Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım,
Kıymetli Dostlarım,
Hepinizi Allah’ın Selamı ile gönülden selamlıyorum.
Biz bugün burada sadece bir toplantı yapmak için değil; bu ülkenin kalbinde atan milli iradeyi, vicdanı ve ortak geleceğe olan inancı bir kez daha güçlü şekilde dile getirmek için toplandık. Hepimizin hafızasında canlıdır: 28 Şubat’ta inancımıza yönelen vesayet düzenine karşı bedel ödedik. 15 Temmuz gecesi ise milletimiz çıplak elleriyle tankların önüne dikildi, ertesi gün işyerlerini açıp çarkları döndürdü. Bize bu hafıza şunu öğretiyor: Milli irade varsa, gelecek vardır.
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım,
Bugün dünya düzeni yeniden kuruluyor. Güç dengeleri değişiyor, bölgemiz büyük sancılar yaşıyor. Türkiye bu çalkantının ortasında barışın, adaletin ve merhametin sesi olmaya devam ediyor. Biz MÜSİAD olarak bu vizyonun ekonomik, ticari ve sosyal boyutlarını sahaya taşıyan bir camiayız.
Bu vizyonun en somut adımlarından biri devletimizin projesi olan “Terörsüz Türkiye” projesini ele almak oldu. 12 Haziran 2025 günü Diyarbakır’da MÜSİAD tarihinde ilk kez başkanlar toplantısını genel merkezin dışında topladık. Toplantıya Yurtiçi ve Yurtdışından 125 şube başkanımız katıldı. Ve bu anlamda MÜSİAD olarak bu alanda öncülük ettik ve ilk kez terörün sadece güvenlik değil, aynı zamanda ekonomi, toplumsal barış ve kardeşlik hukuku ekseninde ele alınması için Terörsüz Türkiye Komisyonlarını kurduk.
18 şube başkanımızı, kanaat önderlerini, akademisyenleri, gazetecileri aynı masa etrafında buluşturduk. Çok boyutlu bir rapor hazırladık. Böylece şu mesajı verdik: Terör sadece dağda silahla değil; işsizlikle, ekonomik yoksunlukla ve toplumsal ayrışmayla mücadele ile sona erdirilir. Bu alanda ilk çalışmayı yapan dernek olmanın sorumluluğunu gururla taşıyoruz. Değerli Hazirun,
Yaptığımız hesaplamalar gösteriyor ki, terörün maliyeti yalnızca güvenlik bütçesi değildir. Eğer terör olmasaydı, Türkiye’nin milli geliri en az bir trilyon dolar daha yüksek olabilirdi. Kayıp, sadece rakamlarda değil; kardeşlik bağlarımızda, gençlerimizin umutlarında ve bölgelerimizin kalkınma imkânlarında. İşte bu yüzden “terörsüz bir Türkiye” sadece güvenlik değil, aynı zamanda refah ve gelecek meselesidir.
Bu anlayış, projelerimize de yön veriyor.
- Aile Dostu İş Yeri Projemiz ile binin üzerinde firmamız çalışanlarının evliliğine ve çocuk sahibi olmasına destek veriyor.
- Mesleki İstihdam Projemiz ile beş bin gencimize iş garantisi veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki, aileyi güçlendirmeden toplumu güçlendiremeyiz. Gençliği üretime katmadan Türkiye’nin geleceğini kuramayız.
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım,
Bir başka vicdan yarasına da değinmek istiyorum: Gazze.
Bugün insanlığın vicdanını en derinden yaralayan dram Gazze’de yaşanıyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar; evleri başlarına yıkılan masum siviller dünyanın gözü önünde katlediliyor. Hastaneler bombalanıyor, ibadethaneler yerle bir ediliyor. Suya, elektriğe, gıdaya erişimi engellenmiş milyonlarca insan, dünyanın en büyük açık hava hapishanesinde yaşam mücadelesi veriyor.
Bu tablo karşısında sivil toplumun susması mümkün değildir. Biz inanıyoruz ki, Gazze’deki mazlumların çığlığına kulak vermek, sadece bir insani görev değil; aynı zamanda adalet ve vicdan sınavıdır. Türkiye’nin mazlumların yanında duran dış politikası, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın sahadaki insani gayretleriyle birleştiğinde, kınamanın ötesine geçen somut bir dayanışma modeline dönüşebilir. Bu konuda da somut bir adım atarak Kızılay İşbirliği ile üyelerimiz arasında Gazze’ye daha önce gerçekleştirdiğimiz desteklere ek olarak yeniden gıda yardımı kampanyası başlattık.
Kıymetli Dostlarım
Türkiye Yüzyılı vizyonu bize büyük hedefler sunuyor. Ama bu hedefleri gerçekleştirmek için devlet, iş dünyası ve sivil toplumun omuz omuza vermesi gerekiyor. Bizim şiarımız nettir: Milli irade, milli ekonomi, milli güç.
Bugün huzurunuzda bir kez daha ilan ediyorum: MÜSİAD olarak, üretimle büyüyen, gençliğiyle şahlanan, adalet ve vicdanıyla yükselen bir Türkiye için üzerimize düşen her sorumluluğu almaya hazırız.
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım,
Değerli Dostlar,
Buradan hareketle sivil toplum camiamıza üç güçlü çağrıda bulunmak istiyorum: Birincisi: İşbirlikleri kurun. Benzer alanlarda çalışan STK’larımız, birbirlerini rakip değil paydaş olarak görsün. Çünkü aynı alanda yapılan dağınık faaliyetler hem gücü zayıflatıyor hem de kaynak israfına yol açıyor. Oysa biz güçlerimizi, ağlarımızı ve imkânlarımızı birleştirdiğimizde çarpan etkisi oluştururuz. Birlikte hareket ettiğimizde sesimiz daha gür, etkimiz daha büyük olur.
İkincisi: Sonuçlarınızı Paylaşın. Yardım, istihdam, eğitim ve aile desteklerinde ortak metrikler kullanalım. Kamuoyuna düzenli raporlarla şeffaflık sağlayalım. Bu hem milletimizin güvenini artırır hem de hangi alanda fazla, hangi alanda eksik çalıştığımızı görmemizi sağlar. Böylece emeği de kaynağı da boşa harcamamış oluruz.
Üçüncüsü: İstişarenin öncüsü olun. Sahadan topladığımız bilgileri ve deneyimleri, somut ve ölçülebilir politika önerilerine dönüştürelim. Bu önerileri karar alıcılarla düzenli istişare mekanizmalarında paylaşalım. Böylece devletin politikaları sahadan beslenir, kaynaklar doğru alanlara yönlendirilir, yanlış harcamaların önüne geçilmiş olur.
Kıymetli dostlarım,
Eğer bu üç adımı uygularsak sivil toplum sadece iyi niyetin değil, aynı zamanda etkinliğin ve verimliliğin adresi olur. Ve hepimiz biliriz ki bizler birbirimizin rakibi değiliz. Aynı davanın, aynı milletin, aynı hedefin paydaşlarıyız.
Sözlerimi tamamlarken bir kez daha ifade etmek isterim: Milli irade olmadan istikrar, adalet olmadan refah, aile olmadan gelecek olmaz. Biz MÜSİAD olarak bu inançla çalışıyor; kaynağı israf etmeyen, emeği boşa harcamayan, rakiplik yerine paydaşlığı önceleyen bir gelecek için mücadele ediyoruz.
Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.