2022 EKONOMİ DEĞERLENDİRME ve 2023 BEKLENTİLERİ
Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı / 5 Ocak 2023
Sayın Bakanım,
Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim, Şube Başkanlarım,
Değerli Basın Mensupları,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Her yılın başında düzenlediğimiz, geride kalan yılın envanteri, yeni başlayan senenin beklentilerini içeren Ekonomik Değerlendirme Toplantımız inşallah hayırlı sonuçlara vesile olacaktır.
Sayın Bakanımıza, toplantımıza katılımları sebebiyle teşekkür ediyor, yeni yılın bu ilk buluşmasında, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Geride bıraktığımız 2022 yılı küresel ölçekte olağanüstü gelişmelere sahne olmuş ve Covid-19 salgını sonrası toparlanma eğilimindeki ekonomileri ciddi anlamda sekteye uğratmıştır.
Bilhassa şubat ayında patlak veren Rusya-Ukrayna Savaşı, bölgesel bir risk olma niteliğini kısa sürede aşmış ve küresel ekonomi için büyük bir tehdide dönüşmüştür. Savaşın başlamasının üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmesine mukabil; küresel enerji, küresel gıda ve küresel tedarik zincirine yönelik belirsizlikler devam etmektedir.
ABD ve Avro Bölgesi gibi öncü ekonomilerin tarihlerinin en yüksek enflasyon oranlarıyla yüzleşmek zorunda kaldıkları 2022 yılında bütün ülkeler, fiyat artışlarına karşı hane halkını ve üreticileri desteklemek konusunda önemli zorluklarla mücadele ettiler.
Halihazırda yüksek kamu borç stokuna sahip birçok ülke, daha fazla borçlanma yolunu tercih ederek, bu krizden çıkmak için yoğun mesai harcadı ve ciddi riskler aldı.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Küresel ekonomi savaşın gölgesinde tarihinin en zorlu süreçlerinden birini yaşarken, elbette Türkiye ekonomisi de önemli bir sınanma yılının içinden geçmiş oldu.
Küresel ekonominin Covid-19 şokuyla sarsılarak %3,0 oranında küçüldüğü 2020 yılında %1,9 oranında büyüyen, 2021 yılında %11,4’lük büyüme performansıyla G20’nin zirvesinde yer alan Türkiye ekonomisi; 2022 yılında da güçlü büyüme eğilimini sürdürmüş ve oldukça zorlu geçen bu son 3 yılın yıldızı olmuştur.
Yılın ilk çeyreğinde %7,5 büyüdükten sonra ikinci çeyrekte ivmesini artıran ve bu dönemde %7,7 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, üçüncü çeyrekteki nispi ivme kaybına karşın %3,9 oranında büyümeyi başarmıştır.
Böylece yılın ilk üç çeyreği genelinde yıllık bazda %6,2 oranında büyümeyi başaran Türkiye ekonomisi, son çeyrek verisinin açıklanmasıyla birlikte, 2022 yılı genelinde muhtemelen OECD'de yine ilk 2'de, G20'de de yine ilk 3'de yer alacaktır.
Söz konusu %6,2’lik büyümeye en yüksek katkı 13,4 puanla iç talepten gelmesi, T.C. Merkez Bankası’nın parasal genişleme politikasıyla ekonomik aktiviteyi canlı tutma gayretinin piyasalarda karşılık bulduğuna işaret etmektedir.
Yılın ilk 9 ayında net dış talebin büyümeye katkısı ise 2,0 puan oldu. En büyük ihracat pazarımız konumunda bulunan AB ülkelerinde gözlenen durgunluk ve talep daralmasına karşın, her geçen ay yeni rekorlar kıran ihracat performansımız, milli gelir artışına verdiği desteği, 2022 yılında geçen yıla oranla % 12,9 artışla 254,2 milyar dolarlık rakamla sürdürmüştür.
Bu dönemde nispi bir durgunluk arz eden yatırımların büyümeye katkısı ise 0,6 puan seviyesinde gerçekleşmiştir. Böylece Türkiye ekonomisi, 2022 yılının Ocak-Eylül döneminde iç talep, net dış talep ve yatırımların tamamından pozitif katkı alarak topyekûn bir GSYH artışı kaydetmiştir.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Şair Tevfik Fikret’in “Yükselmeyen düşer: Ya terakkî (ilerleme), ya inhitât (güçten düşme)!” dizelerinde ifade etmek istediği gibi; son 20 yılda yaptığı hamlelerle hem küresel hem de bölgesel güç olma yolunda emin adımlarla yoluna devam eden Türkiye ekonomisi için, güçlü büyüme performansının sürmesi elzemdir.
Bu bağlamda Cumhuriyetimizin ilanının 100’üncü sene-i devriyesi olan 2023 yılı, hem birçok riski hem de birçok fırsatı barındırması nedeniyle, oldukça kritik bir öneme sahiptir.
Enerji ve gıda fiyatlarının baskısıyla son 50 yılın en yüksek seviyelerine yükselen küresel üretici ve tüketici fiyatları artışı, birçok ülkenin daraltıcı para politikasına geçiş yapmasıyla sonuçlanmıştır. ABD, AB ve İngiltere gibi öncü ekonomilerin enflasyonu dizginlemek adına aldıkları faiz artışı kararları, küresel resesyon riskinin yüksek bir olasılık olarak gündemimize sokmuştur.
Küresel ölçekte gözlenecek bir ekonomik küçülmenin; başta dış ticaret hacimleri ve işgücü piyasalarının daralması olmak üzere birçok negatif etkisi olacaktır.
Apple ve Amazon gibi büyük firmaların işe alım süreçlerini askıya almasının yanı sıra birçok firmanın toplu işten çıkarma eğilimine girmesi, küresel resesyon dalgasının ilk işaretleri olarak yorumlanmaktadır.
Son dönemde nispeten gevşetmiş olsa da, Çin’in pandemi sonrası kısıtlama politikasının sürmesi de tedarik süreçlerinin aksamasına ve birçok hammadde, ara mamul ve nihai ürünün uluslararası ticaretini olumsuz etkilemeye devam etmektedir.
Fahiş düzeylere ulaşan küresel emtia fiyatlarından faydalanmak isteyen birçok ülkenin korumacı politikalara yönelmesi de bir diğer risk unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bütün bunlar, 2023 yılında bütün dünyanın olduğu kadar ülkemizin de ekonomi politikalarını doğrudan ya da dolaylı yoldan etkileyecek başlıklar olarak ön plana çıkmaktadır.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Türkiye ise; mevcut imalat potansiyeli, esnek üretim kapasitesi ve büyük piyasalara yakınlığı sayesinde, 2023 yılında da pozitif ayrışmayı başaracaktır.
Önümüzdeki aylarda enflasyonun inişe geçmesiyle birlikte tesis edilecek fiyat istikrarı, Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik hedeflerine ulaşmasına destek olacaktır. Bildiğiniz gibi en son açıklanan verilere göre enflasyonda % 20’lik bir gerileme bu yöndeki ilk gösterge olarak kayda geçmiştir.
Nitekim TL mevduatların yeniden döviz mevduatlarının üzerine çıkması, liralaşma stratejisiyle sağlanan finansal istikrarın meyvelerinin toplanmaya başlandığını göstermektedir.
İhracatta ve istihdamda tarihi rekor seviyelere ulaşılması, enerji dışı cari dengenin pozitif seyri ve sanayi üretimindeki artışların hız kesmeden sürmesi, ülkemizin güçlü makroekonomik altyapısının birer ispatı niteliğindedir.
Hem çalışanlarımızın hem de işverenlerimizin beklentilerini karşılayan yeni asgari ücret ve EYT düzenlemesiyle birlikte işgücü piyasalarına yönelik belirsizlikler azaltılmış ve böylece reel sektörün önünü daha iyi görmesi sağlanmıştır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde borç-faiz-kur kıskacından kurtulma yolunda tarihi bir adım atılarak politika faizinin tek hanelere çekilmesi; üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme sürecinin devam edeceğine olan inancımızı artırmaktadır.
İnanıyoruz ki; Türkiye ekonomisi 2023’ün de en iyi büyüyen ülkelerinden biri olacak ve Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında da dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı yakalayacaktır.
Bu vesileyle MÜSİAD olarak bizler, “Türkiye Yüzyılı” iddiasının adına yaraşır bir şekilde başlangıç yapması için, her zaman olduğu gibi elimizi taşın altına koymaya hazır olduğumuzu yeniden ifade etmek istiyoruz.
Sayın Bakanım,
Kıymetli misafirler,
Böylece 2022 yılına ilişkin değerlendirme ve 2023 yılına yönelik öngörülerimizi tamamlamış bulunuyorum. Şimdi Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Nureddin Nebati’nin değerlendirmelerini aldıktan sonra, toplantımızın basına açık birinci kısmını nihayete erdireceğiz.
Değerli görüşlerini almak üzere, sözü Sayın Bakanımıza bırakırken, kıymetli katılımlarınız için hepinize şükranlarımı sunuyorum.