Sayın Bakanım ,
Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim,
Sevgili gençler,
Değerli dava ve yol arkadaşlarım,
Hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanındaki GENÇ MÜSİAD’lı kardeşlerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Genç MÜSİAD Kongremizin hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar , MÜSAİD’da ve hassaten GENÇ MÜSİAD’da görev almış tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Ahirete irtihal etmiş kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum.
Kongremizde yeni görev üstlenecek arkadaşlarımıza şimdiden başarılar temenni ediyorum. Rabbim tevfikinirefik eylesin. Allah cehdinizi, gayretinizi, akıl ve alın terinizi arttırsın. Rabbim sizleri de bizleri de utandırmasın.
Şimdi önümüzde omuz omuza çalışacağımız 2 yılımız var inşaallah.. GENÇ MÜSİAD olarak bu 2 yılda birlikte çok güzel işler yapacağımıza, hatta siz gençlerin , bizleri zorlayarak daha da azimli hareket etmemizi sağlayacağınıza inancım tamdır. Sözlerimin hemen başında bunu ifade etmek isterim.
Sevgili Genç Kardeşlerim,
Anadolu toprakları bin yıldır şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuştur. Çünkü vatan şehit kanlarıyla yoğrulduğu zaman toprak olmaktan çıkar vatan olur.
İşte böyle vatan yaptık bu toprakları ve tarih boyunca kesintisiz bir mücadeleyle vatanımıza sahip çıktık.
Tıpkı15 temmuz da olduğu gibi, milletimizle beraber hep birlikte topyekün sahip çıkmaya da devam ediyoruz.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca, vatanımıza yönelik saldırılar, dolayısıyla verdiğimiz mücadele hiç eksilmedi. Bin yıllık sahibi de olsak, bu topraklarda rahat bırakıl mayacağımız, bize hep hatırlatıldı.
Bütün bu bin yıllık sürece dönüp baktığımızda MÜSİAD olarak farkettiğimiz çok önemli bir konu ortaya çıkıyor.
Biz ne zaman iktisadi olarak güçlü olduysak, o zaman her alanda aziz olduk.
Genç Kardeşlerim,
Dikkatinizi istirham ederim.
Ekonomik olarak güçlü olmadığımız hiç bir dönemde,başka alanlarda da güçlü olamadık.
Ne zaman ahlak zırhını giyerek, iktisat alanında örnek iş insanları olmuşuz, işte o zaman büyük devlet olmuşuz.
Ne zaman herkes işini en doğru şekilde yapmış, ne zaman bugünümüz, dünümüze denk olmasın diye sürekli bir ilerleme gayreti içine girmişiz, ne zaman ürünlerimiz ve hizmetlerimiz,
dünyada kalitenin standardı olarak gösterilmiş,
işte o zaman biz dünyaya nizam vermişiz.
Kardeşlerim; Bin yıldır sürdürdüğümüz varoluş mücadelemizdeki binlerce şehidimizin aziz hatırası hala yüreklerimizdedir.
Anadolu’nun neresine giderseniz gidin, kabristanlarda dalgalanan bayrakları görürsünüz.
Her bayrağın altında bir şehidimiz yatmaktadır. Şehitlerimiz Rabbimizin müjdesine mazhar olarak kendilerine tahsis edilmiş manevi makamlarında, canlarından vazgeçerek yaptıkları fedakârlığa, bizlerin layık olup olmadığımızı takip ediyorlar.
Sevgili Genç MÜSİAD’lı kardeşlerim,
Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak için,
iktisadi alanda bu memleketi dünyanın en beğenilen
ve gıptayla bakılan ekonomilerinden biri haline getirmek adına çok çalışmalıyız,
kendimizi en iyi şekilde yetiştirmeliyiz.
Kendimizi hem mesleki eğitim, hem de manevi anlamda en üst noktaya taşımalıyız.
Mühendislik bilimleri, sağlık bilimleri, sosyal bilimler,
hiç fark etmez hangi alanda eğitim görürse görsün her kardeşimizden beklentimiz,
kendini çok yönlü yetiştirmesidir.
Öncelikle her biriniz, kendi alanınızda en mükemmele ulaşmanın çabası içinde olacaksınız.
Bunun için en az bir yabancı dili mutlaka çok iyi bileceksiniz.
Kendi alanınızda dünyadaki muadillerinizden asla geri kalmayacaksınız.
En iyi mühendis, en iyi doktor, en iyi tacir olacaksınız.
Ama aynı zamanda ülkemizin ve milletimizin tarihini, kültürünü, güncel gelişmeleri de ihmal etmeyeceksiniz.
Tüm bunları yaparken, ahlaklı iş insanı olacak ve manevi değerlerinizden asla taviz vermeyeceğiz.
Her ne yapıyorsak, başka kimse görmese de Allah’ın bizi görüyor bilinci ile hareket edeceğiz.
Eğer ekonomik olarak bir takım başarılar elde edeceğiz diye, değerlerinizden taviz veriyorsanız,
biliniz ki şehitlerimize layık olamıyor, onların aziz ruhlarını incitiyoruz demektir.
Bunun altını tekrar özellikle çizmek istiyorum.
Bu vesile ile, madem ki ekonomi, bu ülkenin geleceği için bu kadar önemli,
bunun için bu bilince sahip olan tüm ülkemizin gençlerini, GENÇ MÜSİAD’a davet edip bu davaya, birlikte omuz vermeye ikna edeceksiniz.
Kardeşlerinizin de aynı manevi değerlerle kuşanmasını sağlamak sizlerin de boynuna borçtur.
Sevgili Genç Kardeşlerim,
MÜSİAD’lı olmak bir tercih değildir,bir zorunluluktur.
Nebevi ahlakla ahlaklanmış iş insanlarının,
bu ülkede geçmişte yaşadıkları ve hala bazı alanlarda yaşamaya devam ettikleri bir takım problemleri çözebilmek,
erdemli iş insanlarının dertlerine deva olabilmek adına,
31 yıl önce temelleri atılmış olan bu yapı; kimseye hiçbir şey vermemiş olsa bile,
sadece Anadolu sermayesinin sesi olması ve “bizim de söyleyecek sözümüz var” deme cesareti aşılaması adına bile, çok önemli bir kaledir.
Sizler, “sen hele bir sus” denilen, belki kıyafeti, belki şivesi, belki sermayesinin miktarı nedeniyle ötekileştirilen insanların evlatlarısınız.
Bu kalenin mükemmel olmasını bekleyip sonra yer edinmek gibi bir tercih sizlere yakışmazdı, o yüzden buradasınız.
İşte belki de sadece bu yüzden, Allah sizlerden binlerce kez razı olsun.
Umudumuz oldunuz.
Tebessümlerimizin sebebi oldunuz.
Öyle çalışın, bizlerin başaramadığı öyle şeyler başarın ki, gururumuz olun.
Gençler, bizler sizlere güveniyoruz.
Dikkat ederseniz, size işinizde en iyisi olun derken, kariyer fetişizmini değil, kariyerle birlikte manevi değerlerinize ve ülkenize sahip çıkmanızı, ülkenize hizmet etmenizi tavsiye ediyorum.
Neden?
Çünkü elde siz varsınız, dilde siz varsınız. Oturup kalkıp sizleri konuşuyoruz. Ne yaparız da, bu bayrağı bizden sonraki nesil daha da ileri taşır diye düşünüp duruyoruz.
Gönüldesiniz değerli gençler. Baştacısınız.
İnşallah, Rabbimden niyazımdır, yürüyeceksiniz, bütün bir millet ve hatta bütün bir ümmet yürüyecek arkanızdan.
Ümmet sizi bekliyor,mazlum milletler sizi bekliyor.Farkında olsalar da olmasalar da sizi bekliyor.
Farkında olanlara “geldik, elhamdülillah” dediğinizi görmek istiyoruz.
Farkında olmayanlar da, yok mu? Var elbette.
Ancak, sizi temin ederim ki, yüksek ahlakınızla,
mükemmel iş yapışınızla,
muhsin oluşunuzla karşılarına çıktığınız anda, emin olun bir anda etrafınızda toparlanacaklar.
Hazreti Lokman’ın oğluna nasihatleri geliyor aklıma,
Bakın nasıl buyuruyor:
Allah’a şirk koşma, Allah en gizli işleri dahi görür, bilir.
Rabbine şükrettiğin gibi annene ve babana da saygılı ol.
Allah’a ortak koşmadıkları sürece annene-babana itaat et.
Namazını dosdoğru kıl. İyiliği emret, kötülükten sakın.
Başına gelenlere sabret. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme.
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, büyüklük taslama.
Mutedil ol, sesini de yumuşat, alçalt.”
Evet, her bir genç arkadaşımın bu öğütlerden kendine pay çıkardığına ve hayatını buna göre düzenlediğine inanıyorum.
Sevgili gençler,
Neden ümmet dedim,mazlum milletler dedim?
Çünkü Türkiye, tarihinin her döneminde kendi sınırlarının çok ötesinde sorumluluklar üstlenmiş bir ülkedir.
Türkiye sadece Türkiye,den ibaret değildir.
Ecdadımız Güney Asya’nın uçlarından Afrika’nın derinliklerine,
Avrupa’nın farklı köşelerinden Orta Asya’ya kadar,
her yerde bu sorumluluklarını yerine getirmenin gayreti içinde olmuştur. Bugün de bu mirası biz sürdürüyoruz. Yani ülkemizin fiziki sınırları başkadır, bizim gönül sınırlarımız bambaşkadır.
Hani diyor ya Abdurrahim KARAKOÇ,
“Ellerin yurdunda, çiçek açarken
Bizim İl'e, kar geliyor gardaşım.
Bu hududu kimler çizmiş, gönlüme?
Dar geliyor, dar geliyor, gardaşım.”
O yüzden ümmetin derdi,mazlum milletlerin derdi
bizim derdimizdir. Olmalıdır. Mecburuz buna.
Bize yüklenen sorumluluk dolayısıyla gönül sınırlarımız içindeki hiçbir kardeşimizin mahzun kalmasına,
hele hele zulüm görmesine de seyirci kalamayız.
Afrika’nın en ücra köşelerinde insanların yaralarını sarmanın,
dertlerine derman olmanın çabası içinde olan bir Türkiye var artık, elhamdülillah.
Ama bakın, dikkatle düşünün, terör örgütleri; dünyanın başka yerlerinde eylem yapınca her türlü müdahaleyi, her türlü kınamayı, her türlü tepkiyi hak ediyor da,
iş , Suriye’ye, Afganistan’a, Yemen,e , Nijerya’ya gelince dokunulmazlık kazanıyorlar?
İnsanlık vicdanı Suriye’de katledilen, çoğu çocuk ve kadın,1 milyon insanın karşısında nasır tutmuyor mu? Neden peki böyle?
Çünkü biz henüz hayalini kurduğumuz izzetli günleri yakalayamadık.
Çok yol aldık, sürekli yol almaya da devam ediyoruz ama daha da yolumuz var.
Amerikalı için, Avrupalı için, Çinli için, diğer ülkeler için ;
Suriye, Irak, Kuzey Afrika coğrafyaları ve buralarda izledikleri politikalar,
günlük çıkarları bakımından elverişli gördükleri taktik bir araç olabilir.
Ama bizim için bu coğrafyanın;
Karadeniz’den, Ege’den, Akdeniz’den, İç Anadolu’dan, diğer bölgelerimizden bir farkı yoktur.
Annemiz-babamız, evladımız, kardeşimiz başka eve, başka şehre,
hatta başka ülkeye taşındı diye nasıl onları kalbimizden silemez
ve yaşadıkları her acıyı yüreğimizde hissedersek,
bu coğrafyalar da bizim için aynıdır.
Bütün bir ümmetin derdi ve acısı,işte bu yüzden, Yüce Rabbimizin buyruğuyla “ancak kardeş olduğumuz” için
bizim de derdimizdir.
İzzetimizi tekrar istenen seviyeye çıkarmanın bir bileşeni olarak,
ekonomik alandaki ilerleyişimizi dava olarak görmemiz de,işte tam olarak bu yüzdendir.
Biz adeta sınırsız bir coğrafyanın umudu olan Türkiye’yiz.
Çünkü biz arkasında yüz milyonlarca kardeşinin duası olan Türk milletiyiz.
Varsa bu onurlu duruşun bir bedeli, onu ödemeye de hazırız.
Nitekim devletimiz;
tarih boyunca olduğu gibi,dün Çanakkale,de
15 Temmuz’da, Fırat Kalkanı’nda, Zeytin Dalı Operasyolarında olduğu gibi,
yarın da neresi gerekiyorsa orada bu bedeli ödemekten asla çekinmiyorsa,
iktisadi kalkınma alanında da bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Bunu asla unutmayacağız.
Evet, her gecenin ardından bir sabah, her kışın ardından bir bahar mutlaka gelecektir.
Gelecektir elbette vadettiği günler Hakk’ın.
Yarını yaklaştırmak içindir, bütün bu çabamız.
Yeter ki biz inancımızdan ve tarihimizden tevarüs ettiğimiz değerlerimize,sıkı sıkıya sahip çıkalım.
Sevgili Gençler,
İşte MÜSİAD olarak 31 yıl, bu inançla yürüdük,bu şekilde güçlendik.
İnşallah şimdi bu yeni yönetim döneminde yorulmadan koşmaya devam edeceğiz
ve bayrağı bizden sonrakilere devredeceğiz.
Sizlere gerçekten güveniyoruz.
Bunun da ilk adımı olarak,bu dönem ilk kez GENÇ MÜSİAD yönetiminden, MÜSİAD yönetimine doğrudan 2 arkadaşımızı aldık.
Yine diğer ilkler olarak; Karzı Hasen başkanını ve
MÜSİAD Kadın başkanını GENÇ MÜSİAD okulundan mezun olan kardeşlerimizden seçtik.
Yönetim Kurulumuzun %20 si 35 yaşın altında.
En önemlisi Tüzükte değişiklik yaparak, bu dönem,
Genç MÜSİAD’ımız direk Genel Başkana bağlı olarak çalışacak.
Necip Fazıl Üstadın özlemle dile getirdiği gibi karşımda,
“Zaman bendedir ve mekân bana emanettir” diyen bir gençlik görüyorum.
Kim var denildiğinde sağına-soluna bakmadan ben varımdiyerek mücadelenin en önünde yer almaya hazır,
bir gençlik görüyorum.
Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını, gediğine inşallah siz koyacaksınız.
Buna yürekten inanıyorum.
Hepinizi tebrik ediyorum, kutluyorum, gözlerinizden öpüyorum.
Programımıza teşrif eden değerli bakanımıza,
görevi devreden önceki dönem yönetim kuruluna,
bu programın tertip edilmesinde emeği olan tüm emektarlarımıza teşekkür ediyorum,
yeni görev alan kardeşlerime başarılar diliyorum.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun inşallah.
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum,
Kalın sağlıcakla.
Mahmut ASMALI MÜSİAD Genel Başkanı