Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi
2 Ekim 2019
ANKARA
Sayın Bakanlarım ( Savunma Bakanı Hulusi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu),
Sayın Savunma Sanayii Başkanım (İsmail Demir),
Sayın Emniyet Genel Müdürüm,
Sayın Valim, Belediye Başkanım,
İş Dünyası ve STK’ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,
Değerli Basın Mensupları,
Savunma Sanayinin geleceğine dair oldukça stratejik bir kapsam barındıran sınır güvenliği ve radar sistemlerinin ele alınacağı bu zirvede sizlerle bir araya gelmekten duyduğum memnuniyeti ifade eder; hepinizi saygı ve muhabbetle selamlarım. Hoş geldiniz şeref verdiniz.
Değerli Misafirler,
Günümüzde tehdit algıları sadece belirli bir toprak parçasının güvenliğine karşı yapılan saldırıların çok ötesinde, maalesef asimetrik bir kimliğe bürünmektedir.
Asimetrik tehditler, sadece askeri ve istihbari önlemlerin çeşitlenmesini değil, aynı zamanda sınır güvenliği kavramının da yeniden tanımlanmasını gerekli kılmaktadır.
Hepimizin malumudur: Bizler zor bir coğrafyanın inançlı ve bir o kadar da dirençli evlatlarıyız.
İbn-i Haldun’un zamanlar ötesine geçmiş bir sözünü burada hatırlatmak isterim: Coğrafya, kaderdir.
Jeo-politik coğrafyanın bir toplum üzerindeki siyasi kaderidir bir bakıma.
Bizler, asırlar boyu bu topraklarda ve kadim medeniyetimizin gölgesinde hem çok kutuplu tehditlerle mücadele etmeyi hem de bize özgün muharebe teknikleri geliştirmeyi öğrendik.
Türk geleneği diye dünya askeri literatürüne geçmiş çok sayıda savunma, hücum ve levazım tekniklerinin mucidi olduk.
Lakin zaman değişmektedir.
Köroğlu destanında derdi, burada yaşı bizlerin yaşına yakın misafirlerimiz hatırlarlar: Silah icad oldu mertlik bozuldu diye.
Devir değiştikçe hem savaşın hem de profilaktik savunma sistemlerinin de yapısı doğal olarak değişmektedir.
İşte bu noktada, savunma sanayi sadece askeri bir kimlikle değil; ekonomideki her sektörün, diplomasinin ve siyasetin manevra alanı haline gelmektedir.
Savunma sanayi, çıktıları açısından pek çok sektörü, hem teknoloji hem de ara malı ya da üretim bilgisi açısından beslemektedir. Bu nedenle savunma sanayi sadece bir üst sektör kolu değil, bir üretim ve tasarım bilgisidir.
Çünkü nüfuz alanı oldukça geniş bir satha yayılmaktadır.
Savunma sanayi gücü, diplomatik sahanın en önemli kozlarından biridir.
Bakınız günümüz diplomasisi sadece siyasetin altyapısını ve hareket alanını belirlememektedir.
Diplomasi de kendi içinde dallara ayrılmakta ve bu dalların tamamı jeostratejik karar alma süreçlerine hizmet etmektedir:
Ekonomik diplomasi
Ticari diplomasi
Güvenlik diplomasisi
Kültürel diplomasi
Askeri diplomasi gibi.
Savunma sanayide milli üretim ve teknoloji kapasitesine ulaşmak bizleri hem askeri diplomaside güçlü kılmakta hem artan tehdit algıları karşısında daha hızlı refleks verebilme kapasitesine kavuşturmaktadır.
Askeri radar ve sınır güvenliği ise tehdit algılamalarının karşılanmasında ve hızlı istihbarat süreçlerinin işletilmesinde oldukça hayati bir önem arz etmektedir.
Kıymetli misafirler,
Dünya, “Bilgi güçtür” bakış açısıyla kendini yepyeni bir dönemin içinde buldu.
2000’lerin başından itibaren girdiğimiz bu yeni periyod bizi, konvansiyonel paradigmalarımızı değişmeye doğru itmektedir.
Çünkü bilinen bir gerçek vardır: Her güç, doğru tanımlanmaz ve yönlendirilmezse aslında bir tehdittir.
Bilgi, günümüz dünyasında sağladığı güç kadar getirdiği tehditle de oldukça hassas ele alınması gereken bir konudur. Savunma sanayi bilgi ve tehdit alanını dengeleyen yerdir.
Çünkü bir ülkenin savunması sadece silahlı mücadelenin yani sıcak savaşın değil, aynı zamanda sürekli tedbir almanın, tehlikeyi meydana gelmeden elimine etmenin yani askeri profilaksinin de alanıdır.
Bu nedenle bilhassa sınırlarımızın güvenliğini sağlamada yüksek teknolojiye sahip milli izleme ve tespit sistemleri, hava savunma top ve füze sistemleri, havadan keşif ve gözetleme, deniz platformları ve gözetleme sistemlerinin milli olarak üretilmesi ileri radar teknolojileri ile mümkün olmaktadır.
Kıymetli misafirler,
Uluslararası ilişkilerin esası “Güç ve Denge” konseptinden çıkar.
İhtilaflar, sürekli tehdit yarattığına göre devletin bunu önleyebilmek; önleyemediği ve ortaya çıktığı takdirde ise anında bozabilmek durumunda olması gerekir. Çünkü burada esas olan bir milletin bekasıdır. Esas olan insan canıdır. İnsan canı için kendi kaderinden vazgeçen insanların bilgi ve tecrübe üretme yerinde olmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha burada belirtmek isterim.
Mesele beka ise O halde her devletin yaşamasını sürdürmesi ve çıkarlarını koruyabilmesi için gücünü arttırması gerekir.
Bu da diplomasinin her alanında bizleri çok daha reel kozlarla masaya oturan taraf haline getirecektir.
Elbette burada kastedilen, sadece askeri bir bakış açısıyla topluma temas etmek değildir.
Ancak sahip olduğumuz coğrafya ve 50 yıla yakın bir süredir mücadele ettiğimiz terör kavramı bizleri, çok daha ihtiyatlı ve tehlikeye karşı teyakkuzu yüksek bir toplum haline getirmiştir.
Bakınız Kıymetli misafirler,
Sıklıkla hatırlattığımız bir söz var: “Hangi devletin başına gelse yerle yeksan olur” denen pek çok hadiseden ülkemiz; tarihinin verdiği refleks kapasitesi ve milletinin desteği ile sağ salim çıkmayı başarmıştır.
Kolay değildir, 50 yıla yakın bir süredir çok cepheli bir tehdit olan terör ile istikrarlı bir mücadele içinde olmak.
Türkiye bu bilinç ile kendi savunma sanayisini ve teknolojisini üretmek adına son yıllarda hatırı sayılır bir atağa geçmekte ve “güç” kavramının verdiği çok değişkenli bu oyunda, oyun kurucu kimliği ile var olmaktadır.
Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayiindeki ihracatının, 2018 yılında bir önceki yıla göre % 17,1 artış kaydederek, 2 milyar 35 milyon dolara yükseldiğini görüyoruz.
Savunma sanayii ihracatında ilk sırayı 726 milyon dolarla ABD’nin alması, bunu 226 milyon dolarla Almanya’nın takip etmesi, ülkemizin gelişmiş ülkelere de savunma sanayii ihracatı yapabilecek düzeyde olduğunu göstermektedir.
MÜSİAD olarak bu gücü ortaya koyma ve ülkemizin potansiyelini açığa çıkarma noktasında daha fazla katkı sunabilmek için yoğun çalışmalar yürütüyoruz.
Türkiye’yi geleceğe taşıyacak olan üretim anlayışı, milli ve yerli üretim odaklı olmalıdır.
Değerli Misafirler,
Ankara, Kayseri ve Kırıkkale hattı başta olmak üzere, ülkemizin pek çok yerinde savunma sanayii alanında hâlihazırda başarılı çalışmalara imza atan üyelerimiz bulunmaktadır.
İhtiyaç analizleri ile beslenen bir makro planlama neticesinde çok daha fazla firmamızın bu alana kanalize olacağına ve çok daha üretken çalışmalar yapılacağına olan inancımız tamdır.
Bu anlamda ortaklık kültürü kavramını tanımlayarak savunma sanayini baz alan komiteler kurmaktayız.
Büyük ölçekli Sermaye Ortaklıkları Komitemiz, birebir savunma sanayi üzerinde ortaklık kavramı üzerinden yürümektedir. Ölçek büyüklüğünün esas olduğu bu alanda KOBİ yapılarını geliştirmek ve savunma yan sanayi yatırımları için ayrı bir milli unsur oluşturmak çıkış noktamızdır.
Kıymetli misafirler,
Bizler “tazelenme dönemi” adı altında çıktığımız bu yolda 30 yıllık bir kültürün, bir iş yapma geleneğinin ve memleket sevdasının hakkını vermeyi hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki MÜSİAD, sadece bir STK ya da İşadamları derneği değildir. MÜSİAD bu ülkenin 30 yıllık siyasi ve iktisadi hikâyesinin bir parçası hatta kendisidir.
Türkiye’nin yeni bir hikâye yazmaya hazırlandığı bu dönemde amacımız her zamanki gibi milletinin hizmetinde ve devletinin yanında bir MÜSİAD ile yeni dünyanın jeopolitik haritasında lejant yazan taraf olmaktır. Bu da ancak bilginin ve tecrübenin milli bir şuurla harmanlanmasından geçmektedir. MÜSİAD nedir? Sorusunun cevabı da budur.
MÜSİAD, bilginin tecrübenin ve hafızanın milli bir şuurla harmanlanmış ev sahibidir. Kapımız bu şuura sahip herkese açıktır.
Dijitalleşme ve Bilginin Ticarileştirilmesi Komitesi
Savunma Sanayi Ortaklıkları Komitesi,
Rekabette Yenilik Planlama Komitesi
Yerlileştirme ve Milli Üretim Komitesi
Çok Ortaklı Sermayede Kaynak Geliştirme Komitesi
Sanayi Bölgeleri ve Yerleşkeleri Komitesi
Akademi Sanayi Kamu İşbirliği Komitelerimiz bugün savunma sanayinin geleceğini konuşacağımız bu zirvenin muhataplarıdır örneğin.
Bizler proje bazlı ve çıktı ağırlıklı çalışma grupları şeklinde yeniden dizayn ettiğimiz MÜSİAD ile çok daha hızlı yol alan ve hedefe yönelik projeler geliştiren yeni bir anlayışa geçtik.
Yukarıda saydığım Komiteler, sadece bu zirvenin temas ettiği konular üzerinden çalışma alanı açılan sayılı örneklerdi. Bizler ülkemizdeki her sektörü kapsayan ve her sektör için taktik yol haritaları niteliğinde biçimlenen 40 Komite ile Yeni Türkiye için yola revan olduk. Bundan gurur duyduğumuzu burada bir kez daha belirtmek isterim.
Hedefimiz de belli şiarımızda:
İyi günde kötü günde ezel ebed beraber.
Yeni Dünya’da artık yeni bir Türkiye var. Yeni Türkiye’nin yeni yönetim modeli var. Bu model bizlere de sorumluluklar yüklemektedir. Hepimiz; meslek birliklerinden odalarına, kurullarından şirketlerine kadar topyekun bir kurumsal değişim sürecinde aktif olmalıyız.
Bilgi güçtür. Lakin bilginin her an kendini güncellediği bir dünyada asıl güç, onu takip eden değil, ona yön veren taraf olmaktan geçer. Müsiad budur. İki günü birbirine denk olan bizden değildir buyuran yüce peygamberin ümmetine çalışmak, üretmek ve her tehdit karşısında tevekkülle dimdik ayakta durmak yakışır. Bize bu yakışır.
Sayın Bakanım, Değerli Misafirler,
Sözlerimi burada tamamlarken, “milli ve yerli” bir savunma sanayisi için son derece önemli gördüğümüz bu toplantıların, artarak sürmesini temenni ediyorum.
Bu değerli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Abdurrahman Kaan
MÜSİAD Genel Başkanı