ŞUBE GENEL KURULU
29 MART 2021
DÜZCE
Sayın Kaymakamım,
Sayın Belediye Başkanlarım,
Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim,
İş ve Siyaset Dünyasının, STK’ların, Odalarımızın Değerli Başkan ve Temsilcileri, MÜSİAD Düzce Şubemizin Değerli Başkan ve Üyeleri,
Kıymetli Basın Mensupları,
Şubemizin Genel Kurulunda hepinizi saygıyla selamlıyorum; hoş geldiniz sefalar getirdiniz.
Değerli Misafirler,
Zorlu bir 2020 yılı bizleri, onun devrettiği güçlükler ve yeni tehdit-fırsat algılarıyla 2021 yılına attı. Covid-19 salgınıyla birlikte küresel ekonomi, hem arz hem de talep yönüyle büyük bir şoka girerken; sermaye, mal ve insan hareketliliği neredeyse durma noktasına geldi ve birçok sektörde hayatta kalmak imkânsız hâle geldi.
COVID 19 süreci bugünden yarına bitecek bir süreç değildir. Aşılama çalışmaları tamamen bitse bile toplumsal bağışıklığın zaman alacağını uzmanlar dile getirmektedir. Yani bir bu kadar daha yolumuz vardır. Tüm bunlar olurken aslında sessizce yeni bir yaşam biçimi hayatımıza girmekte ve bizler sakince bu yeni kurallara adapte olmaktayız.
Elbette sosyal bir yorgunluk var ama aynı zamanda tepki mekanizmalarımızda da bir durulma olduğunu söyleyebiliriz. Neticede beyin her ruh durumuna bir süre sonra adaptasyon ve alışma sağlar. Dolayısıyla geçen sene yadırgadığımız pek çok kural bugün normalize oldu. Bir sene sonra ise alışkanlık olacaktır.
Ayrıca COVID süreci tamamen bitse bile bizi bekleyen iki büyük sorun daha var: İklim değişikliği ve biyolojik terör ya da silahlanma. Dolayısıyla bu süreçte her ülke mecburen kendi yedek planlarını yapmakta. Üretimden tutun da güvenliğe kadar her alanda olası bir tekrarın
önlemleri alınacaktır. Söz konusu avantajı bütün parametreleriyle birlikte sahaya yansıtabilmemiz için, Covid-19’un getirdiği orta ve uzun vadeli dönüşüm sürecine imalat sanayiini çok iyi hazırlamalıyız. Zira önümüzde Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitemiz ve iş gücü yetkinliklerimizi geliştirmek için kullanarak uzun vadede küresel ekonomide ciddi bir sıçrama yapabileceğimiz bir fırsat alanı bulunmaktadır.
Özellikle coğrafi konum anlamında ciddi bir avantajımız olduğunu ve bunun küresel ekonominin gelecek projeksiyonlarında ülkemize büyük bir fırsat alanı oluşturacağını düşünüyoruz. Tedarik zincirlerinin yeniden tasarlandığı ve lojistik hatlarının yeniden çizildiği bir süreçte yolların kesişim ülkesi Türkiye’nin çok daha aktif bir oyuncu olarak oyunda yer alması gerekmektedir.
MÜSİAD ise bu ilişki sistematiğinde bambaşka bir yere ve öneme sahiptir. Bizim gibi Dünya’da sayılı örnekleri olan ve geniş bir alana yayılmış Sivil Toplum Kuruluşları devletin demirden eline geçirilmiş kadife bir eldiven gibidir. Gerilen ilişkileri, geri planda iktisadi diplomasi kanalıyla ticaret ve yatırım ağları kurarak yeniden inşa edebilir ve hatta düzeltebilirler. Biz de gerek ticari diplomasi ağımız gerekse ekonomik istihbaratı önceleyen raporlama sistemimizle ticari komşulukları sınırlar ötesine taşımaktayız. Üyelerimizin dış ticaret hareketliliği bir bakıma ülkemizin dünyadaki yeni güç ve konumunun devamlılığını garantilemektedir.
Ne demiştik? MÜSİAD, sahada en etkin ve yaygın, eşine nadir rastlanır bir sermaye platformudur. Bu özelliği ile de ülkemizin gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş ve en ince saha bilgisine dahi hâkim olmanın verdiği güç ile ilerlemektedir.
Genel Başkanlığımı devretmeme az bir süre kala, her vesile Anadolu’nun nabzını tutmak, üyelerimiz ile bir araya gelmek, onlara temas etmek ve sektörel sorunları bizzat muhataplarından dinleyerek ilgili mercilere ulaştırmak adına gerek memleketim gerekse kuruluşundan bu yana içinde yetiştiğim ve her aşamasında görev aldığım MÜSİAD’ımız için seyrüsefer halinde oldum. Diyebilirim ki İstanbul Genel Merkez’de geçirdiğim gün sayısı seferde geçirdiğim zaman yanında çok azdır. Bundan hem mutluluk hem de onur
duyuyorum. Çünkü MÜSİAD, sadece bir bölgeye sıkışmış ve nüfuz alanı dar bir sermaye grubu değildir. MÜSİAD, bu ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik tarihinin en canlı şahidi ve hatta onu inşa eden unsurlardan biridir.
Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi sonrası tazelenen ve yeni dünya düzeninin hız ve proje üretimi temelli anlayışına en uygun şekilde yapılanan yeni haliyle MÜSİAD, bu ülkede sermayenin, diplomasinin ve sanayileşmenin üssü ve her ölçekte şirketin kendi talep ve çıktıları adına aynı bünyede rahatlıkla var olabileceğini ispatlamaktadır. Sektörel geniş yelpazesi ve her ölçekten firması ile ülke ekonomisini kucaklayan bir ailedir.
Ankara’da katıldığım her toplantıda ve medyada paylaştığım her demeç ve röportajda defaten altını çizdim: bölgesel ekonomiler ve onların ülke milli gelirlerine, kendi özgün varlıkları ile yaptıkları katkı olmadan bu çark dönmez.
Türkiye bünyesinde yeknesak bir ekonomik yapıyı barındırmaz. Her bölgesi, her şehri faklı bir alt model gibi çalışır. Biz de MÜSİAD olarak gerek yerelde gerekse global ağlarımızdaki yaygınlığımız sayesinde ülkemizin sinir uçlarına kadar yayılıp buralardaki iktisadi ve ticari bilgiyi anında edinmekteyiz. Aynı zamanda üyelerimizin talep ve sıkıntılarına da anında cevap vermek ve bunları yetkili mecralara daha hızlı taşımak adına eski sistemimizden çok daha verimli ve hızlı çalışan ve anlık tepkiler verebilen bir yapı inşa ettik ve adına tazelenme süreci dedik.
Kıymetli dostlar,
Her zaman dile getirdiğim bir husus vardır. Biz, Alman ekonomisine çok benzemekteyiz. İkimizin de dinamikleri aynıdır. KOBİ yapılarımız. KOBİ’lerimiz bugün istihdamın % 73’ünü, toplam üretimin %57’sini, ülkemiz toplam cirosunun ise %65’ini karşılamaktadırlar. İhracat içindeki payları ise ülkemizin lokomotif unsuru olduklarının bir diğer kanıtıdır. KOBİ’lerimiz ise Anadolu’da aslında ülkemizin ekonomik ağırlığını tek başlarına sırtlanmış haldedirler. Bu nedenle teşviklerin ve desteklerin dağıtımı noktasında teşvik verimliliği hesabı yapılacaksa evvel teşvik ve destekleme sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini yıllardır savunduk. En sonunda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde
açıklanan Ekonomi Reform Paketinde bu duruma özellikle dikkat çekildiğini görmek bizleri umutlandırdı.
Pakette bir diğer önemli nokta ise yerli ve milli sanayileşmenin ve şehir ekonomilerinin önemine vurgu yapılması ve ithalat bağımlılığının azaltılması adına devlet alımları başta olmak üzere üretimin yerli kaynaklara kaydırılması başlıklarıdır.
Kıymetli kardeşlerim, enflasyon bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri olarak karşımızdadır. Enflasyon ile mücadelede en etkili çözümün üretim planlamalarının etkin bir şekilde yapılması gerektiğini defaten dile getirdik. Üretim üretim üretim.
Pandemi bize bir şeyi daha hatırlattı: kendi kendine yetebilmek. Hatırlarsanız küreselleşme kuralları içinde serbest mal ve sermaye hareketleri ülkeleri biraz da üretim ve kendi kaynaklarını değerlendirme konusunda tembelleştirmişti. Rahatlıkla çok uluslu firmalar kaynak zengini ülkelere gelerek kendi ülkeleri lehine üretimleri bu ülkelerde gerçekleştirip karı kendi ülkelerine transfer etmekteydiler. Dikkat ediniz, yeni dönem ulus ekonomilerinin ön plana çıkacağı ve her ülkenin kendi kaynaklarına ve yerli-milli sermayesine sımsıkı sarılacağı bir yüzyıl olacaktır. Bu kaynakların başında elbette su, tarım alanları, tohum, hayvanlarımız, madenlerimiz, bize özgün ve tıbbi üretimde kullanılan bitkilerimiz, enerji kaynaklarımız, insan gücümüz ve elbette milli sermaye ile bizleri her mecrada ve her krizde ayakta tutan milli şirketlerimiz gelmektedir.
Yerli ve milli üretimde kritik pozisyondaki bütün sektörlerimizin kendi kendine yeterlilik politikalarının artırılması ve bilhassa dış ticarete yönelik yeni bir stratejinin belirlenmesi, doğru bir adım olacaktır.
Çünkü bir ülkede milli paranın değerini o ülkenin üretim ve yatırım gücü belirler. Sadece üretmek de yetmez satışa yönelik üretim planlama mantığıyla önce iç talebi sonra dış Pazar talebini iyi hesaplayıp dönemsel üretim miktarlarımızı ve ürün gruplarımızı belirleyeceğiz. Bu da yetmez bu kez de yatırım alanlarımızı ve yatırımcılarımız destekleyen bir sistemi çalıştıracağız. Buna biz kısaca üretim-ticaret-yatırım senkronizasyonu diyoruz.
Bununla da yetinmedik üretimin her durumda aksamadan devam edebilmesi ve KOBİ statüsüne ulaşamamış mikro KOBİ dediğimiz işletmelerin OSB’lere geçişleri öncesinde yaşadıkları sorunları ortadan kaldırmak ve onları geleceğin yeni koşul ve şartlarına göre yapılandırmak ve büyümelerini sağlamak amacıyla KOBİ kuluçka merkezleri gibi çalışacak orta ölçekli sanayi bölgeleri iş modelimizi geliştirerek yatırım ve üretim üsleri projesi, haline getirdik. Bu proje bizzat SBB tarafından devlet koruması altına alındı. Tüm bunlar sizlerin işletmelerini büyütmeniz ve zor koşullarda ayakta durabilmenizi kolaylaştırmak için attığımız adımlardır.
Kıymetli Dostlarım,
Olmaz diye bir şey yoktur. Zor günlerde insana Allah tarafından daha bir dirayet daha bir sabır gelir. Bizler inanan ve Allah’tan başka hiçbir gücün karşısında eğilmeyen ümmetine sadık insanlarız. Evvel Allah zor denen ne varsa üstesinden geliriz.
Pandemi sırasında olmaz denen birşeyi başardık: Pandemide yapılan en büyük fuar olan, hem katılımcı hem ziyaretçilerden yoğun ilgi gören MÜSİAD EXPO 2020’yi geniş bir katılımla gerçekleştirdik ve başarıyla tamamladık.
4 gün süren fuara Avrupa, Asya-Pasifik, Avrasya, Afrika ve MENA ülkeleri başta olmak üzere, 102 ülkeden 15 bine yakın ziyaretçi katıldı. “Küresel Ticaret Burada” sloganıyla gerçekleştirdiğimiz fuarda, 50 ülkeden 400 alım heyetini ağırladık. İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz ve dünyanın her bölgesinden iş insanı, siyasetçi ve akademisyenin katıldığı EXPO 2020, iş insanlarımızın yeni iş birliklerine açılmasını sağlarken, yabancı yatırımcıların da ülkemizdeki yatırım fırsatlarını yakından incelemesine olanak tanımış oldu.
Değerli Misafirler,
Karış karış gezdiğim ve her şehrine bizzat temas ettiğim, oradaki kardeşlerimle bizzat sohbetler ederek istişarelerde bulunarak her ilin ve sektörün hatta firma ölçeğinde bile sorunlarına değindiğim süreçte bugün Düzce’deyim
Düzce ekonomisi dinamik bir yapıya sahipken, bu niteliğinde iki metropol kent, İstanbul ve Ankara arasında oluşu önemli rol oynamaktadır. Bu bakımdan ilin liman ve hammadde
kaynaklarına yakınlığı, ulaşım kolaylığı, deniz ve doğa turizmine sahip oluşu yatırım ve yatırımcılar için bir cazibe merkezi olmasını sağlamaktadır.
Düzce'de mutlak tarım arazisi olarak tanımlanan toprakların oranı %15 civarında seyrederken, fındık üretimi ön plana çıkmaktadır. Fındık üretiminde Düzce'nin Türkiye'deki payı %15'e kadar yükselmiştir.
2020 yılında Türkiye’nin en çok ihracat yapan illeri arasında 31’inci sırada ve Karadeniz Bölgesi özelinde ise 9’uncu sırada yer alan Düzce, ihracatını %30,9 oranında artırarak 245,2 milyon dolardan 321,0 milyon seviyesine çıkarmıştır.
Bu dönemde toplam 131 ülkeye mal ve hizmet ihracatı gerçekleştiren Düzce’de; ilk üç sırayı Hollanda, Danimarka ve İtalya almıştır.
Şehrin, üretim ve ihracattaki başarısını daha da yukarı taşımamız için önümüzde hiçbir engel bulunmuyor.
Değerli dostlar, biz MÜSİAD olarak yol arkadaşlarımıza, Türkiye’de 89 nokta ve dünyada 95 ülkede 225 irtibat noktamızla destek oluyoruz. Ve şimdi onları güçlü bir ticaret ve yatırım ağıyla birleştirmek için yepyeni bir yapılandırma hareketini başlatmaktayız. Sağladığı 2 milyon kişilik istihdam ile Türkiye ekonomisine ve milletine faydalı olmak için her gün daha fazla çalışan bu değerli yapıyı bizler, her bir üyemizle bu noktaya getirdik. Bunu, kurum kültürümüz, bilgi birikimimiz ve teşkilatımızdan aldığımız güçle yapıyoruz. Sizler aracılığıyla yurt içi ve yurt dışı bölgelerden edindiğimiz bilgileri işleyerek, önemli bir veri tabanı oluşturuyoruz. Bunun sonucu olarak da iş dünyasına, tüm riskleri, fırsatları ve güncel sorunları ortaya koyan bir tablo sunuyoruz.
Değerli Misafirler,
Bildiğiniz üzere, yeni dünya sistemine önceden hazırlık yapmak amacıyla tazelenme sürecimizi başlattık. Yola çıkış mottomuz, “beraber” oldu.
Yapmayı planladığımız ve vaat ettiğimiz neredeyse tüm açılımları tazelenme sürecimiz çerçevesinde yerine getirdik. Şimdi geniş çaplı projelerimizle bu sürecin meyvelerini topluyoruz.
MÜSİAD olarak, ülke ekonomisine yapılan katkıyı artırmaya ve üyelerimiz arasındaki ortaklık kültürünü geliştirmeye yönelik projeler geliştiriyoruz.
Bu amaçla tazelenme sürecinde kurduğumuz MÜSİAD MECLİS çatısı altındaki toplam 23 komitemiz kendi tematik ya da sektörel alanlarına uyumlu projeler ile Anadolu ’daki potansiyel yatırımcı ve sanayicileri belli projeler etrafında toplamaya başladılar. Bu projeler, Anadolu’daki sermaye gücünü, projelere yatırım yapmak veya ortak olmak adına teşvik etmeye başladı.
Örneğin Yatırım ve Üretim Üsleri Projemiz ile dar alanlarda üretim yapmakta zorlanan ve bu nedenle ölçek büyüklüğüne erişemeyen küçük ölçekli firmalarımıza tüm ihtiyaçlarının aynı ortamda karşılanacağı bir yaşam ve üretim bölgeleri inşa ederek onları zamanla OSB’lere geçmeye hazır ve kurumsallaşmış firmalar haline getirecek bir model oluşturduk. Bu modelin ilk prototipini tamamladık, ikincisinin de inşasına yakında başlıyoruz.. Dünyada ilk on ekonomi arasına girmek için ve her koşulda tekrarlaması muhtemel salgınlar ve afetler için üretim üsleri kurmak zorundayız. Üretim üsleri kurarak, salgın ya da ağır afet durumlarında firmaları, çalışanları ve üretimi korumak, tam kapanma olmadan devam ettirmek mümkün olur.
Biz bu modele kısaca KOBİ KULUÇKA MERKEZLERİ adını verdik. KOBİ’lerin eğitimden barınmaya, sosyal aktivitelerden sanat ortamlarına kadar tüm ihtiyaçlarının aynı yaşam alanında karşılandığı bu model, hem emekçilerimiz hem de üreticilerimiz ve aileleri için güvenli bir üretim ve yaşam alanı oluşturmayı amaçlıyor.
Bu projemiz de merkezden planlanıp Anadolu’ya doğru aktarılan çalışmalarımızdan biri oldu. Aynı zamanda bu projemiz YOİKK kapsamında SBB tarafından devlet himayesi altında proje olarak tescillendi.
Aynı şekilde Akıllı Tarım Kentler Projemiz ile kırsal kalkınmayı teşvik etmek ve bu şekilde tersine göçü desteklemek ve homojen bir nüfus yapısına kavuşmak adına bir girişim başlattık. Bunu bir model olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunduk.
Akıllı Tarım Kentler Modeli ile büyük şehirlere sıkışan nüfusu ve özellikle kadın ve genç girişimleri hedef alan imkânlarıyla, kırsal yaşamı özendirme ve kırsal kalkınmayı destekleme inisiyatifi geliştirdik.
Bugün Anadolu’daki pek çok üyemiz bu inisiyatifi kendi bölgelerinde uygulamak üzere hazırlık çalışmaları yapmaktadırlar. Bizim tazelenme sürecinde tasarladığımız ve komite isimleri
haline getirdiğimiz her konu sadece bugünün değil yarının dünyasında da yeni alanlar ve stratejiler oldu. Biz bu süreci yıllar evvel görmüş ve ona göre planlamalarımızı yapmıştık. Önceleri, anlaşılamadığı için eleştiri alan tazelenme süreci bakınız bugün MÜSİAD’ı muadili pekçok kurumdan ayıran ve bizi hem kamuoyu hem siyaset hem de devlet nezdinde diğer tüm kurumlardan pozitif ayrıştıran bir mekanizma oldu. Bu bir tesadüf değil, stratejik aklın süreçleri ve sonuçları doğru okuyabilmesinin sonucudur. Tazelenme bir proje sistematiğidir. Hantal yapılardan ziyade hem şubelerimizin hem de genel merkezin işbirliği içinde kalacak yeni projelere imza atması ve şubelerimizin projelerine Genel Merkezin çok daha fazla destek vererek onları geliştirmesidir. Pandemi nedeniyle Anadolu ve yurtdışı ağlarda entegrasyonu aksayan tazelenme süreci, yeni dönemde tüm şubelerimiz nezdinde kaldığı yerden devam edecektir.
Yukarıda saydıklarım gibi daha pek çok projemiz komitelerimiz tarafından üretilip tabana yayıldılar.
Gastro-ekonomi ve Türk Mutfak Sanatları üzerinden Şehirleri Gastro-Turizm alanında markalaştırmak, Karavan Turizmi, Sahra Hastaneleri gibi yapıları çoklu ortaklıklar üzerinden kurmak, ikinci el araç piyasasında güvenli alım platformu oluşturmak, gayrimenkul güvenli alım-satım platformu oluşturmak, 2023 hedefleri doğrultusunda 20 yer 23 lokasyonda seçili KOBİ’leri büyüterek Türkiye ve Dünya Markası haline getirmek. Bu ve bunun gibi birçok proje MÜSİAD’ın tazelenme serüveninin meyveleri oldu.
Türkiye’nin 6 temel stratejisine uygun 6 temel alanda MÜSİAD Markası oluşturduk: Yenilik yönetimi ve dijital dönüşümün şartlarına uyum adına MÜSİAD INNOVA ( MÜSİAD YENİLİK).
Geleceğin stratejik sektörlerini ve iş modellerini geliştirmek için, MÜSİAD FUTURE (MÜSİAD GELECEK),
Eğitimi bir MÜSİAD ekolü haline getirme ve kurumsal bir kimlik kazandırmak için MÜSİAD AKADEMİ.
Markalaşmanın ve şirketlerin marka değerlerini artırarak Türkiye’den Dünya Markaları çıkarmak ve KOBİ’lerimizin birer büyük ölçekli kurumsal markalar haline getirmek adına Anadolu firmalarımıza yönelik çalışmaları kapsayan 2023 YER-EL (20 YER 23 EL),
Türkiye’nin yatırım stratejilerinde MÜSİAD Markasının güvenilirlik avantajını, sahasını, yastık altı tasarrufları kitlesel yatırımlara, ortaklıklara dönüştürmek ve yatırım fonları sistematiğini kurmak için MÜSİAD INVEST (MÜSİAD YATIRIM),
Doğrudan dış yatırımcı için Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI). Bizler, birçoğunuzun şahit olduğu üzere çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz ve edeceğiz. Projeler geliştirmeye, ülkemize, milletimize, doğduğumuz topraklara hizmet etmeyi sürdüreceğiz.
MÜSİAD olarak, kurucularımızın ideallerine ve bu hedeflerimize sahip çıkarken, diğer yandan MÜSİAD geleneğini de sürdürüyoruz.
Bu geleneğin en güzel uygulamalarından biri olan Karz-ı Hasen Sandığı’mız, üyelerimizin teveccühü ile yaralara merhem oluyor, kardeşlik kültürünü güçlendirerek yeni nesillere aktarmamızı sağlıyor.
Kadim bir geleneği sürdürme isteğiyle hayata geçirdiğimiz Karz-ı Hasen Sandığı projemiz, üyelerimiz arasındaki yardımlaşma ve dayanışma kültürünü kurumsal bir yapıya dönüştürerek, tüccarımızın ticaretini kolaylaştırmak düşüncesiyle oluşturduğumuz ve yardımlaşma ve dayanışma kültürünü kurumsallaştırmıştır.
Diğer yandan, başka bir kadim geleneğimiz olan “Zimem Defteri” uygulamasını da, başta genel merkez olmak üzere tüm şube üyelerimizin destek ve katkılarıyla sürdürüyoruz. Değerli Dostlar,
MÜSİAD bir aile, bir yuva, bir okuldur. Burada hepimiz aynı şuur ve aynı davanın neferi olmanın verdiği gururla yürür ve zamanı geldiğinde bayrağı bizden sonraki kardeşlerimize devrederiz. Bu kural herkes için kadimdir. MÜSİAD’ı özgün kılan budur. Bu maksatla şubemizin Genel Kurulunda bulunmak beni ziyadesiyle mutlu etmektedir. Sözlerimi burada tamamlarken, MÜSİAD Düzce Genel Kurulu’nun hayırlar getirmesini ve şubemizin, iş dünyamıza yaptığı katkılarının artarak sürmesini temenni ediyorum. Şube başkanımıza, yönetim kuruluna, MÜSİAD Kadın Komitesi’ne, Genç MÜSİADlı kardeşlerimize başarılar diliyorum. MÜSİAD Yerel Üst Kurulu Başkanımız Ahmet Bey’e ve yerel ilişkiler komitemize, ayrıca üretim ve ticaret üst kurul başkanımız Oktay Bey’e, profesyonel kadromuza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Abdurrahman Kaan
MÜSİAD Genel Başkanı