MÜSİAD TRABZON AKŞAM YEMEĞİ PROGRAMI
29 Temmuz 2021
Sayın Milletvekillerim,
Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım,
Sayın İlçe Belediye Başkanlarım,
Sayın Akparti il Başkanım,
Trabzon İş Dünyasının, Oda, Borsa ve STK’ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,
Değerli MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyelerim,
Çevre illerden ve Yurtdışından Gelen Şube Başkanlarımız,
(Rize, Gümüşhane, Bayburt, Artvin, Tiflis, Batum, Almanya Münih, Hollanda, ABD)
Trabzon Şubemizin Geçmiş Dönem Başkanları,
Trabzon Şubemizin Değerli Başkanı ve Üyeleri,
MÜSİAD Kadın Komitesi Üyeleri, Genç MÜSİADLI Kardeşlerim
Basınımızın Değerli Mensupları,
Memleketim Trabzon’da, bu güzel organizasyon vesilesiyle bir araya gelmiş olmanın mutluluğuyla hepinizi saygıyla selamlıyorum; hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Kıymetli Misafirler,
Pandemi ve sonrasında yeni dünya ekonomik sistemi gelişti ve küresel iklim değişiminin ve kuraklığın da etkisiyle yeni yaşam koşulları oluştu. Bu yeni durum bize, kendi başının çaresine bakabilmek ve kendine yetebilmek olarak özetleyebileceğimiz gerçekleri gösterdi.
Türkiye, kriz dönemlerinde bir şekilde; gerek aktif nüfus yapısı gerek üretim sahası bakımından hem bant değişimi, hem de sektörel yaygınlığı adına esnek KOBİ yapıları ve elbette düşük işgücü maliyetleri ile dünyada rakipleri ile kıyaslanamayacak kadar hızlı ve aktif bir ekonomik davranışlar sergiler.
Bu bakımdan şimdi bizler Pandemi ile başlayan süreç sonrasında gelişen ticaret ve yatırım ortamından nasibimizi hakkıyla alabilmek için uygun stratejileri ve yol haritalarını geliştirme kısmına odaklanmalıyız.
Pandeminin zorlu koşullarına rağmen şube genel kurullarımız vasıtasıyla Anadolu’ya şartlar elverdiğince temas etmek ve bu sayede hem genel kurullarımızı gerçekleştirip hem de sizlerle ülkemizin ekonomik, ticari ve siyasi gündemine dair sohbetlerde bulunmaktan mutluluk duymaktayım. Ne demiştik? MÜSİAD, sahada en etkin ve yaygın, eşine nadir rastlanır bir sermaye platformudur. Bu özelliği ile de ülkemizin gerek ekonomik, gerekse sosyal açıdan kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş ve en ince saha bilgisine dahi hâkim olmanın verdiği güç ile ilerlemektedir.
Bugünlerde Elhamdülillah hem aşılamanın giderek artan etkisi, hem de devletimizin Pandemi yönetiminde uyguladığı etkin politikaların sonucu olarak geçtiğimiz normalleşme koşulları bizleri nihayet yeniden bir araya getirmektedir. Temmuz ayı ile birlikte geçtiğimiz tam normalleşme ise gerek iktisadi hayatımıza gerekse toplumsal huzurumuza olumlu şekilde yansıyacaktır.
Çünkü bir şey çok açıktır ki bu salgın, sadece üretim ve ticaret dengelerini değil; insanlarımızın ruhi dengelerini ve hatta maalesef aile yaşamlarını dahi olumsuz yönde etkilemiştir. Ben herşeyin yavaş yavaş yoluna gireceği kanaatimi her zaman korumaktayım. Ancak, tekraren söylemekte fayda vardır: Bu bir küresel salgındır ve bir anda ve tamamen biteceği çok naif bir hayal olur. Zaman zaman oluşacak dalgalanmalara karşı geliştireceğimiz yeni önlemler, destekler ve teşvikler ile biz ülke olarak süreci sonuna kadar başarı ile yöneteceğiz. Zaten tüm dünya ülkeleri ciddi şekilde daralırken biz Çin ile birlikte ciddi bir büyüme oranı gerçekleştirerek aslında tüm zorlu koşullar altında dahi ne kadar dinamik bir ekonomiye sahip olduğumuzu bir kez daha ispat ettik.
Ancak burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görmekteyim sürdürülebilir kalkınmanın temel aktörü büyüme mi , yoksa volatilitesi yüksek olmayan ve köklü yatırımlarla desteklenen stabil ekonomi mi olmalıdır? Hangisi hem sanayici, hem de potansiyel yatırımcı için daha güven vericidir? Bu soruyu burada kısaca sorup ileride cevabını geniş bir perspektif içinde sizlerle paylaşacağım. Zira önümüzdeki dönemde yeni dünya düzeninde ve pazarlarında rekabetçi gücümüz ve avantajlarımız için kilit nokta burasıdır.
Değerli Misafirler, MÜSİAD’lı kardeşlerim,
Genel Başkanlığımı devretmeme az bir süre kala, her vesile Anadolu’nun nabzını tutmak, üyelerimiz ile bir araya gelmek, onlara temas etmek ve sektörel sorunları bizzat muhataplarından dinleyerek ilgili mercilere ulaştırmak adına gerek memleketim gerekse kuruluşundan bu yana içinde yetiştiğim ve her aşamasında görev aldığım MÜSİAD’ımız için seyrüsefer halinde oldum. Diyebilirim ki İstanbul Genel Merkez’de geçirdiğim gün sayısı seferde geçirdiğim zaman yanında çok azdır. Bundan hem mutluluk hem de onur duyuyorum. Çünkü MÜSİAD, sadece bir bölgeye sıkışmış ve nüfuz alanı dar bir sermaye grubu değildir. MÜSİAD, bu ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik tarihinin en canlı şahidi ve hatta onu inşa eden unsurlardan biridir.
Aynı zamanda Pandemi gibi kriz dönemlerinde onların yanında olmak gerekse üyelerimizin güçlü ve zayıf olduğu yönlerin yerinde ve anında tespit edebilmek adına bizleri yapısal olarak dinamik kıldı. Zaten 2.5 sene içinde gerçekleştirdiğimiz ve nihayet önemli bir bölümünü Anadolu dahil Yurt dışı unsurlarımızda da entegre edebildiğimiz tazelenme süreci, bu çapta bir yönetsel zihniyeti mecbur kılmaktaydı. Ben, görevimi bir bayrak yarışı gibi diğer yol arkadaşlarıma devrederken hem bir sistem, hem bir şiarı da onlara emanet ediyorum. Kalpten inanmaktayım ki MÜSİAD kardeşliği ve MÜSİAD dinamiği her nevi taze zihniyeti bünyesinde yeşerterek koca çınara layık yeni dallar olarak sahiplenecektir.
Hatırlanacağı üzere; geçtiğimiz yıl pandeminin ilk şoku sonrası ekonomik aktivitedeki ilk sarsılmanın ardından Türkiye'yi emsal ülkelerden ayıran toparlanma süreci, bütün dünyanın dikkatini çekmişti.
2020 yılının tamamında %1,8 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, 2021’in ilk çeyreğinde ise Çin’in ardından G20 içerisinde en çok büyüyen ekonomi olmuştu.
Biz de %7’lik bu büyümeyi pandemiden çıkışın habercisi olarak gördüğümüzü ve bu gelişmenin yatırım, üretim ve ticaretin merkezinin Türkiye olduğunu dünyaya gösterdiğini ifade etmiştik.
Salgın sebebiyle uygulanan kapanmaların gevşetilmesinin ve güçlü mali teşviklerin de etkisiyle, önümüzdeki dönemde de Türkiye ekonomisinin Sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükümetin uyguladığı politikalar İle pozitif büyüme trendinin süreceğine inanıyoruz.İkinci çeyrekte %15’in üstünde büyüme bekliyoruz.
Kredi büyümesindeki yavaşlama ve yüksek faiz oranlarına rağmen artan aşılama hızı, bilhassa Temmuz ayı ile başlayacak olan üçüncü çeyrek ve sonrasında, ekonomik aktivitenin ivme kazanacağına yönelik beklentilerimizi artırmaktadır.
MÜSİAD olarak YEP kapsamında 2021 yılı için hedeflenen %5,8’lik GSYH büyümesinin üstünde gerçekleşeceğine inanıyoruz. Güncel veriler de bu beklentimizi desteklemektedir.
Pandemi koşulları sebebiyle daralan ekonomik aktivitenin yeniden canlanmasıyla birlikte, iç talebin büyümeye yaptığı katkının artış kaydedeceğine inanıyoruz.
Tüm dünyada daralan ekonomik ve ticari faaliyetler nihayet açılmaya ve hatta genişlemeye başladı. Fakat bilhassa yatırımlardan pay alma hususunda, gelişmiş ülkeler geride kalırken, gelişmekte olan ülkeler, %70’lere varan bir oran ile dünya doğrudan dış yatırımları çekti. Diğer yandan ülkemiz, bu verimli akıştan istediği payı alamadı.
Son yirmi yıllık periyod göz önüne alındığında veriler, ilk kez doğrudan dış yatırım çekme konusunda değerlerimizin düştüğünü ve bazı yabancı yatırımcıların ülkemizden uzaklaştığını göstermektedir.
Bu durum, ilerleyen dönemde sürdürülebilir kalkınma açısından oldukça kritik bir dönemin kapısında olduğumuzun habercisidir.
Şu an içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam ve yüksek kredi maliyetleri, hala riskli bir yatırım alanı olduğumuzu göstermektedir.
Burada bizlere büyük görevler düşmektedir. Yatırım artık dünyada yepyeni koşullar altında yapılmakta ve tanımlanmaktadır.
Bizim de bu değişime ayak uydurarak yatırımı, sadece belli ülkelerdeki şirketleri buraya ortak olarak çağırmak şeklinde değil; Türkiye’yi bir yatırım pazarı olarak lanse etmek şeklinde ele almamız gerekmektedir.
Doğrudan dış yatırımcı için Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını, bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak ve bunun için devlet üst çatısı altında çalışacak bir yapı kurmalıyız. Bunun modelleri belirlendi. Bu sistem ile hem fon akımlarını Türkiye’yi güvenilirliği kanıtlanmış bir kurum olan MÜSİAD üzerinden proje ortaklığına yöneltmek, hem de bu sayede hem yatırım diplomasisini işletecek hem de yurt dışında aktif yatırım diasporasını ülkemize çekecektir.
Dünya, üretim algısını doğuda hala korurken, batılı ekonomiler paranın emtia olarak işlem gördüğü ve türev piyasalarda aslında olmayan ve gelecek işlemli vaat senedi gibi tanımlanan bir para kavramı ekseninde kendilerine finansal bir ekonomi ekosistemi kurmuşlardı.
Ve maalesef gelişmekte olan ekonomiler olarak, kırılgan sermaye yapıları nedeniyle bu finansal ekonomi sisteminden oldukça fazla etkilenmekteydik. Halen bu etkiyi görmekteyiz.
Çözüm ise her zaman ifade ettiğimiz gibi, üretimin temel alındığı reel ekonomik kavramların iktisadi sorunları açıklamakta baz olarak alınması.
Değerli Misafirler,
Sürdürülebilir bir büyümenin temel koşulları neler olmalıdır?
Bu soruların yanıtı, doğru yatırım stratejileri oluşturma, yabancı yatırımları ülkemize çekebilme ve şehir ekonomileri etrafında katma değeri yüksek bir ekonomi ağı kurmaktan geçmektedir.
Bizler, yeni dünya düzeninin kendine münhasır koşullarına ayak uydurmak zorundayız. Bunlardan en önemlisi de yatırımların doğru kanalize edilmesi ve bilhassa şehir ekonomilerinin yatırım planlamalarında temel strateji olarak benimsenmesidir.
Dünyada, benzer özelliklere sahip olan şehirler gerek üretim hacmi gerekse GSMH’ye katkıları bakımından devasa rakamlara ulaşmışken, aynı değerlere sahip şehirlerimizin ekonomik açıdan belli bir alana sıkışması kabul edilemez.
Bu durum, ancak şehirlerin özgün değerlerinin belirlenmesi, o değerlerin uygun yatırım ve yatırımcılarla buluşturulması, destek ve teşvik verimliliğinin sürekli kontrol edilmesi ve elbette değerin varlığa dönüşme sürecinde o şehrin markalaşmasıyla mümkündür.
Bizler artık gelişimin ve büyümenin yeni modellerini yani, yeni dünya düzeninin yeni iş geliştirme modellerini takip etmek durumundayız.
Bunun için yatırımların doğru şekilde çekilmesini, doğru yerlere aktarılmasını, yatırımcılara ulaşılarak yönlendirilmelerini sağlamak gerekiyor.
Bunun yanında tabii bir de ülkemizin her şehrinin kendine has değerlerinin çok daha iyi anlatılması da elzemdir.
Bu da ancak, dünyanın her yanına yayılmış ve her bir noktadan yatırım –üretim ve ticaret bilgisi çeken, yatırım ortamlarını bilen ve yatırımcıları Türkiye’deki firmalar ile buluşturacak sistemi kuran yeni bir yatırım ağı ile mümkündür.
Doğrudan dış yatırımcı için, Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını, bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI) sistemi bu amaca hizmet edecek ve bu sayede hem yatırım diplomasisini işletecek hem de yurt dışında aktif yatırım diasporasını ülkemize çekecektir.
Kıymetli Misafirler,
Biz her fırsatta şunu ifade ediyoruz; “gelecekte devletler değil, şehirler yarışacak”. Bu nedenle bölgesel ekonomilerin, şehir ekonomilerinin oluşturulması esastır.
Böylece kendi kendine yeten ve kendi varlıklarını değere dönüştürebilmiş kentlerimiz olacaktır.
Şehirlerin markalaşması ve mevcut varlıklarının değere dönüşmesi yani potansiyellerinin tespit edilerek bu potansiyellere uygun yatırımlarla illerin değerlerinin artırılması son derece mühim bir konu.
Bizler, Türkiye’nin her bir noktasını gezdiğimiz seyahatlerimizde birtakım veriler elde ediyoruz. İşte bu veriler ve sizlerle doğrudan temas etmenin getirdiği tecrübe ile bir proje oluşturduk ve şehirleri eşleştirmek, bu projemizin temel çıkış noktası oldu. Bu çalışmaya “Şehirleri Özgün Değerleriyle Kalkındırma ve Markalaştırma” adını verdik.
Doğru bir sanayileştirme politikası belirlemek, şehir ekonomileri oluşturmak için bu ekonomiyi ayakta tutacak gelecek vadeden firmaları bulmak, desteklemek, ölçeklerini büyütmek, sermaye güçlerini artırmak ve yerli-milli üretim hamlesi İle hem şehirleri markalaştırmak, hem de firmaları güçlendirmek şeklinde yapmaktan geçer. Ben buna, sanayileştirmenin icrası için şehir ekonomilerini çalıştırmak diyorum.
Bu kapsamda Trabzon’un GSYH’sı 6,1 milyar dolar, Trabzon ilinin ekonomisi tarıma dayanırken, faal nüfusun %75’i tarım, hayvancılık, balıkçılık, avcılık ve ormancılıkla geçinmektedir. Başlıca tarım ürünleri fındık, çay, patates, mısır dır. Ticaret, sanayi, el sanatları, taşımacılık, inşaat ve diğer hizmetler alanında istihdam edilenler ise nüfusun %35'ini oluşturmaktadır. İl genelinde sanayi son senelerde hızla gelişirken, yakın gelecekte sanayi merkezi olmaya aday bir il olarak görülmektedir.
Trabzon için belirlediğimiz marka il, İngiltere’nin önde gelen ticaret ve sanayi şehirlerinden biri olan Liverpool’dur.
İngiltere'nin en büyük şehirlerinden olan Liverpool’da, tarihsel olarak dünyanın en önemli ticaret limanlarından birinin bulunması dolayısıyla; deniz nakliyat şirketleri, sigorta şirketleri, bankalar ve büyük şirketlerin idare binaları inşa edilmiştir.
Devasa sahil kongre ve sergi merkezi, şehirdeki iş turizmindeki güçlü büyüme ile ekonominin temelini oluşturmaktadır.
Bunlara ilaveten futbol stadyumu, kruvaziyer terminali, ofisler, oteller ve eğlence mekânlarına ev sahipliği yapması, şehrin büyümesinde hayati önem taşımaktadır.
Son dönemde özellikle Bankacılık, Finans ve Sigortacılık sektörlerinin, bölge ekonomisinin en hızlı büyüyen alanları olduğu da görülmektedir.
Yalnızca 1,2 milyonluk nüfusuyla 36,8 milyar dolarlık bir ekonomik değer üretebilen Liverpool’un, Trabzon için önemli bir emsal oluşturduğuna ve Trabzon’un da bu potansiyele ziyadesiyle sahip olduğuna inanıyoruz.
Kıymetli Misafirler,
Dört yıllık MÜSİAD Başkanlığıma pek çok proje, sayısız dostluk, yüzlerce ziyaret ve elbette kurumsal dönüşümü ifade eden tazelenme sürecini sığdırmaya çalıştım.
Şükürler olsun ki güzel ve başarıların ağır bastığı anılarla, görevimi yakın zamanda İstanbul’da genel kurulda Mahmut Asmalı beye ve yönetimine devredeceğiz.
MÜSİAD’ımıza ve elbette ülkemize kattıklarımızla hayırla, yâd edilmek en büyük temennim.
Müsiad bir okul ,bir yuva ,bir davadır.
Bu vesile ile sizlerden haklarınızı helal etmenizi istiyorum.
Bu duygularla sözlerimi tamamlarken, bugün burada bir araya gelmemize vesile olan bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Abdurrahman KAAN
MÜSİAD Genel Başkanı