MÜSİAD KIRŞEHİR AÇILIŞ YEMEĞİ PROGRAMI

4 Ağustos 2021

Sayın Milletvekilim,

Sayın İlçe Belediye Başkanlarım,

Kırşehir İş Dünyasının, siyasi partilerin, (Akparti Kırşehir ve Kırıkkale İl Başkanları)

Oda, borsa ve STK ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,

Değerli MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyelerim,

Çevre İllerden Gelen Şube Başkanlarımız (Aksaray, Kayseri, Ankara, Kırıkkale)

Kırşehir Şubemizin değerli başkanı ve üyeleri,

Kıymetli Basın Mensupları,

Hanımefendiler, Beyfendiler

Kırşehir’de, yeniden bir araya gelmiş olmanın mutluluğuyla hepinizi saygıyla selamlıyorum; hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Kıymetli Misafirler,

Pandemi ve sonrasında yeni dünya ekonomik sistemi gelişti ve küresel iklim değişiminin ve kuraklığın da etkisiyle yeni yaşam koşulları oluştu. Bu yeni durum bize, kendi başının çaresine bakabilmek ve kendine yetebilmek olarak özetleyebileceğimiz gerçekleri gösterdi.

Türkiye olarak, pandemi ile başlayan süreç sonrasında gelişen ticaret ve yatırım ortamından nasibimizi hakkıyla alabilmek için uygun stratejileri ve yol haritalarını geliştirme kısmına odaklanmalıyız.

Pandeminin zorlu koşullarına rağmen şube genel kurullarımız vasıtasıyla Anadolu’ya şartlar elverdiğince temas etmek ve bu sayede hem genel kurullarımızı gerçekleştirip hem de sizlerle ülkemizin ekonomik, ticari ve siyasi gündemine dair sohbetlerde bulunmaktan mutluluk duymaktayım.

Normalleşme koşullarıyla birlikte elhamdülillah yeniden bir araya gelmeye başladık. Temmuz ayından itibaren geçtiğimiz tam normalleşme ise gerek iktisadi hayatımıza gerekse toplumsal huzurumuza olumlu şekilde yansıyacaktır.

Şunu bir kez daha ifade etmek istiyorum:

Bu bir küresel salgındır ve bir anda, tamamen bitmesi mümkün değildir.

Zaman zaman oluşacak dalgalanmalara karşı geliştireceğimiz yeni önlemler, destekler ve teşvikler ile biz ülke olarak süreci sonuna kadar başarı ile yöneteceğiz. Zaten tüm dünya ülkeleri ciddi şekilde daralırken biz Çin ile birlikte ciddi bir büyüme oranı gerçekleştirerek aslında tüm zorlu koşullar altında dahi ne kadar dinamik bir ekonomiye sahip olduğumuzu bir kez daha ispat ettik.

Değerli Misafirler, MÜSİAD’lı kardeşlerim,

her vesile Anadolu’nun nabzını tutmak, üyelerimiz ile bir araya gelmek, onlara temas etmek ve sektörel sorunları bizzat muhataplarından dinleyerek ilgili mercilere ulaştırmak adına içinde yetiştiğim ve her aşamasında görev aldığım MÜSİAD’ımız için seyrüsefer halinde oldum.

Bundan hem mutluluk hem de onur duyuyorum. Çünkü MÜSİAD, sadece bir bölgeye sıkışmış ve nüfuz alanı dar bir sermaye grubu değildir. MÜSİAD, bu ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik tarihinin en canlı şahidi ve hatta onu inşa eden unsurlardan biridir.

Hatırlanacağı üzere; geçtiğimiz yıl pandeminin ilk şoku sonrası ekonomik aktivitedeki ilk sarsılmanın ardından Türkiye'yi emsal ülkelerden ayıran toparlanma süreci, bütün dünyanın dikkatini çekmişti.

2020 yılının tamamında %1,8 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, 2021’in ilk çeyreğinde ise Çin’in ardından G20 içerisinde en çok büyüyen ekonomi olmuştu.

Biz de %7’lik bu büyümeyi pandemiden çıkışın habercisi olarak gördüğümüzü ve bu gelişmenin yatırım, üretim ve ticaretin merkezinin Türkiye olduğunu dünyaya gösterdiğini ifade etmiştik.

Salgın sebebiyle uygulanan kapanmaların gevşetilmesinin ve güçlü mali teşviklerin de etkisiyle, önümüzdeki dönemde de Türkiye ekonomisinin Sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükümetin uyguladığı politikalar ile pozitif büyüme trendinin süreceğine inanıyoruz. İkinci çeyrekte %15’in üstünde büyüme bekliyoruz.

Kredi büyümesindeki yavaşlama ve yüksek faiz oranlarına rağmen artan aşılama hızı, bilhassa Temmuz ayı ile başlayacak olan üçüncü çeyrek ve sonrasında, ekonomik aktivitenin ivme kazanacağına yönelik beklentilerimizi artırmaktadır.

MÜSİAD olarak YEP kapsamında 2021 yılı için hedeflenen %5,8’lik GSYH büyümesinin üstünde gerçekleşeceğine inanıyoruz. Güncel veriler de bu beklentimizi desteklemektedir.

Pandemi koşulları sebebiyle daralan ekonomik aktivitenin yeniden canlanmasıyla birlikte, iç talebin büyümeye yaptığı katkının artış kaydedeceğine inanıyoruz.

Tüm dünyada daralan ekonomik ve ticari faaliyetler nihayet açılmaya ve hatta genişlemeye başladı. Fakat bilhassa yatırımlardan pay alma hususunda, gelişmiş ülkeler geride kalırken, gelişmekte olan ülkeler, %70’lere varan bir oran ile dünya doğrudan dış yatırımları çekti. Diğer yandan ülkemiz, bu verimli akıştan istediği payı alamadı.

Son yirmi yıllık periyod göz önüne alındığında veriler, ilk kez doğrudan dış yatırım çekme konusunda değerlerimizin düştüğünü ve bazı yabancı yatırımcıların ülkemizden uzaklaştığını göstermektedir.

Bu durum, ilerleyen dönemde sürdürülebilir kalkınma açısından oldukça kritik bir dönemin kapısında olduğumuzun habercisidir.

Şu an içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam ve yüksek kredi maliyetleri, hala riskli bir yatırım alanı olduğumuzu göstermektedir.

Burada bizlere büyük görevler düşmektedir. Yatırım artık dünyada yepyeni koşullar altında yapılmakta ve tanımlanmaktadır.

Bizim de bu değişime ayak uydurarak yatırımı, sadece belli ülkelerdeki şirketleri buraya ortak olarak çağırmak şeklinde değil; Türkiye’yi bir yatırım pazarı olarak lanse etmek şeklinde ele almamız gerekmektedir.

Değerli Misafirler,

Sürdürülebilir bir büyümenin temel koşulları neler olmalıdır?

Bu soruların yanıtı, doğru yatırım stratejileri oluşturma, yabancı yatırımları ülkemize çekebilme ve şehir ekonomileri etrafında katma değeri yüksek bir ekonomi ağı kurmaktan geçmektedir.

Bizler, yeni dünya düzeninin kendine münhasır koşullarına ayak uydurmak zorundayız. Bunlardan en önemlisi de yatırımların doğru kanalize edilmesi ve bilhassa şehir ekonomilerinin yatırım planlamalarında temel strateji olarak benimsenmesidir.

Dünyada, benzer özelliklere sahip olan şehirler gerek üretim hacmi gerekse GSMH’ye katkıları bakımından devasa rakamlara ulaşmışken, aynı değerlere sahip şehirlerimizin ekonomik açıdan belli bir alana sıkışması kabul edilemez.

Bu durum, ancak şehirlerin özgün değerlerinin belirlenmesi, o değerlerin uygun yatırım ve yatırımcılarla buluşturulması, destek ve teşvik verimliliğinin sürekli kontrol edilmesi ve elbette değerin varlığa dönüşme sürecinde o şehrin markalaşmasıyla mümkündür.

Bizler artık gelişimin ve büyümenin yeni modellerini yani, yeni dünya düzeninin yeni iş geliştirme modellerini takip etmek durumundayız.

Bunun için yatırımların doğru şekilde çekilmesini, doğru yerlere aktarılmasını, yatırımcılara ulaşılarak yönlendirilmelerini sağlamak gerekiyor.

Bunun yanında tabii bir de ülkemizin her şehrinin kendine has değerlerinin çok daha iyi anlatılması da elzemdir.

Bu da ancak, dünyanın her yanına yayılmış ve her bir noktadan yatırım –üretim ve ticaret bilgisi çeken, yatırım ortamlarını bilen ve yatırımcıları Türkiye’deki firmalar ile buluşturacak sistemi kuran yeni bir yatırım ağı ile mümkündür.

Doğrudan dış yatırımcı için, Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını, bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI) sistemi bu amaca hizmet edecek ve bu sayede hem yatırım diplomasisini işletecek hem de yurt dışında aktif yatırım diasporasını ülkemize çekecektir.

Kıymetli Misafirler,

Biz her fırsatta şunu ifade ediyoruz; “gelecekte devletler değil, şehirler yarışacak”. Bu nedenle bölgesel ekonomilerin, şehir ekonomilerinin oluşturulması esastır.

Böylece kendi kendine yeten ve kendi varlıklarını değere dönüştürebilmiş kentlerimiz olacaktır.

Şehirlerin markalaşması ve mevcut varlıklarının değere dönüşmesi yani potansiyellerinin tespit edilerek bu potansiyellere uygun yatırımlarla illerin değerlerinin artırılması son derece mühim bir konu.

Bizler, Türkiye’nin her bir noktasını gezdiğimiz seyahatlerimizde birtakım veriler elde ediyoruz. İşte bu veriler ve sizlerle doğrudan temas etmenin getirdiği tecrübe ile bir proje oluşturduk ve şehirleri eşleştirmek, bu projemizin temel çıkış noktası oldu. Bu çalışmaya “Şehirleri Özgün Değerleriyle Kalkındırma ve Markalaştırma” adını verdik.

Doğru bir sanayileştirme politikası belirlemek, şehir ekonomileri oluşturmak için bu ekonomiyi ayakta tutacak gelecek vadeden firmaları bulmak, desteklemek, ölçeklerini büyütmek, sermaye güçlerini artırmak ve yerli-milli üretim hamlesi İle hem şehirleri markalaştırmak, hem de firmaları güçlendirmek şeklinde yapmaktan geçer. Ben buna, sanayileştirmenin icrası için şehir ekonomilerini çalıştırmak diyorum.

Ağırlıklı olarak tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olan Kırşehir, maalesef sanayi sektörünün az geliştiği illerimiz arasında yer almaktadır.

Faal nüfusun yüzde 80’i tarım sektörüyle meşgul iken, sanayi sektörünün istihdamdaki ağırlığı ancak yüzde 7 seviyesinde yer almaktadır.

Ülke genelinde ihracatın azaldığı 2020 yılında; ihracat hacmi önceki yıla göre yüzde 9,3 oranında daralarak 202,4 milyon dolar seviyesinde gerçekleşen Kırşehir, aynı dönemde 251,7 milyon dolar ithalat yaparak dış ticaret açığı vermiştir.

En son 2014 yılında dış ticaret fazlası verdiğini gördüğümüz Kırşehir’i dış ticarette yeniden bu seviyeye getirebilmek için, il genelinde imalatı ve istihdamı artıracak yeni projelerin üretilmesi elzemdir.

Bu kapsamda 2021 yılının ilk 6 ayında önceki yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 38,2 oranında artış kaydetmesi, Kırşehir ekonomisi adına sevindirici bir gelişme olmuştur.

İl ihracatında neredeyse yüzde 90 seviyesinde olan otomotiv sektörünün payı, Kırşehir’in imalat sektöründeki potansiyelini ortaya koyması adına oldukça önemlidir.

Bununla birlikte, ekonomisi tarıma dayanan Kırşehir’in tarım ihracatının toplam ihracatı içerisindeki payının da mutlak suretle artırılması gerekmektedir. Hem tarım dışı imalatın hem de tarım sektörünün gelişim kaydetmesiyle birlikte, Kırşehir’in gerçek ekonomik potansiyelinin gün yüzüne çıkmaya başlayacağına inanıyoruz.

Bu kapsamda Kırşehir için belirlediğimiz marka il, Fransa’nın coğrafi konum olarak merkezinde yer alan Clermont olmuştur.

Fransa’nın en kalabalık ve en zengin ikinci bölgesi olan Rhone-Alpes bölgesinde bulunan Clermont, 17,5 milyar dolar büyüklüğüyle gıda işleme, eczacılık, elektronik, tıbbi ürünler, makine ve giyim sektörlerinde ön plana çıkmaktadır.

3,6 milyar dolar büyüklüğüne ve 6 bin 500 doları aşan kişi başı geliriyle Kırşehir’in de bu potansiyele ziyadesiyle sahip olduğuna inanıyoruz.

Kıymetli Misafirler,

Bu duygularla konuşmamı tamamlamadan önce, ülkemizin birden fazla noktasında meydana gelen yangınlarda mücadele eden başta milletimize, görevli ekiplere ve devlet görevlilerine kolaylıklar diliyorum.

Rabbim, bir an evvel yüreğimizi yakan bu yangınların son bulmasını nasip etsin. MÜSİAD olarak, ilk günden bu yana yangınlardan zarar gören bölgelere ulaşarak, şubelerimiz aracılığıyla bölge halkına destek oluyoruz. Bu zor günleri atlatana kadar da elimizden ne geliyorsa yapmaya her zaman hazır olacağız.

MÜSİAD bir okul, bir yuva, bir davadır.

Dört yıllık MÜSİAD Başkanlığıma pek çok proje, sayısız dostluk, yüzlerce ziyaret ve elbette kurumsal dönüşümü ifade eden tazelenme sürecini sığdırmaya çalıştım.

MÜSİAD’ımıza ve elbette ülkemize kattıklarımızla hayırla, yâd edilmek en büyük temennim

Bu vesile ile sizlerden haklarınızı helal etmenizi istiyorum.

Bu duygularla sözlerimi tamamlarken, bugün burada bir araya gelmemize vesile olan bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Abdurrahman KAAN

MÜSİAD Genel Başkanı