MÜSİAD KONYA GENEL KURULU- HAZİRAN 2021

Sayın MÜSİAD Kurucu Başkanım,

Sayın 2. Dönem Başkanım,

Sayın Akparti Konya İl Başkanı,

Konya İş Dünyasının, STK ların Değerli başkan ve Temsilcileri,

Değerli MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyelerim,

Çevre illerden gelen şube başkanlarımız,

Konya Şubemizin geçmiş dönem başkanları,

MÜSİAD Konya Şubemizin Değerli Başkan ve Üyeleri,

Genç MÜSİADlı kardeşlerim ,

Genel Kurulumuzda sizleri saygıyla selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Değerli Misafirler,

Pandeminin zorlu koşullarına rağmen şube genel kurullarımız vasıtasıyla Anadolu’ya şartlar elverdiğince temas etmek ve bu sayede hem genel kurullarımızı gerçekleştirip, hem de sizlerle ülkemizin ekonomik, ticari ve siyasi gündemine dair sohbetlerde bulunmaktan mutluluk duymaktayım. Ne demiştik? MÜSİAD, sahada en etkin ve yaygın, eşine nadir rastlanır bir sermaye platformudur. Bu özelliği ile de ülkemizin gerek ekonomik, gerekse sosyal açıdan kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş ve en ince saha bilgisine dahi hâkim olmanın verdiği güç ile ilerlemektedir.

Bugünlerde Elhamdülillah hem aşılamanın giderek artan etkisi, hem de devletimizin Pandemi yönetiminde uyguladığı etkin politikaların sonucu olarak geçtiğimiz normalleşme koşulları, bizleri nihayet yeniden bir araya getirmektedir. Temmuz ayı ile birlikte geçeceğimiz tam normalleşme ise gerek iktisadi hayatımıza gerekse toplumsal huzurumuza olumlu şekilde yansıyacaktır.

Çünkü bu salgın sadece üretim ve ticaret dengelerini değil; insanlarımızın ruhi dengelerini ve hatta maalesef aile yaşamlarını dahi olumsuz yönde etkilemiştir. Ben herşeyin yavaş yavaş yoluna gireceği kanaatimi her zaman korumaktayım. Ancak tekraren söylemekte fayda vardır: Bu bir küresel salgındır ve bir anda ve tamamen biteceği çok naif bir hayal olur. Zaman zaman oluşacak dalgalanmalara karşı geliştireceğimiz yeni önlemler, destekler ve teşvikler ile biz ülke olarak süreci sonuna kadar başarı ile yöneteceğiz. Zaten tüm dünya ülkeleri ciddi şekilde daralırken Ülkemiz, Çin ile birlikte ciddi bir büyüme oranı gerçekleştirerek ,aslında tüm zorlu koşullar altında dahi ne kadar dinamik bir ekonomiye sahip olduğumuzu bir kez daha ispat ettik.

Ancak burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görmekteyim, sürdürülebilir kalkınmanın temel aktörü büyüme mi , yoksa volatilitesi yüksek olmayan ve köklü yatırımlarla desteklenen stabil ekonomi mi olmalıdır? Hangisi hem sanayici hem de potansiyel yatırımcı için daha güven vericidir? Bu soruyu burada kısaca sorup ileride cevabını geniş bir perspektif içinde sizlerle paylaşacağım. Zira önümüzdeki dönemde, yeni dünya düzeninde ve pazarlarında rekabetçi gücümüz ve avantajlarımız için kilit nokta, burasıdır.

Değerli Misafirler, MÜSİAD’lı kardeşlerim,

Genel Başkanlığımı devretmeme az bir süre kala, her vesile Anadolu’nun nabzını tutmak, üyelerimiz ile bir araya gelmek, onlara temas etmek ve sektörel sorunları bizzat muhataplarından dinleyerek ilgili mercilere ulaştırmak adına gerek memleketim, gerekse kuruluşundan bu yana içinde yetiştiğim ve her aşamasında görev aldığım MÜSİAD’ımız için seyrüsefer halinde oldum. Diyebilirim ki İstanbul Genel Merkez’de geçirdiğim gün sayısı seferde geçirdiğim zaman yanında çok azdır. Bundan hem mutluluk hem de onur duyuyorum. Çünkü MÜSİAD, sadece bir bölgeye sıkışmış ve nüfuz alanı dar bir sermaye grubu değildir. MÜSİAD, bu ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik tarihinin en canlı şahidi ve hatta onu inşa eden unsurlardan biridir.

Aynı zamanda bu politika, gerek Pandemi gibi kriz dönemlerinde onların yanında olmak, gerekse üyelerimizin güçlü ve zayıf olduğu yönlerin yerinde ve anında tespit edebilmek adına bizleri yapısal olarak dinamik kıldı. Zaten 2.5 sene içinde gerçekleştirdiğimiz tazelenme süreci, bu çapta bir yönetsel zihniyeti mecbur kılmaktaydı. Ben, görevimi bir bayrak yarışı gibi diğer yol arkadaşlarıma devrederken, hem bir sistemi, hem bir şiarı da onlara emanet ediyorum. Kalpten inanmaktayım ki MÜSİAD kardeşliği ve MÜSİAD dinamiği her nevi taze zihniyeti bünyesinde yeşerterek koca çınara layık yeni dallar olarak sahiplenecektir.

Değerli Dostlar,

Hatırlanacağı üzere; geçtiğimiz yıl pandeminin ilk şoku sonrası ekonomik aktivitedeki ilk sarsılmanın ardından Türkiye'yi emsal ülkelerden ayıran toparlanma süreci, bütün dünyanın dikkatini çekmişti.

2020 yılının tamamında %1,8 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, 2021’in ilk çeyreğinde ise Çin’in ardından G20 içerisinde en çok büyüyen ekonomi olmuştu.

Biz de %7’lik bu büyümeyi pandemiden çıkışın habercisi olarak gördüğümüzü ve bu gelişmenin, yatırım, üretim ve ticaretin merkezinin Türkiye olduğunu dünyaya gösterdiğini ifade etmiştik.

Salgın sebebiyle uygulanan kapanmaların gevşetilmesinin ve güçlü mali teşviklerin de etkisiyle, önümüzdeki dönemde de Türkiye ekonomisinin pozitif büyüme trendinin süreceğine inanıyoruz.

Kredi büyümesindeki yavaşlama ve yüksek faiz oranlarına rağmen artan aşılama hızı, bilhassa Temmuz ayı ile başlayacak olan üçüncü çeyrek ve sonrasında, ekonomik aktivitenin ivme kazanacağına yönelik beklentilerimizi artırmaktadır.

MÜSİAD olarak YEP kapsamında 2021 yılı için hedeflediğimiz %5,8’lik GSYH büyümesine rahatlıkla ulaşabileceğimize inanıyoruz.

Güncel veriler de bu beklentimizi desteklemektedir.

Pandemi koşulları sebebiyle daralan ekonomik aktivitenin yeniden canlanmasıyla birlikte, iç talebin büyümeye yaptığı katkının artış kaydedeceğine inanıyoruz.

2020 yılını pandeminin zorlu koşulları ve sonuçları ile tamamladık ve nihayet 2021 yılının ikinci yarısına normalleşme koşulları altında girdik.

Tüm dünyada daralan ekonomik ve ticari faaliyetler nihayet açılmaya ve hatta genişlemeye başladı. Fakat bilhassa yatırımlardan pay alma hususunda gelişmiş ülkeler geride kalırken, gelişmekte olan ülkeler, %70’lere varan bir oran ile dünya doğrudan dış yatırımları çekti. Diğer yandan ülkemiz, bu verimli akıştan istediği payı alamadı.

Son yirmi yıllık periyod göz önüne alındığında veriler, ilk kez doğrudan dış yatırım çekme konusunda değerlerimizin düştüğünü ve bazı yabancı yatırımcıların ülkemizden uzaklaştığını göstermektedir.

Bu durum, ilerleyen dönemde sürdürülebilir kalkınma açısından oldukça kritik bir dönemin kapısında olduğumuzun habercisidir.

Pandeminin zor koşullarına rağmen 2021 yılının ilk çeyreğinde yakaladığımız %7’lik büyüme oranı oldukça büyük bir başarıdır; ancak sürdürülebilir bir kalkınma için maalesef yeterli değildir.

Şu an içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam ve yüksek kredi maliyetleri, hala riskli bir yatırım alanı olduğumuzu göstermektedir.

Burada bizlere büyük görevler düşmektedir. Yatırım artık dünyada yepyeni koşullar altında yapılmakta ve tanımlanmaktadır.

Bizim de bu değişime ayak uydurarak yatırımı, sadece belli ülkelerdeki şirketleri buraya ortak olarak çağırmak şeklinde değil; Türkiye’yi bir yatırım pazarı olarak lanse etmek şeklinde ele almamız gerekmektedir.

Doğrudan dış yatırımcı için Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını, bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak ve bunun için devlet üst çatısı altında çalışacak bir yapı kurmalıyız. Bunun modelleri belirlendi. Bu sistem ile hem fon akımlarını Türkiye’yi güvenilirliği kanıtlanmış bir kurum olan MÜSİAD üzerinden proje ortaklığına yöneltmek, hem de bu sayede hem yatırım diplomasisini işletecek hem de yurt dışında aktif yatırım diasporasını ülkemize çekecektir.

Kıymetli dostlarım,

Artık iki önemli kavram ekonomik hayatımızın tam da merkezindedir ve tıpkı ticaret diplomasisi gibi bunlar da çıkışı ve tanımı bakımından MÜSİAD söylemidir:

  • Yatırım diplomasisi: Yatırımın sanayicinin sanayiciyi ve onun örgütünü tanıması mantığından hareketle oluşturduğu dili iyi kullanmak
  • Yatırım diasporası: Yurt dışında aktif yatırımlarıyla bizleri gururlandıran milli unsurlarımızın yatırım alanlarını ülkemize de yöneltmesi

Salı günü Gebze’de katıldığım Karadeniz Ekonomik İş Birliği Toplantısı’nda da dile getirdiğim gibi: Dünya bugün, ülkelerin kendi güçlerini koruyarak, kendi kendine yetebilmelerinin ve uluslararası rekabette söz sahibi olabilmelerinin öneminin vurgulandığı günlerden geçiyor.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de, kitlesel krizlerin ortaya çıkarmış olduğu tablo, yalnız yürüyen ülkelerin, krizin getirmiş olduğu olumsuz koşul ve sonuçların ortadan kaldırılması noktasında geriden geldiğini ve bu konuda da yalnız kaldığını göstermektedir. Bu çerçevede bizler iş insanları olarak, diplomasiyi, kendi ticaret yapma potansiyelimiz ve çabamızla bir arada yürütebildiğimizde, yıllar içinde açıkça gözlemlenebilen ekonomik gelişmeler ortaya çıkmaktadır. Bizler bunları çok iyi takip etmeliyiz.

Kıymetli Kardeşlerim,

Memleketimize daha fazla nasıl katkı sağlarız, nasıl faydalı oluruz diye düşünerek ülkemizi karış karış geziyoruz. Bugün de Konya’da, bizimle aynı ideali taşıyan siz değerli dostlarımızla bir araya geldik.

Sahip olduğu geniş tarım alanları, farklı agro-ekolojik alt bölgeler, coğrafi konumu ve ürettiği bir çok tarım ürünü dolayısıyla Türkiye’nin “Tarım Başkenti” olarak da anılan Konya, son yıllarda sanayide de büyük gelişmeler kaydetmiştir.

Topraklarının %90'ından fazlası tarıma elverişli durumda bulunan Konya'da sanayi tarıma bağlı olarak gelişirken; makine imalatı, otomotiv yan sanayi ve ana metal sektörleri de büyük bir hızda büyüme kaydetmiştir.

Kıymetli Dostlarım,

Pandemi bize aslında hiç hesaba katmadığımız bir gerçeği gösterdi: tüm dünyada üretim durduğunda ve tüm kapılar kapatıldığında yani herkes, her ulus kendi başına kaldığında, herkes kendi başının çaresine nasıl bakacaktı? Bizler yıllardır küreselleşme ve onun dünyaya saldığı iktisadi rüzgâr ile üretim ve ticaret yaparken, pandemi etkisi ile birlikte küreselleşme bir anda varlığı sorgulanır bir modele dönüştü.

Yeni güç dengelerinin hesabı yapılırken, Asya ekonomileri hem üretim üssü hem de tedarik ve lojistik hatlarının yeni merkezi olarak ön plana geçti. Korumacılık politikalarının gittikçe ön plana çıktığı yeni dünya düzeninde maalesef yeni tehdit algılarımız oluşmaya başladı.

Elbette bunların başında; tarım alanlarının etkin kullanımı, gıda yeterliliği, gıda güvenliği, kuraklığa bağlı olarak artacak gıda fiyatları ve bunun tüm dünyada oluşturacağı enflasyonist baskı, tohum konusunda milli politikaların oluşturulması, gıdada ithalatın minimuma indirilmesi ve kendi kendine yeten ülke kategorisine girmek.

Tüm bunların yanında iklim değişikliğinin getirdiği zorlu koşullar bizleri 2021 ve sonrasında yeni politikalar üzerinden üretmeye doğru itmektedir. Yeşil mutabakatın aslında bizlere mecbur kıldığı temel söylem giderek artan temel kaynakların yani su ve toprağın etkin ve verimli kullanımıdır.

Her vesile söylüyorum: elbette enerji dünya ekonomisi adına güçler dengesini oluşturan en önemli kriterlerden biridir. Ancak gelecek dönemde yeni dengeler çok daha hayati bir kaynak üzerinden kurulacaktır: SU! Bizi belki de gelecekte bekleyen temel çatışmalar su kaynakları paylaşımı ve su savaşları olacaktır. Aynı meseleyi bu ay içinde TBMM İklim Değişikliği ve Temiz Enerji konularının ele alındığı komisyon toplantısında ayrıntılarıyla anlattım. İnanın hem MÜSİAD sunumu hem projelerimiz hem de anlattığım geleceğe yönelik stratejiler komisyon üyeleri tarafından dikkat ve ilgi ile dinlendi ve tüm parti milletvekilleri tarafından teşekkür edildi.

Konya bu açıdan bakıldığında yeni dönem dünya ekonomik düzeninde dünyanın, jeoekonomik atlasında Türkiye’nin en önemli kozu ve kilit şehirlerinden biridir.

Lakin Konya’yı tarım ile sınırlı bir şehir olarak anmak onun kapasitesine ve Türkiye milli gelirine sağladığı katkıya haksızlık olur.

9 adet organize sanayi bölgesi, 19 küçük sanayi sitesi, il merkezinde yer alan 15 küçük sanayi sitesi, Konya iline bağlı ilçelerde yer alan 11 küçük sanayi sitesi ve 14 özel sanayi sitesi ile Türkiye ekonomisinin istihdam ve sanayi yükünü sırtlayan illerden bir tanesidir.

Türkiye genelinde ihracatın azaldığı 2020 yılında, önceki yıla göre toplam ihracat hacmini %8,3 oranında artıran Konya’nın, en çok ihracat gerçekleştirdiği sektörlerin sırasıyla Makine, Otomotiv, Hububat/Bakliyat, Kimyevi Maddeler ve Savunma Sanayii olması, Konya ekonomisinin sanayi sektörü genelinde kat ettiği mesafeyi de gözler önüne sermektedir.

40.000’den fazla KOBİ’si ile Türk ekonomisinin en dinamik şehirlerinden biri olan Konya’nın, kültürel ve tarihi zenginlikleri, son yıllarda artan inanç turizmi bilinciyle de, kenti şekillendirmekte ve yıllık 2,5 milyon ziyaretçiyle şehrin kalkınmasına büyük oranda katkı sağlamaktadır.

Anadolu’nun merkezinde yer alıp karayolu ile 3 saatte 10 milyon, 6 saatte 57 milyon insana ulaşım sağlayabilecek pozisyonda bulunan ve bu stratejik konumu sayesinde bölgesel büyümeyi de tetikleyen Konya, şehir ekonomilerini geliştirmek adına çıktığımız yolda önemli duraklardan da biridir.

Kıymetli Misafirler, MÜSİAD’lı kardeşlerim,

Önceki gün basınımızın değerli ekonomi müdürleriyle Conrad Hotel’de geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirdik: Toplantımızın amacı Türkiye’nin giderek azalan doğrudan dış yatırımları adına ve iç yatırımların yerinde ve doğru yapılandırılması için, yeni bir yol haritası belirlenmesi temeline dayanıyordu.

Bizim tazelenme sürecindeki çalışmalarımız ile, yatırımın sadece tek başına ele alındığında maalesef gerekli verimliliği sağlamadığını, yatırımın hem bir karar alma prosesi, hem de üretim –ticaret ve yatırım senkronizasyonu içinde bir unsur olarak modelledik. İşte konuşmamın başında dile getirdiğim, salt büyümenin sürdürülebilir kalkınma için yeterli, unsur olamayacağı tezi buradan beslenmektedir.

Burada önemli olan konu, yeni bir hikaye yazmak için, yeni bir yatırım strateji kurmaya olan ihtiyaçtır. Bu da elbette hem yurt dışında yatırımcı avını gerçekleştirmek üzere bir yatırım ağı sistemi kurmak ve daha da önemlisi yatırımı belli şehirlerde toplamak yerine, her şehri, nevi münhasır kendine özgün değerleriyle katma değeri yüksek yatırımların adresi yapmaktan yani şehir ekonomilerini yeniden planlamaktan geçmektedir.

Ekonomi müdürleri ile yaptığım toplantıda nihayet Şehirleri özgün değerleriyle kalkındırma ve markalaştırma projemizi anlatma fırsatını bulduk. Çünkü bir şey artık çok açıktır: Yeni dünya düzeninin kendine münhasır koşullarına ayak uydurmak zorundayız. Bunlardan en önemlisi de yatırımların doğru kanalize edilmesi ve bilhassa şehir ekonomilerin in yatırım planlamalarında temel strateji olarak benimsenmesidir.

Demin de belirttiğim gibi göreve geldiğim ilk günden görevimi teslim edeceğim son günlere kadar sadece Genel Merkezde durmayan ve sürekli sahanın nabzını tutmaya ve siz kıymetli üyelerimize temas etmeye çalışan bir başkan olmaya gayret gösterdim.

Çünkü MÜSİAD demek, SAHA demektir. MÜSİAD, ona gönül vermiş sizler gibi memleket sevdalısı insanların evi, yurdu, okuludur. Ben her şehir ziyaretimde hem üyelerimin temel sorun ya da taleplerini dinledim, hem de her şehrin kendine özgü değerleri etrafında geliştireceği ekonomiyi not aldım.

Değerli dostlar, Gelecekte devletler değil, şehirler yarışacaktır,şehir ekonomileri yarışacaktır. Bu nedenle gelişen ve markalaşan her şehir aslında milli gelire kazandırılan yüklü bir sermaye stokudur.

Dünyada muadilleri yani benzer özelliklere sahip olan şehirleri gerek üretim hacmi, gerekse GSMH’ye katkıları bakımından devasa rakamlara ulaşmışken, aynı değerlere sahip şehirlerimizin ekonomik açıdan sıkışıp kalması doğru değildir.

Bu durum ancak şehirlerin özgün değerlerinin belirlenmesi, o değerlerin uygun yatırım ve yatırımcılarla buluşturulması, destek ve teşvik verimliliğinin sürekli kontrol edilmesi ve elbette değerin varlığa dönüşme sürecinde, o şehrin markalaşmasıyla mümkündür.

Konya için model aldığımız marka il, Japonya’nın Sanayi, elektronik Sektörü ,turizm ve dokumacılıktaki marka şehri Kyoto şehridir.İlin GSH’sı 115,3 milyar $. Konya’nın ise 16,7 milyar dolar, Yapacağımız uygun teşvik ve cazibe programları İle ve Konya’nın kendine özgü diğer Değerleri İle mesela tarım, hayvancılık ve Gastroekonomisi yani Konya mutfağı İle 40 milyar doları yakalayabileceğini ve geçebilecek o potansiyeli ben bilhassa Konya’da görmekteyim.

Bu potansiyeli ortaya koyabilmek ve Konya’nın, il ve ülke ekonomisi içerisindeki payını daha da artırabilmek adına, iş insanları olarak, yeni yatırımlarla ve mevcut potansiyeli maksimum düzeyde kullanarak elimizden geleni ortaya koyacağız.

Değerli Misafirler,

Bildiğiniz üzere, yeni dünya sistemine önceden hazırlık yapmak amacıyla, MÜSİAD olarak tazelenme sürecimizi başlattık. Yola çıkış mottomuz, “beraber” oldu. Şimdi ise “VARIZ” diyoruz. Göreve ilk başladığımda sizlere verdiğim sözleri tutmuş olmanın ve aldığım bu kutsal görevi layıkıyla yerine getirebilmiş olmanın huzuruyla bir sonraki döneme, VARIZ sözünü bırakıyoruz. Türkiye için, üretimde, ticarette, yatırımda, sanattan kültüre toplumun her alanında, yardımlaşmada, ülkemizin gelişmesi ve refahı için her daim varız.

Yapmayı planladığımız ve vaat ettiğimiz neredeyse tüm açılımları, tazelenme sürecimiz çerçevesinde yerine getirdik. Şimdi geniş çaplı projelerimizle bu sürecin meyvelerini topluyoruz.

MÜSİAD olarak, ülke ekonomisine yapılan katkıyı artırmaya ve üyelerimiz arasındaki ortaklık kültürünü geliştirmeye yönelik projeler geliştiriyoruz.

MÜSİAD MECLİS çatısı altındaki toplam 23 komitemiz kendi tematik ya da sektörel alanlarına uyumlu projeler ile Anadolu’daki potansiyel yatırımcı ve sanayicileri belli projeler etrafında toplamaya başladılar.

Bu projeler, Anadolu’daki sermaye gücünü, projelere yatırım yapmak veya ortak olmak adına teşvik etmeye başladı. Son dönemdeki çok ortaklı projeler İle ,şubelerimizde 52 adet proje ortaklık modeli geliştirildi.Ve faaliyete geçti.

Örneğin Yatırım ve Üretim Üsleri Projemiz ile dar alanlarda üretim yapmakta zorlanan ve bu nedenle ölçek büyüklüğüne erişemeyen küçük ölçekli firmalarımıza tüm ihtiyaçlarının aynı ortamda karşılanacağı bir yaşam ve üretim bölgeleri inşa ederek onları zamanla OSB’lere geçmeye hazır ve kurumsallaşmış firmalar haline getirecek bir model oluşturduk. Bu modelin ilk prototipini tamamladık, ikincisine de başladık

Tekrarlaması muhtemel salgınlar ve afetler için üretim üsleri kurmak zorundayız. Üretim üsleri kurarak, salgın ya da ağır afet durumlarında firmaları, çalışanları ve üretimi korumak, tam kapanma olmadan devam ettirmek mümkün olur.

Diğer yandan Akıllı Tarım Kentler Projemiz ile kırsal kalkınmayı teşvik etmek ve bu şekilde tersine göçü desteklemek ve homojen bir nüfus yapısına kavuşmak adına bir girişim başlattık. Bunu bir model olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunduk ve Bakanımız İle basına tanıtımını yaptık.

Akıllı Tarım Kentler Modeli ile büyük şehirlere sıkışan nüfusu ve özellikle kadın ve genç girişimleri hedef alan imkânlarıyla, kırsal yaşamı özendirme ve kırsal kalkınmayı destekleme inisiyatifi geliştirdik.

Bugün Anadolu’daki pek çok üyemiz bu inisiyatifi kendi bölgelerinde uygulamak üzere hazırlık çalışmaları yapmaktadırlar.

Bunlar gibi daha pek çok projemiz komitelerimiz tarafından üretilip tabana yayıldılar.

Gastro-ekonomi ve Türk Mutfak Sanatları üzerinden Şehirleri Gastro-Turizm alanında markalaştırmak, Karavan Turizmi, Sahra Hastaneleri gibi yapıları çoklu ortaklıklar üzerinden kurmak, ikinci el araç piyasasında güvenli alım platformu oluşturmak, gayrimenkul güvenli alım-satım platformu oluşturmak, 2023 hedefleri doğrultusunda 20 yer 23 lokasyonda seçili KOBİ’leri büyüterek Türkiye ve Dünya Markası haline getirmek. Bu ve bunun gibi birçok proje MÜSİAD’ın tazelenme serüveninin meyveleri oldu.

Çok daha ileri bir vizyon ile kurguladığımız, Türkiye’nin yatırım stratejilerinde MÜSİAD Markasının güvenilirlik avantajını, sahasını, yastık altı tasarrufları kitlesel yatırımlara, ortaklıklara dönüştürmek ve yatırım fonları sistematiğini kurmak için MÜSİAD INVEST yani (MÜSİAD YATIRIM) markası ile Doğrudan dış yatırımcı için Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI) sistemi de Türkiye’de bir ilk olarak hem devletimiz nezdinde kabul ve teveccüh görmekte hem de ülkemizin yeni dönem yatırım stratejisi yol haritasında MÜSİAD’ın kilit rolünü ortaya koymaktadır.

Bizler, birçoğunuzun şahit olduğu üzere çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz ve edeceğiz.

Sizler, Allah’ın izni ile şubelerdeki bu entegrasyon sürecimiz İle MÜSİAD’ımızın çok daha ileriye taşınmasına vesile olacaksınız. Bundan sonraki dönemde de gerek yurt içinde gerek yurt dışında entegrasyon ve ticaret-ortaklık geliştirme ve yatırım ağı kurma modeli kaldığı yerden aynı heyecan ile devam ettirilecektir.

Kıymetli Misafirler,

Sözlerimi burada tamamlarken, şubemizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyorum, görevini devreden Ömer Faruk beye ve yönetimine teşekkür ediyorum,Allah razı olsun, görevi devralacak olan Hilmi beye ve yönetimine de başarılar diliyorum, Müsiad Konya şubemizin Konya iş dünyasına ve ülkemize yönelik katkılarının artarak devam etmesini Cenab-ı haktan niyaz ediyorum, sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Allah’a emanet olun.

Abdurrahman KAAN

MÜSİAD Genel Başkanı