MÜSİAD MERSİN GENEL KURULU
7 Temmuz 2021
Sayın Valim,
Sayın Milletvekilim,
Sayın Toroslar Belediye Başkanım,
Sayın Emniyet Müdürüm,
Sayın Müftüm,
Mersin İş Dünyasının, Organize Sanayi Bölgesinin, Oda, Borsa ve STK’ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,
Değerli MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyelerim,
Çevre illerden Gelen Şube Başkanlarımız,
Mersin Şubemizin Geçmiş Dönem Başkanları,
Mersin Şubemizin Değerli Başkanı ve Üyeleri,
MÜSİAD Kadın Komitesi Üyeleri, Genç MÜSİADLI Kardeşlerim
Basınımızın Değerli Mensupları,
Mersin şubemizin genel kurulu vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin mutluluğuyla hepinizi saygıyla selamlıyorum; hoş geldiniz.
Değerli Misafirler,
Covid-19 pandemisiyle mücadele ederken, diğer yandan da hayatımıza getirdiği yeni alışkanlıklara uyum sağlamaya çalıştık.
Örneğin, kısıtlama ve önlemler nedeniyle uzun bir süre sizlerle bir araya gelemedik, yüz yüze hasbihal edemedik, toplantılarımızı çevrimiçi gerçekleştirmek durumunda kaldık.
Normalleşme ile birlikte hamdolsun genel kurullarımızı siz değerli dostlarımızla bir arada gerçekleştiriyoruz, hasret gideriyoruz.
Memleketimizin her bir noktasına adım atarak, daha fazla insana dokunabilmek ve genel kurullar için , geçtiğimiz iki hafta boyunca birçok şehrimizi ziyaret ettik. 9 İle gittik.Cuma -Cumartesi günleri Kuzey Kıbrıstaydık. Dün Alanya’daydık; Bugün de, Akdeniz’in güzel liman kenti Mersin’deyiz.
Türkiye'nin her bakımdan gelişmiş illerinden olan Mersin; verimli toprakları, gelişmiş sanayisi, zengin madenleri, limanı ve petrol rafinerisiyle dikkat çekmektedir.
İlde toplam brüt gelirin % 40’ı sanayi, %30’u tarım ve %10’u ticaret sektöründen elde edilirken; faal nüfusun çoğunluğu tarım sektöründe çalışmakta ve tarım yapılan toprakların oranı %25 civarındadır.
Sanayi ürünlerinde bilhassa pamukla ön plana çıkan Mersin, 2020 yılında 2,0 milyar dolar düzeyindeki ihracatıyla ülkemizin en çok ihracat yapan 13’üncü şehri olmuştur.
Ülke genelinde dış ticaret hacminin daraldığı bu dönemde toplam ihracatını %12,9 oranında artırmayı başaran Mersin; tarım sektöründeki başarılı performansını dış ticarete de yansıtmayı başarmış ve Yaş Meyve ve Sebze ile Hububat ve Bakliyat ihracatıyla dikkat çekmiştir.
Mersin’in ihracattaki olumlu performansı 2021 yılında da sürmektedir. Yılın Ocak-Haziran döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık %25,0 artış kaydeden Mersin’in ihracatı, şimdiden 1,2 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.
Elbette Mersin’in başarılı dış ticaret performansından bahsederken, Mersin Limanı’na özel bir parantez açmamız gerekiyor.
Dünyada ilk 100 liman arasında gösterilen Mersin Limanı, ülkemizin Doğu Akdeniz’e açılan kapısı olması bakımından, jeostratejik bir öneme de sahiptir.
Başta tarım olmak üzere, şehir ekonomisine canlılık kazandıran hemen hemen tüm sektörlerin denizyolu taşımacılığıyla bağlantısı bulunmakta ve Mersin Limanı il ekonomisinin lokomotifi olmaktadır.
Yakın zamanda genişletme projesinin temeli atılan Mersin Limanı’nın, il sınırlarını aşarak, hem bölgenin hem de ülkenin kalkınmasına katkı sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz.
Kıymetli Dostlar,
Geçtiğimiz haftalarda, basınımızın ekonomi müdürleriyle, ülkemizin yeni dünya düzenine uygun yatırım stratejilerini ve şehirleri özgün değerleriyle kalkındırma ve markalaştırma projemizi anlatmak üzere bir araya geldik. Projemiz, hem basın mensuplarınca hem de kamuoyunda güzel bir karşılık buldu.
Bildiğiniz üzere Türkiye, son yıllarda özellikle doğrudan dış yabancı yatırımlar konusunda kısmen zorlandığı bir dönemden geçiyor. Pandemi sonrası açılan ticari ve ekonomik aktivite doğrultusunda yatırımlar, gelişmekte olan ülkelere doğru kaydı. Gelişmiş ülkeler bu pastadan istedikleri payı alamadılar.
Ülkemiz ise, gelişmekte olan ülkeler sınıfında üst sıralarda olmasına ve yatırım noktasında elverişli koşullara sahip olmasına rağmen, istediği doğrudan dış yabancı yatırımı çekemedi.
Türkiye'ye yapılan yabancı yatırımlar 2019'a göre düşüş kaydetti ve son geldiği noktada 2020’de 6,8 milyar dolar oldu. Bu yılın son aylarında ise, maalesef yatırımcıların ülkemize ilgisinin azaldığını görüyoruz.
Değerli Misafirler, Kıymetli Kardeşlerim,
Pandemi süreci, 1 yılı aşkın süredir ekonomi, ticaret ve hatta sosyal yaşam alanlarında dünyadaki hemen hemen bütün ülkelerin ezberini bozdu. Aşılama oranları giderek artıyor, ülkeler toparlanma sürecine girebilmek adına çabalıyor.
Fakat artık şunu net şekilde görebiliyoruz; pandeminin hastalık ile ilgili etkileri bitse bile, dünya artık yeni bir iktisadi düzeni, yepyeni kuralları uygulamanın eşiğinde.
Dolayısıyla bizler artık gelişimin ve büyümenin yeni modellerini yani, yeni dünya düzeninin yeni iş geliştirme modellerini takip etmek durumundayız.
Bunun için yatırımların doğru şekilde çekilmesini, doğru yerlere aktarılmasını, yatırımcılara ulaşılarak yönlendirilmelerini sağlamak gerekiyor. Bunun yanında tabii bir de ülkemizin her şehrinin kendine has değerlerinin çok daha iyi anlatılması da elzemdir. Bu da ancak, dünyanın her yanına yayılmış ve her bir noktadan yatırım –üretim ve ticaret bilgisi çeken, yatırım ortamlarını bilen ve yatırımcıları Türkiye’deki firmalar ile buluşturacak sistemi kuran yeni bir yatırım ağı ile mümkündür.
Biz her fırsatta şunu ifade ediyoruz; “gelecekte devletler değil, şehirler yarışacak”. Bu nedenle bölgesel ekonomilerin şehir ekonomilerinin oluşturulması esastır. Böylece kendi kendine yeten ve kendi varlıklarını değere dönüştürebilmiş kentlerimiz olacaktır.
Şehirlerin markalaşması ve mevcut varlıklarının değere dönüşmesi yani potansiyellerinin tespit edilerek bu potansiyellere uygun yatırımlarla illerin değerlerinin artırılması son derece mühim bir konu.
Bizler, Türkiye’nin her bir noktasını gezdiğimiz seyahatlerimizde birtakım veriler elde ediyoruz. İşte bu veriler ve sizlerle doğrudan temas etmenin getirdiği tecrübe ile bir proje oluşturduk ve şehirleri eşleştirmek, bu projemizin temel çıkış noktası oldu. Bu çalışmaya “Şehirleri Özgün Değerleriyle Kalkındırma ve Markalaştırma” adını verdik.
Doğru bir sanayileştirme politikası belirlemek, şehir ekonomileri oluşturmak için bu ekonomiyi ayakta tutacak gelecek vadeden firmaları bulmak, desteklemek, ölçeklerini büyütmek, sermaye güçlerini artırmak ve yerli-milli üretim hamlesi İle hem şehirleri markalaştırmak, hem de firmaları güçlendirmek şeklinde yapmaktan geçer. Ben buna, sanayileştirmenin icrası için şehir ekonomilerini çalıştırmak diyorum.
Mersin ilimize baktığımızda GSYH’sı 14,1 milyar $ iken, Mersin için belirlediğimiz marka il, Başta sanayi, ekonomik alanda lider olmakla birlikte; metal ve makine imalatı, kâğıt ve baskı, gıda maddeleri ve kimyasal sektörlerinde ön plana çıkan İsveç’in Stockholm şehridir.
İsveç’in toptan ve perakende üssü konumunda olan Stockholm’ün GSYH ise 137,8 milyar $’dır. Mersin Limanına benzer şekilde Stockholm Limanı, İsveç ekonomisi için hayati öneme sahiptir ve ülkenin ikinci en büyük liman olma özelliğine sahiptir.
Kişi başına düşen gelire göre Avrupa’nın ilk 10 şehrinden biri olan Stockholm düzeyinde büyümek için, ancak şehrin özgün değerlerinin yerel yönetimlerin her kesimi İle birlikte belirlenmesi, o değerlerin uygun yatırım ve yatırımcılarla buluşturulması, destek ve teşvik verimliliğinin sürekli kontrol edilmesi ve o şehrin markalaşmasıyla mümkündür.
Akdeniz’de birçok özelliği ile öne çıkan ve özel bir şehir olan Mersin, bu potansiyele sahiptir.
Değerli Misafirler,
Şehir ekonomilerinin geliştirilmesine yönelik projemizi, Türkiye’nin yeni yatırım politikası belirleme sürecinde bir yol haritası olarak da görmekteyiz.
Bu zor gibi görünen fakat sağlam bir örgütlenme ve sıkı bir çalışmayla hayata geçebilecek çalışmaların Türkiye’de gerçekleşmesine destek verebilecek tek sermaye kuruluşu MÜSİAD’dır.
Çünkü hem sanayicinin, hem KOBİ’nin dilinden anlayan, hem proje geliştiren, yenilenen yapısıyla daha dinamik ve yaygınlığıyla dünya İle Türkiye arasındaki ticari ekonomik diplomasi ve yatırım diplomasisini en etkin şekilde yürütebilecek kuruluş da yine MÜSİAD’dır.
Bize düşen birincil görev, öncelikle mantalite değişimi olmalıdır. Yani yatırımı, sadece belli ülkelerdeki şirketleri buraya ortak olarak çağırmak şeklinde değil; Türkiye’yi bir yatırım pazarı olarak lanse etmek şeklinde ele almaktır. Ve iç üretimin lokomotifi olan KOBİ unsurlarını sağlıklı bir şekilde büyüterek ölçek ekonomisinin avantajlarıyla, yabancı ortaklar ve fon sahipleriyle buluşturmak yani bir çeşit eşleştirmek olmalıdır.
Doğrudan dış yatırımcı için, Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını, bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI) sistemi bu amaca hizmet edecek ve bu sayede hem yatırım diplomasisini işletecek hem de yurt dışında aktif yatırım diasporasını ülkemize çekecektir.
Değerli Dostlar,
MÜSİAD olarak, yeni dünya sistemine önceden hazırlık yapmak amacıyla, tazelenme sürecimizi başlattık ve “beraber” mottosuyla yola çıktık.
Göreve ilk başladığımda sizlere verdiğim sözleri tutmuş olmanın ve aldığım bu kutsal görevi layıkıyla yerine getirebilmiş olmanın huzuruyla bir sonraki döneme, VARIZ sözünü bırakıyoruz.
Türkiye için, üretimde, ticarette, yatırımda, sanattan kültüre toplumun her alanında, yardımlaşmada, ülkemizin gelişmesi ve refahı için her daim “varız” diyoruz.
MÜSİAD bilhassa tazelenme süreci sonrası yeni dünya düzenine karşı kendi yapısını düzenleyerek ve özgün bir yönetim-organizasyon modeli geliştirerek dünyanın sayılı örgütlenmeleri içindeki yerini almaktadır.
Ben ve ekip arkadaşlarım, görev süremiz boyunca daha iyiye ulaşmak adına bunun mücadelesini verdik, bundan sonra gelecek olan kardeşlerimizin de aynı şuur ve şiar içinde bu davayı ve bayrak yarışını devralıp devam ettireceğinden şüphemiz yoktur.
MÜSİAD olarak, ülke ekonomisine yapılan katkıyı artırmaya ve üyelerimiz arasındaki ortaklık kültürünü geliştirmeye yönelik projeler geliştiriyoruz.
Komitelerimiz, kendi tematik ya da sektörel alanlarına uyumlu projeler ile Anadolu’daki potansiyel yatırımcı ve sanayicileri belli projeler etrafında toplamaya başladılar. Önceki hafta Balıkesir’de üyelerimizin ortaklığı İle bir konut projesi temelini ,dün Alanya’da yine 20 üyemizin ortak olduğu Almey Global A.Ş. nin Türkiye de ilk ve tek Avokado ve subtropikal ürünler işleme fabrikasının temelini attık.Geçen hafta ise. Samsun’da ise bir spor okulunun açılışını yaptık.Nasipse Eylül ayında Erzurum’da geçen sene temelini attığımız 18 üyemizin ortak olduğu Dondurulmuş Çağ döner kebap tesisinin açılışını yapacağız.
Bu projeler, Anadolu’daki sermaye gücünü, projelere yatırım yapmak veya ortak olmak adına teşvik etmeye başladı.
Örneğin Yatırım ve Üretim Üsleri Projemiz ile dar alanlarda üretim yapmakta zorlanan ve bu nedenle ölçek büyüklüğüne erişemeyen küçük ölçekli firmalarımıza, tüm ihtiyaçlarının aynı ortamda karşılanacağı bir yaşam ve üretim bölgeleri inşa ederek onları zamanla OSB’lere geçmeye hazır ve kurumsallaşmış firmalar haline getirecek bir model oluşturduk. Bu modelin ilk prototipini tamamladık, ikincisinin de inşasına da yakında başlanacaktır.
Diğer yandan Akıllı Tarım Kentler Projemiz ile kırsal kalkınmayı teşvik etmek ve bu şekilde tersine göçü desteklemek ve homojen bir nüfus yapısına kavuşmak adına bir girişim başlattık. Bunu bir model olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunduk.
Bunlar gibi daha pek çok projemiz komitelerimiz tarafından üretilip tabana yayıldılar.
İnanıyorum ki sizler, şubelerdeki bu entegrasyon sürecimiz İle MÜSİAD’ımızın çok daha ileriye taşınmasına vesile olacaksınız Allah’ın izniyle.
Değerli Misafirler, Kıymetli Dostlar,
2020 yılında tüm dünyanın ana gündemi, pandemi ve pandeminin getirmiş olduğu zorlu koşullar oldu. Tüm ülkeler, ekonomik ve sosyal anlamda derin bir sarsıntı yaşadı.
Elbette Türkiye de bu sarsıntıdan nasibini aldı; fakat birçok ülkenin aksine, ilk şokun ardından başarılı bir toparlanma grafiği çizdi.
Yavaş yavaş toparlandık ve bu durum, kapasite kullanım oranlarımıza yansıdı. İmalat sanayimiz ise son iki çeyrekte kayda değer bir gelişim seyrine oturdu.
Burada, bir konunun özellikle altını çizmek istiyorum:
Türkiye olarak enflasyonist baskıyı zorlayan iki temel etkeni mutlaka en yakın zamanda bertaraf etmemiz gereklidir.
Birincisi kendi kendine yetmek. Yani, ithal edilen 175 milyar $ a yakın ara malı üretimini de içeride gerçekleştirip, dışa bağımlılığı minimize etmek ve elbette parayı bir emtia aracı olarak görmekten vazgeçmek.
İkincisi ise, yerleşik tasarruf sahiplerine, elde tuttukları dövizi, altını, faiz yada katılım payındaki paralarını değerlendirebilecekleri yeni ve güvenilir yatırım olanakları sağlamak.
Projelerin menkulleştirileceği girişim sermayesi fonları kurmak ve bu fonlar üzerinden ortaklık kültürünü pekiştirerek Türkiye’de üretimi teşvik etmek de yine bizlerin mutlaka ilgilenmesi gereken bir husus olmalıdır.
İlk çeyrekte %7’lik bu büyümeyi, pandemiden çıkışın habercisi olarak değerlendirebiliriz. Hatta baz etkisiyle ikinci çeyrekteki büyüme oranını %15’lerin üzerinde bile görebiliriz.
Ancak bu durumun sürdürülebilir olması, yatırım-üretim-ticaret senkronizasyonunu gerçekleştirmek ve üretimi temel iktisadi politika olarak ortaya koymaktan geçmektedir.
Şu an içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam ve yüksek kredi maliyetleri göz önünde tutulduğunda, Türkiye hala riskli bir yatırım alanı olarak görünüyor .
Değerli Misafirler, MÜSİAD’lı Kardeşlerim
Kısa bir süre sonra, MÜSİAD Genel Başkanlığı görevimi devredeceğim. Bu 4 yıllık süre içinde sizlerin güvenini boşa çıkarmayıp üzerime düşen vazifeleri yerine getirmiş olmak, en büyük temennimdir.
Görev sürem boyunca, Genel Merkezde oturan değil, gezen, iş dünyasının ve sahanın nabzını tutan bir başkan olmaya gayret ettim.
Üyelerimizle temas, onlarla istişare ve muhabbet, Anadolu’daki şubelerin Genel Merkez’de sürekli ağırlanması ve böylece merkez ile SAHA arasındaki yakınlaşmanın en üst düzeye çıkarılması, temel hedefim oldu.
Her fırsatta ifade ediyoruz; MÜSİAD bir okuldur, bir yuvadır. Bizler ise maraton koşucularıyız. Ben inanıyorum ki görevi devralarak bu maratona devam edecek olan arkadaşlarımız, MÜSİAD’ımızı bizden çok daha ileriye taşımak için ellerinden gelen gayreti gösterecektir.
Bu vesile ile sizlerden, haklarınızı helal etmenizi istiyorum.
Bu duygularla konuşmamı tamamlarken, şubemizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Mersin şube başkanımıza ve yönetim kuruluna başarılar diliyorum.
Şubemizin, çalışmaları ile Mersin iş dünyasına, bölgesi’ne ve ülkemize katkılarının artarak sürmesini Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.
Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Allaha emanet olun.
Abdurrahman KAAN
MÜSİAD Genel Başkanı
Abdurrahman Kaan
MÜSİAD Genel Başkanı