MÜSİAD - TARIM ve ORMAN BAKANLIĞI

İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ

12 Eylül 2019

ANKARA

Sayın Bakanım,

Sayın Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanım,

İş Dünyası ve STK’ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Ankara’da, böyle güzel bir vesileyle bir araya gelmenin mutluluğuyla, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanım, Değerli Misafirler,

MÜSİAD olarak, üyelerimizin mevcut işlerinde başarıya ulaşarak, ülkemiz ekonomisine daha fazla katkı sunmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. İşlerimizdeki başarının motivasyon kaynağı, her zaman ülkemiz ve milletimizin refahı oluyor. Meselemiz Türkiye sloganını ortaya koyarken de, bu motivasyondan yola çıktık.

Bugün dünyada, ekonomideki dengelerin değiştiğini görüyoruz. Zorlu rekabet ve ticari arenada giderek sertleşen koşullar, bizi gelecekte zorlu bir sürecin beklediğine işaret etmektedir. Bu noktada en önemli vurgu, ülkelerin kendi kaynaklarını en iyi şekilde kullanarak, bu arenada yer almalarıdır.

Burada da karşımızda beliren konulardan biri, kırsal kalkınma oluyor.

Kırsal kalkınmanın sağlanması, politika yapıcılar başta olmak üzere siyasi iradenin kararlılığıyla doğru orantılıdır. Bugün bu kararlılığı görüyoruz.

Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının önemli rol oynadığını belirterek, bu noktada MÜSİAD olarak bize düşen görev ve sorumlulukların farkında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

MÜSİAD, diğer STK'lardan farklı olarak bölgesel kalkınmaya büyük katkı sağlıyor.

Geniş teşkilat ağımız sayesinde, mikro verilere doğrudan ulaşıyoruz. Bölgesel kalkınmada, mikro ve makro verilerin birlikte elde edilebilmesi büyük bir avantajdır.

Biz, mikro bilgiyi tabandan doğrudan alarak işleyebilen tek STK'yız ve farkımız bu noktada. Dolayısıyla, MÜSİAD'ın bölgesel kalkınmadaki rolü kilit noktadadır.

Sayın Bakanım, Kıymetli Misafirler,

Bizler, stratejik sektörlerden biri olarak kabul ettiğimiz Gıda, tarım hayvancılıkta ilerlemeyi, kırsal kalkınmada çıkış noktası olarak görüyoruz. MÜSİAD olarak, bunu gerçekleştirebilmek amacıyla, Kır Kentler adıyla bir proje ortaya koyuyoruz. Bizlerin öncelikle, giderek kaybolan kırsal kalkınma algısını yeniden canlandırmamız, diri tutmamız lazım.

Biz bu amaçla yeni dönemde, MÜSİAD Kırsal Dönüşüm Tarımsal ve Hayvansal Kalkınma Komitesi’ni kurduk.

Burada çıkış noktamız şu: şehir konforunu, mümkün olduğunca kırsalda da sağlayalım ki, böylece kırsalın cazibesini artıralım.

Türkiye, birçok farklı alanda olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da önemli avantajları elinde bulunduruyor; tarım ve hayvancılık alanındaki köklü üretim geleneğimiz gibi.

İnsanımızın beklentileri ve son derece özveri isteyen bu alana yönelmek için ihtiyacı olan birtakım şartlar var. Bunları yerine getirmemiz gerekiyor. Altyapıyı güçlendirerek, üretimi destekleyerek ve özellikle genç nüfusun kırsal hayata özendirilmesi ile bunu gerçekleştirebiliriz.

Böylelikle “yerinde istihdam” kavramının içini doldurarak, kırsaldaki insanımızın kendi bölgesinde kalmasını sağlayabileceğiz. Bu, kadim üretim bilgisine sahip insanlarımızı, doğup büyüdüğü topraklardan koparıp büyük şehirlerde yaşam mücadelesi vermekten kurtararak, iç göçün önüne geçebilmemiz için elzemdir.

Tabii, teşvikler, gerekli düzenlemeler gibi birçok bileşen var; detaylı ve titizlikle incelenmesi gereken bir konu.

Ben burada, detaya girmeden kısaca birkaç konuya değinmek istiyorum müsaadenizle.

Tarımsal üretim, ülkelerin dışa bağlılık ve kendi kendine yetebilmeleri noktasında bir itici güçtür. Tohum konusu ise, tarımsal üretimin içinde, en stratejik noktalardan biridir. Dünyada, tarımda tekelleşmenin savunucusu olan ülkeler ve şirketlerin en büyük silahı da bugün, tohum olmaktadır. Türkiye, müthiş bir doğal, yani geleneksel tohum bölgesidir. Avrupa kıtasının tamamında ortalama 3-4 bin çeşit tohum varken, bugün sadece bizim

topraklarımızda yaklaşık 7 bin çeşit tohum bulunuyor. Bunun 4 bine yakını, endemik tohum.

Böylesine bir zenginliği elimizde bulundururken, bunu koruyarak gelecek nesillere aktarmamız, hayati önemdedir. Üretimde kalite ve verimi artıracak modern tarım teknolojileri, bugün tarımsal üretim için vazgeçilmezdir. Tarımda modernleşme, bizim gibi gelecek hedefleri büyük olan ülkeler için bir gereklilik, hatta zorunluluktur.

Fakat teknolojiyi üretim içinde kullanırken, uzun vadede zararı dokunacak uygulamalardan uzak durmamızın da, üzerimizde büyük sorumluluk olduğu kanaatindeyim.

Güncel verileri doğru okuyunca rakamlar, endişe etmeden fakat tedbir alarak yolumuza devam ettiğimizde, başarının geldiğini kanıtlar nitelikte.

TÜİK’in yerli tohum üretimi verilerine baktığımızda, 2012’den bu yana sertifikalı tohum üretimine verilen teşviklerle birlikte, yerli tohum üretiminde artış yaşandığını görüyoruz. Üretim rakamları, 2012’de 145 bin 227 tonken, 2018’de bir milyon 59 bin 316 tona yükselmiştir.

Ülkemiz, tarımsal ürünlerin üretim ve dış ticaretinde, önemli bir aşama kaydetmiştir.

Tahıl, sebze, meyve ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi konusunda, yurt içi talebin karşılanması, sorunsuz bir şekilde sağlanmaktadır.

Toplam tahıl ürünlerinde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi %98 oranındayken; buğdayın yeterlilik derecesi %111,7, arpanın yeterlilik derecesi %90,2 mısırın ise %73,3 seviyesindedir.

Toplam sebze ürünlerinde ise yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi %106,6 seviyesindedir.

Rakamlar ülkemizdeki tarımsal üretimin iç talebi karşılamak konusunda oldukça yeterli olduğunu göstermektedir.

Tarım ürünlerinin dış ticaretinde ise, bilhassa son 20 yılda rakamların katlanarak arttığı görülmekte; bununla birlikte, ihracatla birlikte ithalatta da büyük bir artış gözlenmektedir. 1998 yılında yalnızca 5,1 milyar dolarken, 2018 yılında 20,7 milyar dolara yükselmiştir.

Toplam tarım ürünü ithalatı ise 1998 yılında 4,3 milyar dolarken, 2018 yılında 17,7 milyar dolar olmuştur.

Böylece 2018 yılında tarım ürünlerinde yaklaşık 3 milyar dolar dış ticaret fazlası verilmiştir.

Bununla birlikte, kırsal kesimden kente göçlerin yoğunlaşması nedeniyle, ülke nüfusunun %84’ünün artık şehirlerde yaşadığı görülmektedir. Kırsalda üretici olan nüfusun şehirde gıda tüketicisi hâline geldiği gerçeğinden hareketle, orta ve uzun vadede tarımda “ithalatçı ülke” pozisyonuna düşmemek için, tarımsal üretim meselesinin her daim gündemimizde olması gerekmektedir.

İsviçre, Hollanda, Avustralya örneklerini detaylı şekilde inceleyip analiz ederek, hâlihazırda var olan kadim kırsal üretim geleneğimizi, bu ülkeler seviyesine, hatta daha ileri taşımalıyız.

Çiftçimizin ve kırsal kalkınmaya katkı sunan insanımızın refahını yükselterek, bu alanda gerçekleşen üretimin kalite ve verimini artırmak, mümkün olan bir konudur. Bu sistemi oturtabildiğimiz sürece, Türkiye’nin kırsal kalkınmada geleceği parlak olacaktır.

Tespit yapmak, analiz çok önemlidir elbette; fakat biz, yeni dönemde de özellikle altını çizerek şunu söylüyoruz: “proje odaklı ve iş geliştirmeye yönelik” adımlar atılmalı.

Artık, zihnî olarak tasarladığımız projeleri hayata geçirme vaktidir.

Bugün tarımda üretim gücünü elinde bulunduran ülkeler, planlama yaparak ve planlara azami düzeyde uyarak bu başarıya ulaşmıştır. Biz de Türkiye olarak, tarıma eskisi gibi ivme kazandırabilmek için, işe ilk olarak, 10 yıllık kalkınma planını hazırlayarak başlamalıyız.

Türkiye’nin artık vakit kaybetme lüksü yok. Hedeflerimiz büyük ve eğer planlı bir şekilde ilerlersek, bu hedefleri gerçekleştirecek gücümüz var. Bizim, bu konuda ülkemize, insanımıza olan inancımız tamdır.

Her platformda ifade ettiğimiz gibi, MÜSİAD olarak bu konuda elimizi taşın altına koymaya her zaman hazırız.

Sayın Bakanım, Kıymetli Misafirler,

Biz, yurt içinde 87, yurt dışında 94 ülkede 224 noktayla, yaygın ve etkin bir STK olarak, “Beraber” mottosuyla yol alan bir yapıyız. Bunu kendimize ilke edindik ve başta devlet kurumları ve hükümet yetkililerimiz olmak üzere, her zaman iş birliği içerisinde hareket etmeyi önemsiyoruz.

Çünkü bizler, ancak farklı perspektifleri bir araya getirerek ortak bir bakış yakalamayı başarırsak, gerçekte var olan gücümüze ulaşacağımıza inanıyoruz.

Bu kapsamda bugün imzalarını atacağımız protokolün, en başta ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Gelecek planlarımızı ve ülkemizi hedeflerine ulaştırabilmek için duyduğumuz heyecanı paylaşan ve desteklerini esirgemeyen Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli’ye, hususen teşekkür ediyorum.

Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Abdurrahman Kaan

MÜSİAD Genel Başkanı