın dönem Türkiye tarihine de tanıklık ediyoruz.
Darbeler, darbe girişimleri, ekonomik krizler, siyasi çalkalanmalar…
MÜSİAD, bütün bu süreçlerin canlı tanığıdır.
MÜSİAD’ın temellerinin atıldığı 1990 yılı, Anadolu sermayesinin, cevherini fark etmeye başladığı döneme denk gelir.
O yıl, iş dünyasının alışılagelmiş kalıplarının kırılmasının ayak seslerinin duyulduğu yıldır.
O yıl, “sizin bu oyunda yeriniz yok!” anlayışı benimsetilmek üzereyken, “biz bu oyunun kurucusu olacağız” özgüvenine erişmenin ilk adımlarının atıldığı yıldır. Bizzat kurucularımızın anlattığı kuruluş hikâyelerinde yer alır; o günlerde, “yapamazsınız, geri dönün bu yoldan” sözleri en sık kullanılan uyarı ve belki de tehdit olmuştur.
Niyetinden şüphe duymadığımız dostlar, mevcut durumu değerlendirip, “karşınızda güçlü bir blok var, ezilirsiniz” demeye çabalarken, diğer yandan, “sizi tutundurmayız, yapamazsınız” tehdidi de hatırı sayılır şekilde hissediliyordu.
Yola çıktığınızda, önünüzde iki seçenek belirir: ya yolun varlığını reddedip yürümeye başladığınız noktaya geri dönerek mevcut şartları kabul edersiniz, ki bu konforlu bir alandır, ya da bütün inancınızı kuşanıp “Hadi Bismillah” der, yürümeye başlarsınız.
İşte o anda önünüzde öyle büyük duvarlar, öyle dikenli, sarp patikalar belirir ki, sık sık arkanıza bakarsınız, hatta dönmeyi bile düşünürsünüz.
O anlarda sizi kolunuzdan tutup ayağa kaldıran tek şey vardır: inancınız!
MÜSİAD’ın kuruluş ve bu günlere ulaşma öyküsü, azmin ve inancın önünde hiçbir bendin duramayacağının kanıtıdır değerli dostlar.
İşte bu sebeple, “MÜSİAD, mücadelenin diğer adıdır” diyoruz.
“Bin sene de okusam, ‘ne biliyorsun?’ diye sorsalar, ‘haddimi biliyorum’ derim.” sözünü hatırlayarak, büyüklenmeden, ama gücümüzü de idrak ederek yolumuza devam ettik, ediyoruz.
Bu çetrefilli yolda, elbette tek başımıza ilerlemedik.
Bizlere inanan kıymetli dostlarımızla, değerli üyelerimizle ve sorgulamadan, aramıza duvarlar örmeden yanımızda duran herkesle yol aldık.
Her zaman birlikte olmanın, beraber büyümenin gücüne inandık.
MÜSİAD, henüz, kuruluşuyla ülkedeki önemli bir önyargıyı kırma mücadelesindeyken, bugün andığımızda dahi, ilk günkü sarsıntıyla zihinlerimizde yankılanan bir felaket yaşadık: 28 Şubat!
Bu, MÜSİAD olarak karşılaştığımız en sert fırtınalardan biriydi.
Başkanlarımız yargılandı, kapatılma tehdidiyle karşı karşıya kaldık, üyelerimize vergi cezaları kesildi, polis baskınları yaşadık, çarpıtma ve yalan haberlerle hedef gösterildik.
Bugün demokrasi güzellemeleriyle ekranları, gazete köşelerini ve konferans salonlarını süsleyen isimler, o dönemde işaret parmaklarını sallayarak bizleri oyun dışına itmenin hesaplarını yapıyordu.
Biz, hiçbir şeyi unutmuyoruz, yaşatılan zulmün hiçbir karesini hafızamızdan silmiyoruz, kabul etmiyoruz.
Fakat bizim artık kin güderek kaybedeceğimiz, ülkemize kaybettireceğimiz bir zaman yok.
Bunu, tarihe kalın harflerle yazdığımız 15 Temmuz Destanı’nda da gördük.
Birlik olmak ne demek, en anlamamakta direnene dahi o gün anlattı Türk Milleti!
Biz de MÜSİAD olarak, "15 Temmuz, Karanlıktan Aydınlığa" sloganıyla duruşumuzu ortaya koyduk.
Takip eden günlerde, bu duruşumuzu destekleyen çalışmalar yürüttük.
Türkiye’yi dolaşarak, “Gelecek Senin, Sahip Çık” dedik.
28 Şubat örneğinde de 15 Temmuz’da da, vatanın söz konusu olduğu her konuda; ortalık alev alev yanarken gözden kaybolan, her şey yoluna girdiğinde yeniden belirenlerden olmadık.
Çünkü MÜSİAD, her şey yolundayken varlık gösteren, rüzgâr tersine döndüğünde ortadan kaybolan bir yapı olmadı hiçbir zaman.
MÜSİAD, kötü gün dostudur!
MÜSİAD demek, memleket sevdası demektir!
Biz, demokrasi dışında hiçbir yolu kabul etmiyoruz.
Bu vesileyle bir kere daha ifade etmek istiyorum: MÜSİAD olarak her zaman devletimizin ve milletimizin yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.
Değerli Misafirler,
Biz bir idealle yola çıktık; “Yüksek ahlak, ileri teknoloji, güçlü Türkiye”ye inandık.
Bu ideale, hep birlikte ulaşacağız.
Bu toprakların bereketine, Türk Milleti’nin gücüne inanan iş insanları olarak, bu memleketin evlatları olarak üretmeye ve büyümeye devam edeceğiz.
Bugün karşınızda MÜSİAD Genel Başkanı olarak konuşuyorum; görev sürem dolduğunda da, başkanlığı devralmadan önce olduğu gibi, MÜSİAD’ımıza hizmet etmeye devam edeceğim.
Çünkü Ömer Cihad Başkan’ımın söylediği gibi, “MÜSİAD’ın emeklisi olmaz, rahmetlisi olur”.
Rabbim bizlere, ömrümüz yettiğince MÜSİAD’ımıza, ülkemize hizmet etmeyi nasip etsin.
Bu vesileyle, benden önce görev yapan Başkanlarımıza ve ilk üyelerimizden en yeni üyemize kadar, bize destek olan herkese teşekkür ediyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.
Kıymetli Dostlar,
Bugünkü toplantımızın adına, Ahde Vefa dedik.
Bizler, ahdin, kişiye yüklediği sorumluluğu bilen, ahdin kıymetini her şeyin üstünde tutan bir gelenekten geliyoruz.
MÜSİAD olarak, kurulduğumuz ilk günden bu yana ülkemize, milletimize verdiğimiz “beraber kazanmak, kardeşçe bölüşmek, beraber büyümek” ahdini unutmadan ilerliyoruz.
Üyelerimiz başta olmak üzere, tüm dostlarımızla aramızdaki bağı, bu ahde sadık kalarak daha da güçlendiriyoruz.
Mevla’m bizlere, daha nice uzun yıllar bu ahdin etrafında toplanmayı nasip etsin.
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, bu güzel akşamın organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Abdurrahman Kaan
MÜSİAD Genel Başkanı