MÜSİAD KARABÜK GENEL KURULU
10 Ağustos 2021
Değerli MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyelerim,
Çevre İllerden Gelen Şube Başkanlarım (Kastamonu, Bartın)
Karabük Şubemizin Değerli Başkanı ve Üyeleri,
Karabük İş Dünyasının, Oda, Borsa ve STK’ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,
Genç MÜSİADLI Kardeşlerim,
Değerli Basın Mensupları,
Karabük Şubemizin Genel Kurulunda sizleri saygıyla selamlıyorum; hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Değerli Misafirler,
Bildiğiniz üzere aşılama oranlarının artışı ve tedbirlere gösterilen hassasiyet sonucu normalleşme sürecine girdik ve biz de nihayet siz değerli dostlarımızla tekrar bir araya gelebilmeye başladık.
Her fırsatta ülkemizi karış karış geziyoruz. Daha fazla insana dokunabilmek için gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerimiz kapsamında bu haftaya Karabük’le başladık. Yarın Çorum, Perşembe günü ise Nasipse Tokat’ta olacağız.
Ülkemizin ilk demir-çelik fabrikasına sahip olan Karabük, ülke ekonomisi için de büyük önem taşıyor.
Demir-Çelik tesisleri ve yan kuruluşları ekseninde büyüyen ve gelişen Karabük ekonomisinde, nakliyecilik, orman işçiliği, tekstil ve hazır giyim sektörleri de canlılık arz etmektedir.
Köylerinin tamamının ve ilin %60’ının ormanla kaplı olması, bilhassa orman ürünlerinin önemli bir gelir kaynağı olmasına neden olmuştur.
Geleneksel Safranbolu evleri, hanları, hamamları, arasta, demirciler ve semerciler çarşısı da iç ve dış turizm noktasında Karabük'ü merkez hâline getirmiştir.
Ülke genelinde ihracatın azaldığı 2020 yılında; ihracat hacmi önceki yıla göre %23,6 oranında genişleyerek 335,3 milyon dolar seviyesinde gerçekleşen Karabük, önemli bir başarıya imza atmıştır.
Bu performansıyla ülkemizin en çok ihracat yapan 28’inci ili olan Karabük, aynı dönemde 615 milyon dolar ithalat yaparak dış ticaret açığı vermiştir.
Toplam il ihracatındaki payı %90 olan Çelik sektörü, Karabük dış ticaretinin lokomotifi konumunda bulunmaktadır.
Bu kapsamda; hazır giyim, konfeksiyon, makine ve aksamları ve orman ürünleri başta olmak üzere birçok üründe büyük bir potansiyel barındıran Karabük’ün; ihracatta ürün çeşitliliğini artırması, riski dağıtarak dış ticarette tek bir ürün grubuna olan bağımlılığı azaltacak ve il ekonomisini kırılgan bir yapı riskinden kurtaracaktır.
Zira Karabük, geniş ürün yelpazesiyle daha büyük bir üretim yapısına kavuşabilecek bir potansiyele sahiptir.
2021 yılı Ocak-Haziran döneminde ise 252 milyon dolar ihracat kapasitesine ulaşan Karabük, geçen senenin aynı dönemine göre hacmini %81,3 gibi büyük bir oranla artırarak oldukça başarılı bir dış ticaret performansı sergilemiş ve mevcut potansiyelini ortaya çıkarmaya yönelik önemli bir adım atmıştır.
Kıymetli Misafirler,
Covid-19 Pandemisi, bildiğiniz üzere tüm dünyada bir panik ve şok dalgası oluşturdu.
Bugün bütün ülkeler, toparlanma sürecine girebilmek adına çabalıyor, yeni stratejiler uyguluyor.
Diğer yandan artık şunu net bir şekilde görüyoruz; pandeminin hastalık ile ilgili etkileri bitse bile, dünya artık yeni bir iktisadi düzeni, yepyeni kuralları uygulamanın eşiğinde.
Dolayısıyla bizler, artık gelişimin ve büyümenin yeni modellerini yani, yeni dünya düzeninin yeni iş geliştirme modellerini takip etmek durumundayız.
Bunun için yatırımların doğru şekilde çekilmesini, doğru yerlere aktarılmasını, yatırımcılara ulaşılarak yönlendirilmelerini sağlamak gerekiyor. Bunun yanında tabii bir de ülkemizin her şehrinin kendine has değerlerinin çok daha iyi anlatılması da elzemdir. Bu da ancak, dünyanın her yanına yayılmış ve her bir noktadan yatırım –üretim ve ticaret bilgisi çeken, yatırım ortamlarını bilen ve yatırımcıları Türkiye’deki firmalar ile buluşturacak sistemi kuran yeni bir yatırım ağı ile mümkündür.
Biz her fırsatta şunu ifade ediyoruz; “gelecekte devletler değil, şehirler yarışacak”. Bu nedenle bölgesel ekonomilerin şehir ekonomilerinin oluşturulması esastır. Böylece kendi kendine yeten ve kendi varlıklarını değere dönüştürebilmiş kentlerimiz olacaktır.
Şehirlerin markalaşması ve mevcut varlıklarının değere dönüşmesi yani potansiyellerinin tespit edilerek bu potansiyellere uygun yatırımlarla illerin değerlerinin artırılması son derece mühim bir konu.
Bizler, Türkiye’nin her bir noktasını gezdiğimiz seyahatlerimizde birtakım veriler elde ediyoruz. İşte bu veriler ve sizlerle doğrudan temas etmenin getirdiği tecrübe ile bir proje oluşturduk ve şehirleri eşleştirmek, bu projemizin temel çıkış noktası oldu. Bu çalışmaya “Şehirleri Özgün Değerleriyle Kalkındırma ve Markalaştırma” adını verdik.
Doğru bir sanayileştirme politikası belirlemek, şehir ekonomileri oluşturmak için bu ekonomiyi ayakta tutacak gelecek vadeden firmaları bulmak, desteklemek, ölçeklerini büyütmek, sermaye güçlerini artırmak ve yerli-milli üretim hamlesi İle hem şehirleri markalaştırmak, hem de firmaları güçlendirmek şeklinde yapmaktan geçer. Ben buna, sanayileştirmenin icrası için şehir ekonomilerini çalıştırmak diyorum.
Bu kapsamda, 1,9 milyar dolar büyüklükte ekonomiye sahip olan Karabük için belirlediğimiz marka il, Almanya’nın Duisburg şehridir.
Duisburg, dünyanın en büyük iç limanlarından biri olmakla birlikte, Batı Avrupa'nın önde gelen demir-çelik merkezlerinden biri konumundadır. Şehirde ağır makineler, kimyasal maddeler, dokuma, ağaç ve metal ürünleri de üretilmektedir.
16,7 milyar dolar büyüklüğünde olan Duisburg ekonomisinde, Çin'e kadar uzanan 11 bin kilometrelik demiryolu ağı, oldukça önemli bir konumdadır. Bu bakımdan "Almanya'nın Çin Şehri" olarak anılmaya başlanan Duisburg, Çin'in Avrupa'ya açılan kapısıdır.
Elinde bulundurduğu avantajlar ve özellikle demir-çelik alanındaki tecrübe ve birikimi ile Karabük’ün, Duisburg seviyesine erişebilmesi için önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.
Değerli Misafirler,
Bizler, Şehir Ekonomilerinin Geliştirilmesi projemizi, Türkiye’nin yeni yatırım politikası belirlemesinde bir yol haritası olarak da görmekteyiz.
Sağlam bir örgütlenme ve sıkı bir çalışmayla hayata geçebilecek çalışmaların Türkiye’de gerçekleşmesine destek verebilecek tek sermaye kuruluşu MÜSİAD’dır.
Çünkü hem sanayicinin, hem KOBİ’nin dilinden anlayan, hem proje geliştiren, yenilenen yapısıyla daha dinamik ve yaygınlığıyla dünya İle Türkiye arasındaki ticari ekonomik diplomasi ve yatırım diplomasisini en etkin şekilde yürütebilecek kuruluş da yine MÜSİAD’dır.
Bize düşen birincil görev, öncelikle zihniyet değişimi olmalıdır. Yani yatırımı, sadece belli ülkelerdeki şirketleri buraya ortak olarak çağırmak şeklinde değil; Türkiye’yi bir yatırım pazarı olarak lanse etmek şeklinde ele almaktır. Ve iç üretimin lokomotifi olan KOBİ unsurlarını sağlıklı bir şekilde büyüterek ölçek ekonomisinin avantajlarıyla, yabancı ortaklar ve fon sahipleriyle buluşturmak yani bir çeşit eşleştirmek olmalıdır.
Değerli Dostlar,
Yeni dünya sistemine önceden hazırlık yapmak amacıyla, MÜSİAD olarak tazelenme sürecimizi başlattık ve yola çıkış mottomuzu “beraber” olarak belirledik.
Bir sonraki döneme ise “VARIZ” sözünü bırakıyoruz.
Türkiye için, üretimde, ticarette, yatırımda, sanattan kültüre toplumun her alanında, yardımlaşmada, ülkemizin gelişmesi ve refahı için her daim “varız” diyoruz.
MÜSİAD olarak, ülke ekonomisine yapılan katkıyı artırmaya ve üyelerimiz arasındaki ortaklık kültürünü geliştirmeye yönelik projeler geliştiriyoruz.
Komitelerimiz, kendi tematik ya da sektörel alanlarına uyumlu projeler ile Anadolu’daki potansiyel yatırımcı ve sanayicileri belli projeler etrafında toplamaya başladılar.
Bu projeler, Anadolu’daki sermaye gücünü, projelere yatırım yapmak veya ortak olmak adına teşvik etmeye başladı.
Örneğin Yatırım ve Üretim Üsleri Projemiz ile dar alanlarda üretim yapmakta zorlanan ve bu nedenle ölçek büyüklüğüne erişemeyen küçük ölçekli firmalarımıza, tüm ihtiyaçlarının aynı ortamda karşılanacağı bir yaşam ve üretim bölgeleri inşa ederek onları zamanla OSB’lere geçmeye hazır ve kurumsallaşmış firmalar haline getirecek bir model oluşturduk. Bu modelin ilk prototipini tamamladık, ikincisinin de inşasına da yakında başlanacaktır.
Diğer yandan Akıllı Tarım Kentler Projemiz ile kırsal kalkınmayı teşvik etmek ve bu şekilde tersine göçü desteklemek ve homojen bir nüfus yapısına kavuşmak adına bir girişim başlattık. Bunu bir model olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunduk.
Bunlar gibi daha pek çok projemiz komitelerimiz tarafından üretilip tabana yayıldılar.
Sizler, Allah’ın izni ile şubelerdeki bu entegrasyon sürecimiz İle MÜSİAD’ımızın çok daha ileriye taşınmasına vesile olacaksınız.
Değerli Misafirler, Kıymetli Dostlar,
2020 yılı, pandeminin getirdiği koşullar nedeniyle, ekonomi başta olmak üzere birçok alanda zor bir yıl oldu.
Türkiye, tüm ülkelerin yaşadığı ilk sarsıntının ardından başarılı bir toparlanma grafiği çizdi.
Bu durum, kapasite kullanım oranlarımıza yansıdı. İmalat sanayimiz ise son iki çeyrekte kayda değer bir gelişim seyrine oturdu.
Burada, önemli bulduğum bir noktaya değinmek istiyorum:
Türkiye olarak enflasyonist baskıyı zorlayan iki temel etkeni, mutlaka en yakın zamanda bertaraf etmemiz gereklidir.
Birincisi kendi kendine yetmek. Yani, ithal edilen 175 milyar $ a yakın ara malı üretimini de içeride gerçekleştirip, dışa bağımlılığı minimize etmek ve elbette parayı bir emtia aracı olarak görmekten vazgeçmek.
İkincisi ise, yerleşik tasarruf sahiplerine, elde tuttukları dövizi, altını, faiz yada katılım payındaki paralarını değerlendirebilecekleri yeni ve güvenilir yatırım olanakları sağlamak.
Projelerin menkulleştirileceği girişim sermayesi fonları kurmak ve bu fonlar üzerinden ortaklık kültürünü pekiştirerek Türkiye’de üretimi teşvik etmek de, yine bizlerin mutlaka ilgilenmesi gereken bir husus olmalıdır.
İlk çeyrekte %7’lik bu büyümeyi, pandemiden çıkışın habercisi olarak değerlendirebiliriz. Hatta baz etkisiyle ikinci çeyrekteki büyüme oranını %15’lerin üzerinde bile görebiliriz. Ancak bu durumun sürdürülebilir olması, yatırım-üretim-ticaret senkronizasyonunu gerçekleştirmek ve üretimi temel iktisadi politika olarak ortaya koymaktan geçmektedir.
Şu an içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam ve yüksek kredi maliyetleri, hala riskli bir yatırım alanı olduğumuzu göstermektedir.
Kıymetli Misafirler, MÜSİAD’lı Kardeşlerim
Bildiğiniz üzere kısa bir süre sonra, 4 yıldır büyük bir mutlulukla yürüttüğüm MÜSİAD Genel Başkanlığı görevim son bulacak.
Göreve geldiğim ilk günden itibaren, iş dünyasının ve sahanın nabzını tutan bir başkan olmaya gayret ettim.
Üyelerimizle temas, onlarla istişare ve muhabbet, Anadolu’daki şubelerin Genel Merkez’de sürekli ağırlanması ve böylece, merkez ile SAHA arasındaki yakınlaşmanın en üst düzeye çıkarılması, temel hedefim oldu.
Her fırsatta ifade ediyoruz; MÜSİAD bir okuldur, bir yuvadır. Bizler ise maraton koşucularıyız. Ben inanıyorum ki görevi devralarak bu maratona devam edecek olan arkadaşlarımız, MÜSİAD’ımızı bizden çok daha ileriye taşımak için ellerinden gelen gayreti gösterecektir.
Bu vesile ile sizlerden, haklarınızı helal etmenizi istiyorum.
Değerli Misafirler,
Bu duygularla konuşmamı tamamlamadan önce, ülkemizin 43 ilinde meydana gelen yangınlarda mücadele eden başta milletimize, görevli ekiplere ve devlet görevlilerine kolaylıklar diliyorum.
Rabbim, bir an evvel yüreğimizi yakan bu yangınların son bulmasını nasip etsin. MÜSİAD olarak, ilk günden bu yana yangınlardan zarar gören bölgelere ulaşarak, şubelerimiz aracılığıyla bölge halkına ve devletimize destek oluyoruz. Bu zor günleri atlatana kadar da elimizden ne geliyorsa yapmaya her zaman hazır olacağız.
Şubemizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Görevini devreden Şube başkanımız Karabük şube başkanımız Ahmet Nur bey ve yönetim kuruluna teşekkür ediyorum, Görevi devralacak olan Cengiz beye ve yönetimine de başarılar diliyorum.
Şubemizin, çalışmaları ile iş dünyasına ve ülkemize sunduğu katkıları artırarak devam ettirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Bu organizasyonda emeği geçen başta Yerel üst kurulumuza başkanımız Ahmet Şekerli bey olmak üzere herkese teşekkür ediyor, sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Allaha emanet olun.
Abdurrahman KAAN
MÜSİAD Genel Başkanı