MÜSİAD SAMSUN GENEL KURULU

26 HAZİRAN 2021

Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım,

Sayın Rektörüm,

Sayın ilçe belediye Başkanlarım,

Sayın Akparti il başkanım,

Samsun İş dünyasının, oda, borsa ve STK ların Değerli başkan ve Temsilcileri,

Değerli MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyelerim,

Samsun şubemizin geçmiş dönem başkanları,

MÜSİAD Samsun Şubemizin Değerli Başkanı ve Üyeleri,

MÜSİAD Kadın Komitesi üyeleri, Genç Müsiadlı kardeşlerim,

Değerli Basın Mensupları,

Genel Kurulumuzda sizleri saygıyla selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Değerli Misafirler,

Ülkemiz ekonomisine daha fazla katkı sağlayabilmek, milletimize daha da faydalı olabilmek adına gece gündüz çalışıyoruz, fikir yürütüyor, bunları hayata geçiriyoruz. Memleketimizin her bir noktasından haberdar olabilmek, daha fazla insana dokunabilmek için batıdan doğuya karış karış geziyoruz.Önceki gün Bandırma ve Balıkesir illerimizde ,dün Konya’da idik, genel kurullarımızı yaptık.Bugün de bir kez daha Karadeniz’in göz bebeklerinden Samsun’da olmaktan mutluluk duyuyoruz. Benim için Samsun’un ayrıca farklı bir yeri daha var, hem yatırım yapıyorum, hemde eşim Samsunludur. Yani bir manada ben de yarı Samsun’lu sayılırım.

Karadeniz Bölgesi’nin ekonomisi ve nüfusu açısından en büyük şehri olan Samsun’un ekonomisi, tarımsal üretim ve bu ürünlerin pazarlanmasına dayalı bir gelişim kaydetmiştir.

Faal nüfusun %65'e yakını tarım sektöründe çalışmaktadır. Çukurova ovasından sonra gelen Türkiye’nin en verimli ovalarının Bafra ve Çarşamba ovaları olması, bölgenin tarımsal ürün talebini gidermekte ve tarım ürünlerinin ihracatı, şehrin ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır.

Tarım sektörü ilin ekonomik yapısını oluşturan sektörlerin başında gelmekle birlikte, otomotiv yedek parça başta olmak üzere sanayi sektörü, hayvancılık ve turizm de önemli bir yer işgal etmektedir.

Kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım imkanlarının ve ilin Doğu Karadeniz bölgesinin en büyük limanına sahip olması, şehrin ekonomisine önemli bir katkı sağlamaktadır. Şehrin geniş potansiyelli limanı ile ithalat ve ihracat yapılabilmektedir.

Ülke genelinde ihracatın azaldığı bu dönemde artış potansiyelini korumayı başaran Samsun, yaklaşık 730 milyon dolarlık ihracatıyla en çok ihracat gerçekleştiren iller arasında 21'inci sırada yer almıştır.

2021 yılının ilk 5 ayına ait verilere göre, önceki yılın aynı dönemine göre %72 oranında ihracatını artıran Samsun, böylece bu kısa süre içerisinde 472 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşmayı başarmıştır.

Ayrıca Samsun, bölgesel ekonomik potansiyeli, insan kaynakları ve fuarcılık geleneği ile de ulusal ve uluslararası fuar ve kongre merkezi olma niteliğindedir.

Samsun’un il ve ülke ekonomisi içerisindeki payını daha da artırabilmek adına, iş insanları olarak yeni yatırımlarla ve mevcut potansiyeli maksimum düzeyde kullanarak, elimizden geleni ortaya koyacağız.

Kıymetli Kardeşlerim,

Değerli Dostlar, MÜSİAD’lı kardeşlerim,

Çarşamba günü, geniş katılımlı olarak basınımızın değerli ekonomi müdürleriyle yaptığım toplantıda, ülkemizin yeni dünya düzenine uygun yatırım stratejilerini ve şehirleri özgün değerleriyle kalkındırma ve markalaştırma projemizi anlatma fırsatını bulduk.

Türkiye, son yıllarda sizin de bildiğiniz gibi özellikle doğrudan dış yabancı yatırımlar konusunda iyi bir dönemden geçmemektedir. Pandemi sonrası açılan ticari ve ekonomik aktivite içinde bilhassa artan para miktarına paralel olarak, yatırım da gelişmekte olan ülkelere doğru kaydı. Gelişmiş ülkeler bu pastadan istedikleri payı alamadılar. Ülkemiz ise, gelişmekte olan ülkeler sınıfında üst sıralarda olmasına ve yatırım bileşenleri adına oldukça elverişli koşullara sahip olmasına rağmen, istediği doğrudan dış yabancı yatırımı çekemedi.

Türkiye'ye yapılan yatırımlar 2019'a göre yüzde 19 düşüş kaydetti ve son geldiği noktada 2020’de 6,8 milyar dolar oldu. Bu yılın son aylarında ise, maalesef düşük değerleri görmekteyiz. Yani yatırımcıların ciddi oranda ülkemizden çekildiğini görüyoruz.

Kıymetli kardeşlerim,

Pandemi süreci bugünden yarına bitecek bir dönem değildir. Salgın bitse de artık yeni bir iktisadi düzene ve kurallara geçeceğimiz açıktır. Bizler artık gelişimin ve büyümenin yeni modellerini yani ,yeni dünya düzeninin yeni iş geliştirme modellerini takip etmek durumundayız.

Yatırımların doğru şekilde çekilmesi, doğru yerlere aktarılması, yatırımcı avının yapılması ve ülkemizin her şehrinin kendine münhasır değerlerinin çok daha iyi anlatılması gerekmektedir. Bu da ancak, dünyanın her yanına yayılmış ve her bir noktadan yatırım –üretim ve ticaret bilgisi çeken, yatırım ortamlarını bilen ve yatırımcıları Türkiye’deki firmalar ile buluşturacak sistemi kuran yeni bir yatırım ağı ile mümkündür.

Biz bir söylemde bulunduk; gelecekte devletler değil, şehirler yarışacak dedik. Bu nedenle bölgesel ve kentsel ekonomilerin yani şehir ekonomilerinin oluşturulması esastır. Böylece kendi kendine yeten ve kendi varlıklarını değere dönüştürebilmiş kentlerimiz olacaktır.

Şehirlerin markalaşması ve mevcut varlıklarının değere dönüşmesi yani potansiyellerinin düzgün tespit edilerek bu potansiyellere uygun yatırımlarla illerin değerlerinin artırılması.

İşte, bu seyahatlerim sonucu elde ettiğim veriler ve sizlerle doğrudan temas etmenin getirdiği tecrübe ile bir projeye dönüştü. Her şehrin kendine özgü değerleri vardır. Bunların katma değeri yüksek varlığa dönüşmesi o şehri markalaştırır ve GSYİH’ya katkısını artırır. Dünyada benzeri özelliklere sahip muadili olan şehir ile bizdeki şehirler, belli değerleme kriterleri ile kıyaslanıp dünyadaki muadil örneklerinin ürettikleri katma değerin yöntem ve süreçlerini bizdeki şehirlerde de uygulamak şeklindedir. Bu şekilde şehirleri eşleştirmek çalışmanın temel çıkış noktasıdır. Bu çalışmaya “Şehirleri Özgün Değerleriyle Kalkındırma ve Markalaştırma” adını verdik.

Doğru bir sanayileştirme politikası belirlemek aslında, şehir ekonomileri oluşturmak için bu ekonomiyi ayakta tutacak gelecek vadeden firmaları bulmak, desteklemek, ölçeklerini büyütmek, sermaye güçlerini artırmak ve yerli-milli üretim hamlesi İle hem şehirleri markalaştırmak, hem de firmaları güçlendirmek şeklinde yapmaktan geçer. Ben buna Sanayileştirmenin icrası için şehir ekonomilerini çalıştırmak diyorum.

Samsun ilimize baktığımızda GSYH’sı 8,7 milyar $ iken, Samsun için belirlediğimiz marka il, Başta Almanya’nın en büyük liman şehri olmakla birlikte ,denizcilik sektörü, tarım, otomotiv, havacılık, medikal ve üniversiteleri İle biyoteknoloji alanında kendisini ön plana çıkarmış Hamburg şehridir.Onun GSYH ise 124 milyar $ dır. Hamburg gibi büyümek için, ancak şehrin özgün değerlerinin yerel yönetimlerin herkesimi İle birlikte belirlenmesi, o değerlerin uygun yatırım ve yatırımcılarla buluşturulması, destek ve teşvik verimliliğinin sürekli kontrol edilmesi ve o şehrin markalaşmasıyla mümkündür.

Karadenizin güzide şehirlerinden olan Samsun bu potansiyele ziyadesiyle sahiptir.

Kıymetli kardeşlerim ,

Biz Şehir Ekonomilerinin geliştirilmesi projemizi aslında Türkiye’nin yeni yatırım politikası belirlemesinde bir yol haritası olarak da görmekteyiz. Çünkü yukarıda saydığım işleri gerçekleştirmek ancak tüm dünyaya yayılmış bir örgütlenme ile mümkün olacaktır ki dünyada bunun muadil kuruluşlar mevcuttur.

Bunu Türkiye’de yapabilmesine destek verecek tek Sermaye kuruluşu ise MÜSİAD’tır. Çünkü hem sanayicinin, hem KOBİ’nin dilinden anlayan, hem proje geliştiren, yenilenen yapısıyla daha dinamik ve yaygınlığıyla Dünya İle Türkiye arasındaki ticari ekonomik diplomasi ve yatırım diplomasisini en etkin şekilde yürütebilecek kuruluş MÜSİAD’tır.

Bize düşen birincil görev, öncelikle mantalite değişimi olmalıdır. Yani yatırımı, sadece belli ülkelerdeki şirketleri buraya ortak olarak çağırmak şeklinde değil; Türkiye’yi bir yatırım pazarı olarak lanse etmek şeklinde ele almaktır. Ve iç üretimin lokomotifi olan KOBİ unsurlarını sağlıklı bir şekilde büyüterek ölçek ekonomisinin avantajlarıyla, yabancı ortaklar ve fon sahipleriyle buluşturmak yani bir çeşit eşleştirmek olmalıdır.

Doğrudan dış yatırımcı için, Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını, bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI) sistemi bu amaca hizmet edecek ve bu sayede hem yatırım diplomasisini işletecek hem de yurt dışında aktif yatırım diasporasını ülkemize çekecektir.

Değerli Misafirler,

Bildiğiniz üzere, yeni dünya sistemine önceden hazırlık yapmak amacıyla, MÜSİAD olarak tazelenme sürecimizi başlattık. Yola çıkış mottomuz, “beraber” oldu. Şimdi ise “VARIZ” diyoruz. Göreve ilk başladığımda sizlere verdiğim sözleri tutmuş olmanın ve aldığım bu kutsal görevi layıkıyla yerine getirebilmiş olmanın huzuruyla bir sonraki döneme, VARIZ sözünü bırakıyoruz. Türkiye için, üretimde, ticarette, yatırımda, sanattan kültüre toplumun her alanında, yardımlaşmada, ülkemizin gelişmesi ve refahı için her daim varız diyoruz.

Göreve geldiğim ilk günden buyana kadar kıymetli kardeşlerim ben, şuna yürekten inandım: SAHA’sı güçlü olmayan hiçbir örgüt ayakta duramaz ve SAHA’ya hakim olmadan yani insana doğrudan temas etmeden iyi bir yönetici olunamaz. MÜSİAD sizlerin de bildiği gibi gerek yurt içinde gerekse yurt dışındaki yaygınlığı ile dünyadaki nadir sermaye örgütlerinden biridir. Bu nedenle MÜSİAD’ı sadece bir STK olarak görmek, artık bu yapının hem tarihine, hem hafızasına hem de ülke adına yaptığı hizmetlere karşı haksızlık olur.

MÜSİAD bilhassa tazelenme süreci sonrası yeni dünya düzenine karşı kendi yapısını düzenleyerek ve özgün bir yönetim-organizasyon modeli geliştirerek dünyanın sayılı örgütlenmeleri içindeki yerini almaktadır. Ben ve ekip arkadaşlarım, görev süremiz boyunca daha iyiye ulaşmak adına bunun mücadelesini verdik, bundan sonra gelecek olan kardeşlerimizin de aynı şuur ve şiar içinde bu davayı ve bayrak yarışını devralıp devam ettireceğinden şüphemiz yoktur. MÜSİAD tazelenme süreci öncesinde teşkilatlanma kavramını kullanırdı. Lakin şimdi öyle geniş bir satha hükmediyoruz ki bunu artık GLOBAL ve YEREL diye iki markaya ayırmak durumunda kaldık ve elbette yönetim modeli de değişti. MÜSİAD yaygınlığı ise, Müsiad SAHA adını almaya zaten çoktan hazır ve layık idi. Biz sistemi yeni şartlara göre düzenleyip taze bir ruh kazandırdık.

Yapımızı sadeleştirerek proje bazlı komiteleri Müsiad MECLİS çatısı altında topladık. MÜSİAD MECLİSİ aslında, tüm ülkenin ve yurt dışındaki ağlarımızın proje, ortaklık, ticaret ve yatırım talep ve önerilerinin harmanlandığı bir ekonomik ağdır. Sizler, yani Anadolu şubelerimiz şehirlerinizin uygun ve özgün şartlarına göre komitelerinizi açarak Genel Merkezdeki ana komiteye ve MECLİS çatısına bağlanacaksınız. Entegrasyon hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bizden sonra gelen yönetim de bu entegrasyonu genel merkez ve şubeler arasındaki iletişim ve işbirliklerini pekiştirmek adına devam ettirecektir. Çünkü MECLİS yapısının temelinde bu amaç yatmaktadır

Yapmayı planladığımız ve vaat ettiğimiz neredeyse tüm açılımları, tazelenme sürecimiz çerçevesinde yerine getirdik. Şimdi geniş çaplı projelerimizle bu sürecin meyvelerini topluyoruz.

MÜSİAD olarak, ülke ekonomisine yapılan katkıyı artırmaya ve üyelerimiz arasındaki ortaklık kültürünü geliştirmeye yönelik projeler geliştiriyoruz.

MÜSİAD MECLİS çatısı altındaki her bir komitemiz bundan 2.5 sene evvel oluşturulurken yani ortada ne salgın ne de kriz varken; bizler o kadar stratejik başlıklar seçtik ki bugün geldiğimiz noktada bizim komite isimlerimiz AB’nin yeni dönem ekonomik paketlerinde, proje ve ana çalışma ilkelerinin başlıklarıyla birebir uyuşmaktadır. İşte bu durum, bizim vizyonumuzun ve geleceği doğru okumaktaki kabiliyetimizin ve sahadan aldığımız bilginin bir kanıtıdır.

Komitelerimiz, kendi tematik ya da sektörel alanlarına uyumlu projeler ile Anadolu’daki potansiyel yatırımcı ve sanayicileri belli projeler etrafında toplamaya başladılar.

Bu projeler, Anadolu’daki sermaye gücünü, projelere yatırım yapmak veya ortak olmak adına teşvik etmeye başladı.

Örneğin Yatırım ve Üretim Üsleri Projemiz ile dar alanlarda üretim yapmakta zorlanan ve bu nedenle ölçek büyüklüğüne erişemeyen küçük ölçekli firmalarımıza, tüm ihtiyaçlarının aynı ortamda karşılanacağı bir yaşam ve üretim bölgeleri inşa ederek onları zamanla OSB’lere geçmeye hazır ve kurumsallaşmış firmalar haline getirecek bir model oluşturduk. Bu modelin ilk prototipini tamamladık, ikincisinin de inşasına da yakında başlanacaktır.

Tekrarlaması muhtemel salgınlar ve afetler için üretim üsleri kurmak zorundayız. Üretim üsleri kurarak, salgın ya da ağır afet durumlarında firmaları, çalışanları ve üretimi korumak, tam kapanma olmadan devam ettirmek mümkün olur.

Diğer yandan Akıllı Tarım Kentler Projemiz ile kırsal kalkınmayı teşvik etmek ve bu şekilde tersine göçü desteklemek ve homojen bir nüfus yapısına kavuşmak adına bir girişim başlattık.

Bunu bir model olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunduk.

Akıllı Tarım Kentler Modeli ile büyük şehirlere sıkışan nüfusu ve özellikle kadın ve genç girişimleri hedef alan imkanlarıyla, kırsal yaşamı özendirme ve kırsal kalkınmayı destekleme inisiyatifi geliştirdik.

Bugün Anadolu’daki pek çok üyemiz bu inisiyatifi kendi bölgelerinde uygulamak üzere hazırlık çalışmaları yapmaktadırlar.

Bunlar gibi daha pek çok projemiz komitelerimiz tarafından üretilip tabana yayıldılar.

Gastro-ekonomi ve Türk Mutfak Sanatları üzerinden Şehirleri Gastro-Turizm alanında markalaştırmak, Karavan Turizmi, Sahra Hastaneleri gibi yapıları çoklu ortaklıklar üzerinden kurmak ,gayrimenkul güvenli alım-satım platformu oluşturmak, 2023 hedefleri doğrultusunda 20 yer 23 lokasyonda seçili KOBİ’leri büyüterek Türkiye ve Dünya Markası haline getirmek. Bu ve bunun gibi birçok proje MÜSİAD’ın tazelenme serüveninin meyveleri oldu.

Sizler, Allah’ın izni ile şubelerdeki bu entegrasyon sürecimiz İle MÜSİAD’ımızın çok daha ileriye taşınmasına vesile olacaksınız.

Değerli Misafirler, Kıymetli Dostlar,

Türkiye, genç ve dinamik bir ülkedir. Pandemi döneminde de pandemi sonrası süreçteki büyümesiyle de bunu en iyi şekilde kanıtlamaktadır. Gelişmiş ülkeler maske ve dezenfektan üretimin de bile zorlanırken çok şükür bizim firmalarımız ki çoğu MÜSİAD üyesidir hemen üretim bandlarını ayarlayıp ülke için gerekli tıbbi malzeme, ilaç ve dezenfektan üretimini gerçekleştirdi.

2020, pandeminin başlamasıyla birlikte ekonomik aktivitedeki ilk çöküşün ardından Türkiye’nin toparlanma sürecinin tüm dünyaya örnek olduğu bir yıl oldu.

Derken yavaş yavaş toparlanmaya başladık ve bu durum kapasite kullanım oranlarımıza yansıdı. İmalat sanayimiz ise son iki çeyrekte kayda değer bir gelişim seyrine oturdu.

Ancak burada enflasyonist baskıyı zorlayan iki temel etkeni mutlaka en yakın zamanda bertaraf etmemiz gereklidir.

Birincisi Kendi kendine yetmek yani ithal edilen 175 milyar $ a yakın ara malı üretimini de içerde yapıp, dışa bağımlılığı minimize etmek ve elbette parayı bir emtia aracı olarak görmekten vazgeçmek.

İkincisi ise, Yerleşik tasarruf sahiplerine elde tuttukları dövizi, altını, faiz yada katılım payındaki paralarını, değerlendirebilecekleri yeni ve güvenilir yatırım olanakları sağlamak ile mümkün olacaktır.

Projelerin menkuleleştirileceği girişim sermayesi fonları kurmak ve bu fonlar üzerinden ortaklık kültürünü pekiştirerek Türkiye’de üretimi teşvik etmek de yine bizlerin mutlaka ilgilenmesi gereken bir husus olmalıdır.

İlk çeyrekte %7’lik bu büyümeyi pandemiden çıkışın habercisi olarak görebiliriz. Hatta baz etkisiyle ikinci çeyrekteki büyüme oranını %15’lerin üzerinde bile görebiliriz. Ancak bu durumun sürdürülebilir olması yatırım-üretim-ticaret senkronizasyonunu gerçekleştirmek ve üretimi temel iktisadi politika olarak ortaya koymaktan geçmektedir.

Şu an içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam ve yüksek kredi maliyetleri, hala riskli bir yatırım alanı olduğumuzu göstermektedir.

Kıymetli Misafirler, MÜSİAD’lı kardeşlerim

Görevi devretmeme az bir süre kala üzerime düşen vazifeleri inşallah layıkıyla yerine getirmiş ve sizlerin güvenini boşa çıkarmamışımdır. Ben oturan değil gezen bir Başkan olmayı tercih ettim.

Üyelerimizle temas, onlarla istişare ve muhabbet, Anadolu’daki şubelerin Genel Merkez’de sürekli ağırlanması ve böylece merkez ile SAHA arasındaki yakınlaşmanın en üst düzeye çıkarılması, temel hedefim oldu.

Sizlerden bu vesile ile haklarınızı helal etmenizi de istiyorum. MÜSİAD bir okuldur. Bir yuvadır. Bizler ise maraton koşucularıyız. Ben inanıyorum ki görevi devralacak arkadaşlarımız MÜSİAD’ımızı bizden çok daha ileriye taşımak için ellerinden gelen gayreti gösterecektir.

Bu duygularla konuşmamı tamamlarken, şubemizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyor, Samsun şubemizde görevini devreden Haluk Tan bey ve yönetim kuruluna hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum ,görevi devralan beye ve yönetim kuruna ise başarılar diliyorum, Yeni yönetimin çalışmaları İle Samsun iş dünyasına ve ülkemize katkılarının artarak devam etmesini Cenab-ı haktan niyaz ediyorum,

Bu organizasyon da emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum.Allaha emanet olun.

Abdurrahman KAAN

MÜSİAD Genel Başkanı