Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım,
Çok Kıymetli Bakanım,
Değerli MÜSİAD Üyeleri,
Saygıdeğer Misafirler,
Hepinizi MÜSİAD Ailesi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum, MÜSİAD Azerbaycan Şubemizin 5. Olağan Genel Kuruluna hoş geldiniz şeref verdiniz. Yine bugün bizleri teşrifleriyle bizleri onurlandıran Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a ve Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’a bir kez daha huzurunuzda teşekkür ediyorum.
MÜSİAD bugün 14bini aşkın üye, çatısı altında temsil ettiği 60binden fazla şirket, Türkiye’de 78 ve yurtdışında 84 ülke 100 temsil noktasıyla ülkemiz sınırlarını aşan uluslararası ölçekte bir iş dünyası kuruluşudur. Sadece Türkiye içerisinde 3Milyondan fazla istihdam sağlayan MÜSİAD üyesi şirketler, ülkemizin gayrisafi yurtiçi hasılatının %30undan fazlasını üretmektedirler.
Avrupa’dan Afrika’ya, Asya’dan Amerika kıtasına kadar uzanan ve dünyanın tüm kıtalarında yapılanmış yurt dışı teşkilatlarımıza kayıtlı 4.000’e yakın sayıda üyemiz, küresel ölçekte düşünen, yerel dinamikleri okuyan ve sahada güçlü karşılığı olan bir yapıyı temsil etmektedir.
Bu teşkilat ağı içerisinde Azerbaycan, taşıdığı stratejik konum ve tarihî bağlar itibarıyla ayrı bir yere sahiptir. Azerbaycan Şubemiz, yalnızca iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkı sunmakla kalmamakta; aynı zamanda Türk dünyası iş birliğinin sahadaki somut ve kurumsal örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. MÜSİAD, Türk dünyasını yalnızca ortak bir geçmişin değil, ortak bir ekonomik geleceğin de adı olarak görmekte; bu coğrafyada üretim, ticaret ve yatırım eksenli güçlü bir iş birliği zemini inşa etmeyi stratejik bir sorumluluk olarak değerlendirmektedir.
Bugün dünya, uzun yıllar boyunca alıştığımız küresel düzenin ciddi biçimde sarsıldığı bir dönemden geçiyor. Uzun süre öngörülebilir kabul edilen ticaret kuralları, finansal sistemler, tedarik zincirleri ve jeopolitik dengeler artık aynı güveni vermiyor. Küresel sistem, kendi ürettiği sorunları yönetmekte zorlanan bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu nedenle yaşadığımız tabloyu yalnızca geçici bir kriz olarak değil, eski düzenin sınırlarına ulaşmasının doğal bir sonucu olarak okumak gerekiyor.
Son yıllarda artan belirsizlik, aslında bir düzensizlikten çok daha fazlasını ifade ediyor. Ekonomik dalgalanmalar, bölgesel çatışmalar, enerji ve gıda güvenliği sorunları, iklim krizinin etkileri ve teknolojik dönüşümün hızı; küresel ölçekte yeni bir denge arayışını zorunlu
kılıyor. Bu düzensizlik hali, bazı coğrafyalarda kalıcı bir normal haline gelmiş durumda. Ancak unutulmamalıdır ki düzensizlik, aynı zamanda yeni bir düzenin habercisidir.
Bugün asıl tartışmamız gereken konu: Kurulacak yeni düzen nasıl bir düzen olacağıdır?
Sadece güç ilişkilerine dayanacak bir düzen mi? Yoksa ortak akıl ve ortak sorumluluk üzerine inşa edilecek bir düzen mi?
2025 yılı, küresel ekonomi açısından tam da bu sorgulamaların yoğunlaştığı bir yıl olmuştur. Dünya genelinde büyüme hızları yavaşlamış, finansmana erişim zorlaşmış, şirketler ve ülkeler risk yönetimini yeniden tanımlamak zorunda kalmıştır. Bu dönemde yalnızca hızlı büyüyen yapılar değil, sağlam ve dirençli olanlar ayakta kalabilmiştir.
Bu noktada iş dünyasına düşen sorumluluk her zamankinden daha büyüktür. Bugün mesele sadece ekonomik başarı değildir. Mesele; bulunduğumuz coğrafyalarda istihdamı korumak, toplumsal dengeyi gözetmek ve küresel belirsizlikler karşısında sağduyulu bir duruş sergileyebilmektir.
Yeni oluşacak düzen içerisinde ekonomimizi; daha dayanıklı, daha kapsayıcı ve insanı merkeze alan bir anlayış üzerine kurulmak zorundayız. Ekonomi büyürken toplumların sosyoekonomik
yapıları kırılganlaşmamalı, teknoloji ilerlerken insan geride bırakılmamalıdır. Aksi takdirde sürdürülebilir bir gelecekten söz etmek mümkün olmayacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Sayın Bakanım, Kıymetli Konuklar,
Türkiye ile Azerbaycan, iki ülke arasındaki kardeşlik hukuku ve tarihi derinlik nedeniyle, geleceğin düzenine yönelik anlayışı ve stratejik vizyonu birlikte ortaya koymak zorundadır.
Tarih bizi çağırıyor. Bu millet her çağırıldığında ayağa kalkmayı bilmiştir; bugünde tarih aynı iradeyi bizden bekliyor.
Bu itibarla, önümüzde ki yıl içerisinde, Karabağ’da KOBİA ve MÜSİAD işbirliğiyle Türk Dünyası Yatırım ve İş Formu düzenleyeceğimizi duyurmak istiyorum. Türk Dünyası ülkelerinin tamamından yer alacak katılımcılarla, ortak stratejik vizyona yönelik çalışmalarımızı daha da derinleştireceğiz,
Sözlerime son verirken, Genel Kurulumuzun camiamız ve Türkiye–Azerbaycan kardeşliği için hayırlara vesile olmasını diliyor; yeni yönetimimize tekraren başarılar temenni ediyorum.
Başta Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve Ticaret Bakanımız olmak üzere tüm misafirlerimize katılımı ve katkıları için şükranlarımı sunuyor ve saygılarımı sunuyorum.