MÜSİAD RİZE GENEL KURULU

28 Temmuz 2021

Sayın 2.Dönem Genel Başkanım,

Değerli MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyelerim,

Rize Şubemizin Geçmiş Dönem Başkanları,

Çevre İllerden Gelen Şube Başkanlarım,

Rize Şubemizin Değerli Başkanı ve Üyeleri,

Genç MÜSİADLI Kardeşlerim,

Değerli Basın Mensupları,

Şubemizin Genel Kurulunda sizleri saygıyla selamlıyorum; hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Değerli Misafirler,

Pandeminin getirmiş olduğu önlem ve kısıtlamalar, uzunca bir süre sizlerle bir araya gelmemize mani oldu, bazı toplantılarımızı yüz yüze değil, çevrimiçi yapmak durumunda kaldık.

Normalleşme şartları İle birlikte bugün çok şükür genel kurullarımızı siz dostlarımızla bir arada gerçekleştiriyoruz, hasret gideriyoruz.

Memleketimizin her bir noktasından haberdar olabilmek, daha fazla insana dokunabilmek için birçok ilimizi ziyaret ettik ve ziyaretlerimize devam ediyoruz. Pazartesi günü Gürcistan Batumda dün Hopa ve Artvin’de idik. Artvin Temsilciliğimizin açılışını milletvekillerimiz ve yerel yönetimler İle birlikte yaptık.Bugün ise Karadeniz’in en önemli yerleşim yerlerinden biri Çayın başkenti olan Rize’deyiz.

Rize’nin ekonomik tablosuna kısaca bakalım:

İl ihracatı, 2020 yılı genelinde, önceki seneye kıyasla 3,7 milyon dolar azalarak 166 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, ithalatı ise aynı dönemde 7,3 milyon dolar artarak 34,3 milyon dolar olmuştur.

2021 yılının Ocak- Mayıs döneminde gerçekleşen ihracatın ise bir önceki yıla göre %68 oranında artışı, 2019 yılında başlayan toparlanmanın devamı için iyimser bir gösterge olmuştur.

2021 yılının Ocak-Mayıs döneminde 90,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilen şehirde, ithalat rakamları 24,9 milyon dolar olarak açıklanmıştır.

Rize’nin yetkin olduğu alanları daha etkili şekilde kullanarak, il ve ülke ekonomisi içerisindeki payını artırabilmesi adına yeni yatırımlara ağırlık vererek mevcut potansiyeli maksimum düzeyde kullanmalı, elimizden geleni ortaya koymalıyız.

Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi, MÜSİAD olarak, bu noktada elimizi taşın altına koymaya her zaman hazırız.

Kıymetli Dostlar,

Geçtiğimiz ay, basınımızın ekonomi müdürleriyle, ülkemizin yeni dünya düzenine uygun yatırım stratejilerini ve şehirleri özgün değerleriyle kalkındırma ve markalaştırma projemizi anlatmak üzere bir araya geldik. Projemiz, hem basın mensuplarınca hem de kamuoyunda güzel bir karşılık buldu.

Bildiğiniz üzere Türkiye, son yıllarda özellikle doğrudan dış yabancı yatırımlar konusunda kısmen zorlandığı bir dönemden geçiyor. Pandemi sonrası açılan ticari ve ekonomik aktivite doğrultusunda yatırımlar, gelişmekte olan ülkelere doğru kaydı. Gelişmiş ülkeler bu pastadan istedikleri payı alamadılar.

Ülkemiz ise, gelişmekte olan ülkeler sınıfında üst sıralarda olmasına ve yatırım noktasında elverişli koşullara sahip olmasına rağmen, istediği doğrudan dış yabancı yatırımı çekemedi.

Türkiye'ye yapılan yabancı yatırımlar 2019'a göre düşüş kaydetti ve son geldiği noktada bu yılın son aylarında ise, maalesef düşük değerleri yatırımcıların, ülkemize ilgisinin azaldığını görüyoruz.

Değerli Misafirler, Kıymetli Kardeşlerim,

1 buçuk yıldır mücadele ettiğimiz pandemi, ekonomi, ticaret ve sosyal yaşam alanlarında dünyadaki hemen hemen bütün ülkelerin ezberini bozdu.

Aşılama oranları artıyor, ülkeler toparlanma sürecine girebilmek adına çabalıyor.

Fakat artık şunu net şekilde görebiliyoruz; pandeminin hastalık ile ilgili etkileri bitse bile, dünya artık yeni bir iktisadi düzeni, yepyeni kuralları uygulamanın eşiğinde.

Dolayısıyla bizler artık gelişimin ve büyümenin yeni modellerini yani, yeni dünya düzeninin yeni iş geliştirme modellerini takip etmek durumundayız.

Bunun için yatırımların doğru şekilde çekilmesini, doğru yerlere aktarılmasını, yatırımcılara ulaşılarak yönlendirilmelerini sağlamak gerekiyor. Bunun yanında tabii bir de, ülkemizin her şehrinin kendine has değerlerinin çok daha iyi anlatılması da elzemdir. Bu da ancak, dünyanın her yanına yayılmış ve her bir noktadan yatırım –üretim ve ticaret bilgisi çeken, yatırım ortamlarını bilen ve yatırımcıları Türkiye’deki firmalar ile buluşturacak sistemi kuran yeni bir yatırım ağı ile mümkündür.

Biz her fırsatta şunu ifade ediyoruz; “gelecekte devletler değil, şehirler yarışacak”. Bu nedenle bölgesel ekonomilerin şehir ekonomilerinin oluşturulması esastır. Böylece kendi kendine yeten ve kendi varlıklarını değere dönüştürebilmiş kentlerimiz olacaktır.

Şehirlerin markalaşması ve mevcut varlıklarının değere dönüşmesi yani potansiyellerinin tespit edilerek bu potansiyellere uygun yatırımlarla illerin değerlerinin artırılması son derece mühim bir konu.

Bizler, Türkiye’nin her bir noktasını gezdiğimiz seyahatlerimizde birtakım veriler elde ediyoruz. İşte bu veriler ve sizlerle doğrudan temas etmenin getirdiği tecrübe ile bir proje oluşturduk ve şehirleri eşleştirmek, bu projemizin temel çıkış noktası oldu. Bu çalışmaya “Şehirleri Özgün Değerleriyle Kalkındırma ve Markalaştırma” adını verdik.

Doğru bir sanayileştirme politikası belirlemek, şehir ekonomileri oluşturmak için bu ekonomiyi ayakta tutacak gelecek vadeden firmaları bulmak, desteklemek, ölçeklerini büyütmek, sermaye güçlerini artırmak ve yerli-milli üretim hamlesi İle hem şehirleri markalaştırmak, hem de firmaları güçlendirmek şeklinde yapmaktan geçer. Ben buna, sanayileştirmenin icrası için şehir ekonomilerini çalıştırmak diyorum.

Bu kapsamda Rize ilinin GSYH ‘İş 2,8 milyar$, İlde faal nüfusun %70’e yakını tarım sektöründe çalışmaktadır. Toprakları oldukça engebeli ve sürülmeye elverişli olmadığı için; çay dışında yalnızca meyve ve sebze tarımı yapılabilmektedir.

Rize için belirlediğimiz marka il, Rusya'da, Krasnodar Kray'da konumlanan Soçi şehridir.

Soçi’nin GSYH’sı ise 15,3 milyar $ dır. Şehir, Kafkasya’nın batı kesiminin eteklerinde, Karadeniz kıyısında yer almaktadır ve Rusya'nın en büyük tatil şehri olma niteliğine sahiptir. 2018 yılında 5,5 milyon turist ağırlayan Soçi, ayrıca birçok hastalığa iyi gelen kaplıcaların bulunduğu bir tedavi merkezi olarak da bilinmektedir.

Rize’nin, az önce bahsettiğim gibi doğal zenginlikleri İle yeni turizm kaynakları alanında ve bölgede öne çıkan özellikleriyle, Soçi ölçüsünde büyümesinin önünde hiçbir engel yoktur.

Değerli Misafirler,

Biz Şehir Ekonomilerinin geliştirilmesi projemizi aslında Türkiye’nin yeni yatırım politikası belirlemesinde bir yol haritası olarak da görmekteyiz.

Bu zor gibi görünen fakat sağlam bir örgütlenme ve sıkı bir çalışmayla hayata geçebilecek çalışmaların Türkiye’de gerçekleşmesine destek verebilecek tek sermaye kuruluşu MÜSİAD’dır.

Çünkü hem sanayicinin, hem KOBİ’nin dilinden anlayan, hem proje geliştiren, yenilenen yapısıyla daha dinamik ve yaygınlığıyla dünya İle Türkiye arasındaki ticari ekonomik diplomasi ve yatırım diplomasisini en etkin şekilde yürütebilecek kuruluş da yine MÜSİAD’dır.

Bize düşen birincil görev, öncelikle zihniyet ve mantalite değişimi olmalıdır. Yani yatırımı, sadece belli ülkelerdeki şirketleri buraya ortak olarak çağırmak şeklinde değil; Türkiye’yi bir yatırım pazarı olarak lanse etmek şeklinde ele almaktır. Ve iç üretimin lokomotifi olan KOBİ unsurlarını sağlıklı bir şekilde büyüterek ölçek ekonomisinin avantajlarıyla, yabancı ortaklar ve fon sahipleriyle buluşturmak yani bir çeşit eşleştirmek olmalıdır.

Doğrudan dış yatırımcı için, Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını, bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI) sistemi bu amaca hizmet edecek ve bu sayede hem yatırım diplomasisini işletecek hem de yurt dışında aktif yatırım diasporasını ülkemize çekecektir.

Değerli Dostlar,

MÜSİAD olarak, yeni dünya sistemine önceden hazırlık yapmak amacıyla, tazelenme sürecimizi başlattık.

“Beraber” mottosuyla çıktığımız bu yolda, bir sonraki döneme, varız sözünü bırakıyoruz.

Göreve ilk başladığımda sizlere verdiğim sözleri tutmuş olmanın ve aldığım bu kutsal görevi layıkıyla yerine getirebilmiş olmanın huzuruyla Türkiye için, üretimde, ticarette, yatırımda, sanattan kültüre toplumun her alanında, yardımlaşmada, ülkemizin gelişmesi ve refahı için her daim “varız” diyoruz.

MÜSİAD bilhassa tazelenme süreci sonrası yeni dünya düzenine karşı kendi yapısını düzenleyerek ve özgün bir yönetim-organizasyon modeli geliştirerek dünyanın sayılı örgütlenmeleri içindeki yerini almaktadır.

Ben ve ekip arkadaşlarım, görev süremiz boyunca daha iyiye ulaşmak adına bunun mücadelesini verdik, bundan sonra gelecek olan kardeşlerimizin de aynı şuur ve şiar içinde bu davayı ve bayrak yarışını devralıp devam ettireceğinden şüphemiz yoktur.

MÜSİAD olarak, ülke ekonomisine yapılan katkıyı artırmaya ve üyelerimiz arasındaki ortaklık kültürünü geliştirmeye yönelik projeler geliştiriyoruz.

Komitelerimiz, kendi tematik ya da sektörel alanlarına uyumlu projeler ile Anadolu’daki potansiyel yatırımcı ve sanayicileri belli projeler etrafında toplamaya başladılar.

Bu projeler, Anadolu’daki sermaye gücünü, projelere yatırım yapmak veya ortak olmak adına teşvik etmeye başladı.

Örneğin Yatırım ve Üretim Üsleri Projemiz ile dar alanlarda üretim yapmakta zorlanan ve bu nedenle ölçek büyüklüğüne erişemeyen küçük ölçekli firmalarımıza, tüm ihtiyaçlarının aynı ortamda karşılanacağı bir yaşam ve üretim bölgeleri inşa ederek onları zamanla OSB’lere geçmeye hazır ve kurumsallaşmış firmalar haline getirecek bir model oluşturduk. Bu modelin ilk prototipini tamamladık, ikincisinin de inşasına da yakında başlanacaktır.

Diğer yandan Akıllı Tarım Kentler Projemiz ile kırsal kalkınmayı teşvik etmek ve bu şekilde tersine göçü desteklemek ve homojen bir nüfus yapısına kavuşmak adına bir girişim başlattık.

Bunu bir model olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunduk. Yakında illeri açıklayacağız.

Bunlar gibi daha pek çok projemiz komitelerimiz tarafından üretilip tabana yayıldılar.

Sizler, Allah’ın izni ile şubelerdeki bu entegrasyon sürecimiz İle MÜSİAD’ımızın çok daha ileriye taşınmasına vesile olacaksınız.

Değerli Misafirler, Kıymetli Dostlar,

Pandeminin ana gündem olduğu bir yıl olan 2020’de, tüm dünya ekonomik ve sosyal anlamda sarsıldı.

Türkiye de elbette etkilendi fakat ilk şokun ardından başarılı bir toparlanma grafiği çizdi.

Yavaş yavaş toparlandık ve bu durum, kapasite kullanım oranlarımıza yansıdı. İmalat sanayimiz ise son iki çeyrekte kayda değer bir gelişim seyrine oturdu.

Burada, önemli bulduğum bir noktaya değinmek istiyorum:

Türkiye olarak enflasyonist baskıyı zorlayan iki temel etkeni mutlaka en yakın zamanda bertaraf etmemiz gereklidir.

Birincisi kendi kendine yetmek. Yani, ithal edilen 175 milyar $ a yakın ara malı üretimini mümkün mertebe içeride gerçekleştirip, dışa bağımlılığı minimize etmek ve elbette parayı bir emtia aracı olarak görmekten vazgeçmek.

İkincisi ise, yerleşik tasarruf sahiplerine, elde tuttukları dövizi, altını, faiz yada katılım payındaki paralarını değerlendirebilecekleri yeni ve güvenilir yatırım olanakları sağlamak.

Projelerin menkulleştirileceği girişim sermayesi fonları kurmak ve bu fonlar üzerinden ortaklık kültürünü pekiştirerek Türkiye’de üretimi teşvik etmek de yine bizlerin mutlaka ilgilenmesi gereken bir husus olmalıdır.

İlk çeyrekte %7’lik bu büyümeyi, pandemiden çıkışın habercisi olarak değerlendirebiliriz. Hatta baz etkisiyle ikinci çeyrekteki büyüme oranını %15’lerin üzerinde bile görebiliriz. Ancak bu durumun sürdürülebilir olması, yatırım-üretim-ticaret senkronizasyonunu gerçekleştirmek ve üretimi temel iktisadi politika olarak ortaya koymaktan geçmektedir.

Şu an içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam ve yüksek kredi maliyetleri, hala riskli bir yatırım alanı olduğumuzu göstermektedir.

Kıymetli Misafirler, MÜSİAD’lı kardeşlerim

Kısa bir süre sonra Allah’ın izniyle MÜSİAD Genel Başkanlığı görevini genel kurulda Mahmut Asmalı kardeşime devredeceğim. MÜSİAD’ın temsil etmiş olduğu uzun maratonda bayrağı, bizden sonraki yönetime teslim ederken, sizlerin güvenini boşa çıkarmayıp üzerime düşen vazifeleri yerine getirmiş olmak, en büyük temennimdir.

Görev sürem boyunca, iş dünyasının ve sahanın nabzını tutan bir başkan olmaya gayret ettim.

Üyelerimizle temas, onlarla istişare ve muhabbet, Anadolu’daki şubelerin Genel Merkez’de sürekli ağırlanması ve böylece merkez ile SAHA arasındaki yakınlaşmanın en üst düzeye çıkarılması, temel hedefim oldu.

Her fırsatta ifade ediyoruz; MÜSİAD bir okuldur, bir yuvadır. Bizler ise maraton koşucularıyız. Ben inanıyorum ki görevi devralarak bu maratona devam edecek olan arkadaşlarımız, MÜSİAD’ımızı bizden çok daha ileriye taşımak için ellerinden gelen gayreti gösterecektir.

Bu vesile ile sizlerden, haklarınızı helal etmenizi istiyorum.

Bu duygularla konuşmamı tamamlarken, şubemizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Görevini devreden Rize şube başkanımız Recep Taylan beye ve yönetimine teşekkür ediyorum, Görevi devralacak Taner beye ve yönetim kuruluna başarılar diliyorum.

Şubemizin, çalışmaları ile Rize iş dünyasına, Karadeniz Bölgesi’ne ve ülkemize katkılarının artarak sürmesini Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.

Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Allaha emanet olun.

Abdurrahman KAAN

MÜSİAD Genel Başkanı