Kıymetli Bakanım
TBMM Adalet Komisyon Başkanım
Sayın Bakan Yardımcım
Bürokrasi, Sivil Toplum ve Siyaset Dünyamızın Çok Kıymetli Temsilcileri
Saygıdeğer MÜSİAD Üyeleri
Bugün burada “ticaret ve yatırımda hukuki güvence” gibi son derece kritik bir başlığı ele almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Küresel rekabetin giderek sertleştiği, sermayenin hızla yer değiştirdiği ve yatırım kararlarının hızla alındığı bir çağda yaşıyoruz. Böylesi bir ortamda ülkeleri birbirinden ayıran en temel unsur; sadece ekonomik büyüklükleri ve sağladıkları teşvik ve vergi istisnaları değil, tüm bunların işleyişini mümkün kılan hukuki öngörülebilirlik, şeffaflık ve güven ortamıdır.
Bir yatırımcı için en az kârlılık kadar önemli olan şey, attığı adımın yarın hangi kurallara tabi olacağını bilmesidir. Hukukun üstünlüğü, bağımsız ve tarafsız yargı, sözleşmelerin güvence altında olması ve mülkiyet haklarının korunması; sadece birer ideal değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın vazgeçilmez yapı taşlarıdır.
Unutmamak gerekir ki güven, bir ülkeye bir günde gelmez; ancak bir günde kaybedilebilir. Bu nedenle hukuki sistemlerin istikrarlı, öngörülebilir ve uluslararası standartlarla uyumlu olması büyük önem taşır. Yatırımcıyı cezbeden unsurlar yalnızca teşvikler veya mali avantajlar değildir. Asıl belirleyici olan; kriz anlarında dahi işleyen bir hukuk düzeninin varlığıdır.
Bugün Türkiye, jeostratejik konumu, genç ve dinamik nüfusu, gelişen sanayi altyapısı ve girişimcilik ruhuyla büyük bir potansiyel taşımaktadır. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir yatırımlara dönüşebilmesi için hukuki güven ortamının sürekli güçlendirilmesi gerekmektedir. Reformların sürekliliği, mevzuatın sadeleştirilmesi ve uygulamada birlik sağlanması bu noktada kritik rol oynamaktadır.
Küresel yatırımcı artık yalnızca bugüne değil, geleceğe bakmaktadır. Bu nedenle bizler de sadece mevcut sistemi korumakla yetinmemeli, geleceğin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir hukuk vizyonu ortaya koymalıyız. Dijitalleşme, yapay zekâ, uluslararası ticaretin dönüşümü gibi alanlarda hukuki altyapının güçlendirilmesi yeni dönemin olmazsa olmazıdır.
Geçtiğimiz hafta içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımcılar İçin Güçlü Merkez’ adı altında açıklanan program gerek yurtdışından gelecek yatırımcılara gerekse de yurtiçi yatırımcılarına yönelik tarihi fırsatlar sunmaktadır.
Uzunca bir süredir karmaşık bir düzen içerisinde savrulan ve özellikle son dönemde geleceğe dair belirsizlikleri artan Ortadoğu coğrafyasındaki yatırım iştahını, tüm bu bilinmezliğin ortasında halen güvenli liman olabilme özelliğini koruyan ülkemize çekebilmek adına, üzerinde hassasiyetle çalışılmış olan bu programı destekliyor, ve başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, ilgili tüm yöneticilerimize alınan bu hızlı reaksiyondan ötürü teşekkür ediyoruz.
Sayın Bakanım
Geçtiğimiz haftalarda MÜSİAD üyesi bir kısım reel sektör temsilcisi şirketlerimiz ve Sayın Hazine ve Maliye Bakanımızla birlikte Dünya’nın en büyük yatırım bankalarından JP Morgan ile New York’ta bir program tertip ettik. Benzer temasları önümüzdeki dönem Londra, Frankfurt ve Riyad’ta da gerçekleştireceğimizi buradan duyurmak isterim.
Bu temaslar bize bir kez daha gösteriyor ki; ülkemizin siyasi ve ticari gücü artık sadece Türkiye sınırlarından ibaret değil, tüm bölgeye hamilik ve liderlik edecek kapasiteye ulaşmıştır.
Ülkemizin sayısız kapasite ve imkanın dışarıdan bakanlar için hiç olmadığı kadar iştah kabartmaya vesile olduğu ve Dünya düzeninin yeniden kurulduğu böylesine kritik bir dönemde, enerjimizi iç kamuoyunda aşağıya çekmeye çalışanlara aldırış etmemeli ve doğru bildiklerimizden vazgeçmemeliyiz.
Türkiye’nin zaman kaybına tahammülü yoktur; tarihi bir fırsat kapımıza kadar gelmiştir. Nitekim coğrafyamızdaki problemleri ithal çözümlere mahkum bırakmayacak müktesebat ancak ülkemizde mevcuttur.
Bu noktada tüm kurumlarımızla top yekûn daha etkin ve hızlı sonuç alacağımız çalışmaları hızlandırmalıyız.
Sayın Bakan’ımızın icracı ve çözümcü yaklaşım kabiliyetini, içinde bulunduğumuz bu kritik dönemde ülkemiz menfaatleri adına ticaret ve yatırım alanında da ortaya koyma iradesinden şüphemiz yoktur. Bu minvalde, ülkemiz gayrisafi hasılasının 30%undan fazlasını temsil eden ve en köklü iş dünyası organizasyonlarından biri MÜSİAD olarak yapılacak tüm çalışmalarda sınırsız destek vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim.
Sonuç olarak; güçlü ekonomi güçlü hukukla mümkündür. Ticaretin geliştiği, yatırımların arttığı ve refahın paylaşıldığı bir sistemin temelinde güven yatar. Bu güveni tesis etmek ve sürdürmek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu vesileyle programımıza katılımlarından dolayı başta Sayın Bakanımız olmak üzere, katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, verimli ve ufuk açıcı bir toplantı diliyorum.