ŞUBE GENEL KURULU

23 MART 2021

ŞANLIURFA

Sayın Kaymakamım,

Sayın Belediye Başkanlarım,

Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim,

İş ve Siyaset Dünyasının, STK’ların, Odalarımızın Değerli Başkan ve Temsilcileri, MÜSİAD Şanlıurfa Şubemizin Değerli Başkan ve Üyeleri,

Kıymetli Basın Mensupları,

Şanlıurfa Şubemizin Genel Kuruluna hoş geldiniz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli Misafirler,

Bugün, Güneydoğu bölgesinin gözbebeği, Peygamberler Diyarı Şanlıurfa’dayız. Urfa, tarihi ve kültürel hazinesiyle, mutfağıyla, insanıyla bölgede öne çıkarken, ününü ülke sınırlarının dışına taşımayı da başarmıştır.

“Tarihin sıfır noktası” diye anılan ve dünyanın bilinen en eski tapınağı olan Göbeklitepe’nin bu ünde payı büyük.

Şehrin, bu miraslarını ve sahip olduğu tüm değerleri en iyi şekilde kullanarak, turizm başta olmak üzere tüm alanlarda ileri giderek, ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlaması için, bölge iş insanlarımız ve bizler, var gücümüzle çalışıyoruz.

Ağırlıklı olarak tarıma dayalı olan Şanlıurfa ekonomisinde, bilindiği gibi enerji, turizm ve hayvancılık da önemli yer tutmaktadır. Tekstil ve gıda sektörünün toplam imalat sanayii içerisindeki payı yüksektir.

Şanlıurfa, Türkiye’deki toplam sulanabilen verimli alanların önemli bir kısmına tek başına sahiptir. Ayrıca nüfus açısından Türkiye’nin en büyük dokuzuncu şehri olan Şanlıurfa, genç nüfusun ağırlığıyla dikkat çekmektedir.

Tarihi ve doğal güzellikleriyle Şanlıurfa, 2018 yılı itibariyle yıllık 1 milyon turist sayısını da geride bırakmayı başarmıştır.

2020 yılında Türkiye’nin en çok ihracat yapan illeri arasında 47’nci sırada yer alan şehir, ülke genelinde ihracatın daraldığı bu dönemde, ihracatını %1’lik artışla 133,1 milyon dolara çıkarmayı başarmıştır.

Bu dönemde toplam 102 ülkeye mal ve hizmet ihracatı gerçekleştiren Şanlıurfa’da; ilk üç sırayı Irak, Suriye ve Cezayir almıştır.

Toplam il ihracatın yaklaşık %55’inin bu 3 ülkeye yapılmasından hareketle; daha sağlam temelli ve sürdürülebilir bir dış ticaret için, Şanlıurfa’nın ihracat pazarını mutlak suretle genişletmesi gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor.

Değerli Dostlar,

İhracat pazarı ve üretim demişken tam da bu noktada son günlerde yaşadığımız finansal sorunların çözümüne yönelik asıl dengenin üretimde, yatırımda ve ticarette saklı olduğunu vurgulamak isterim. Her mecrada ve defaten söylediğimiz gibi reel ekonomik unsurlar finansal araçlar ile yönetilemez, sadece bir süre makyajlanır.

Enflasyon, istihdam, cari denge, büyüme gibi olgular reel ekonominin kapsamına girer ve yine reel ekonomik planlamalar ve araçlar ile çözülür ve dengeye getirilir. Üç temel piyasanın; yani sermaye, hammadde ve emek piyasasının birbirini besleyecek ve konsolide edecek şekilde çalıştırılması bizlerin sürdürülebilir bir kalkınma içinde ve büyüme oranlarımızın bile volatiliteden uzak, tahmin edilir bir dengede hareket etmesini sağlar.

İşte o zaman sıcak para yerine doğrudan yabancı yatırımların ülkemize sağlayacağı katkı hem milli sermaye unsurlarını geliştirecek hem de Türk firmalarının krizler karşısında çok daha güçlü bir yapıya sahip olmasını sağlayacaktır.

Bakınız son günlerde yaşadığımız finansal dalgalanmalara daha önce de şahit olduk. Daha önce de ciddi kur artışları ile karşılaştık. Burada esas olan şok halinde panik yapmamak ve dalgalanmanın geçmesini sakince beklemektir. Dün gece sığ Asya piyasalarında başlayan TL değer kaybı, 8,80’ler düzeyine çıkarak bizdeki tasarruf sahiplerini ya da en önemlisi üretim ve ticaret yapan kesimi endişelendirmiştir. Ancak sabaha çok daha düşük bir kur düzeyi ile başlamamız bizleri bir nebze olsun rahatlatmıştır.

Ülkemizin gerek ekonomi yönetimi, gerek doğrudan Merkez Bankası gerekse Bankacılık sisteminin kurum ve kuruluşları dövizdeki bu dalgalı seyrin en az zararla atlatılması adına

gerekli tedbirleri almaktadırlar. Burada bizlere düşen vazife panik ortamına kapılarak beklenti etkilerini negatife döndürmemektir.

Kıymetli Misafirler,

Çok zor ve çetrefilli bir 2020’yi geride bırakmışken 2021 yılının bir önceki yılın envanterini devam ettirmeyeceğini ve sanki hiçbir şey olmamış gibi her şeyin düzeleceğini sanırım buradaki hiç kimse düşünmemiştir. Elbette 2020’den devralınan tüm problemler; yani emtia fiyatlarındaki oynaklık, gıda fiyatlarındaki artış, devam eden ve üçüncü dalgasının gelmesinden endişe edilen salgın, salgın nedeniyle yeniden kapanması muhtemel sınırlar, kendi içine kapanan ve dış dünya ile bağını kesme pahasına kendi üniter ekonomik yapılarını kurtarmaya hazır devletler, salgının tüm dünyada oluşturduğu sosyal ve psikolojik yorgunluk, tüm dünyada giderek artan işsizlik… Tüm bunlar 2021 yılında ve sonrasında da devam edecektir. Salgın devam ettiği sürece salgından mütevellit ekonomik kriz de devam edecek hatta kimi ülkelerde daha da şiddetlenecektir.

Her ne kadar biz dünyayı etkileyen bu ekonomik krizi Pandemiye bağlasak da aslında pandemiden önce de dünya ekonomisi bilhassa Gelişmiş ülkeler aleyhine sıkışmaktaydı. Üretim Doğu’ya kaymakta ve Çin bağımlılığı hammaddeden lojistiğe tedarik ağlarından üretim üslerine kadar dünyayı tek merkeze esir etmişti. Yine aynı şekilde Gelişmiş 20’nin büyüme oranları 2016’dan itibaren düşme eğiliminde idi. Yaşlanan nüfusları ile KOBİ ve üstü şirketlerini devredecekleri yeni nesil bulamadıkları için çoğu marka değeri yüksek firma ya devlete devrediliyordu ya da kapanıyordu. Yani pandemi olmasaydı da biz bu pimi çekilmiş bombayı 2020’de görecektik. Pek çok basın demecimde ve hazırladığımız raporlarda yaklaşmakta olan ve raydan çıkmış bu treni dile getirdik. Önlem alınması gerektiğini ve esas olanın reel ekonomik unsurlarla hareket etmek olduğu ısrarla söyledik. Hatırlarsınız sanırım.

Bugün ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde gerek gelir adaletsizliği, gerek orta gelir tuzağında kaybolan sermaye gerekse, yükselen mal ve hizmet fiyatları nedeniyle devletin müdahale alanları gittikçe genişlemektedir. Buna rağmen dünya global sermayesinin yeniden gelişmiş ülkelerden, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere doğru aktığını da söylemek mümkündür. Ancak burada önemli, olan nokta bu sermaye akımının anlık fon hareketleri

mantığında girip çıkması değil; ülkemize doğrudan yatırımlar yoluyla üretim yatırım ve istihdam sağlamasıdır. Bunu gerçekleştirme ise yine bizlerin elindedir.

Kıymetli Dostlar,

Dün itibariyle bilhassa bono kesiminde Türkiye sermaye piyasasından çok ciddi bir yabancı çıkışı gördük. Hâlbuki bizler, fon hareketleri yanında yabancı sermayeyi ülkemizin yatırım ortamını iyileştirme yoluyla Türkiye’yi bir yatırım pazarı haline getirmeyi kendimize hedef koyarsak bu sayede kalıcı bir sermaye birikimini de sağlamış oluruz.

İşte tam da bu nedenle; göreve geldiğim günden bugüne dek merkezde oturmak yerine tek tek illeri ziyaret etmemin bir nedeni de her şehrimizdeki kapasiteyi ve kaynak verimliliğini yerinde görmek, tespit etmektir. Kıymetli MÜSİAD’lı kardeşlerim, sizler bu ülkenin üretim, ticaret ve yatırım sistemini omuzlayan ve MÜSİAD’ı Türkiye’nin en yaygın sermaye platformu yapan neferlerisiniz. Çünkü artık bir şey elzem hale gelmiştir: sanayileştirmenin icrası için yani uygun sanayi politikaları oluşturmak ancak şehirlerimizin kaynak potansiyellerini doğru tespit etmek ve bunları sahada işler hale getirmek adına getirecek olan işletmelere ihtiyaçlarını öğrenmek adına temas etmek ile mümkündür.

Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomi reform paketinde bilhassa milli sanayileşme ve ithalata bağımlılığın azaltılması adına yerli ve milli üretim planlamalarına geçiş programlarının birer devlet politikası halini aldığını görmek bizleri umutlandır. Çünkü yıllardır aynı şeye inanmaktayım: Bir ülkede paranın gücünü o ülkenin üretim ve yatırım gücü belirler.

Değerli Dostlar,

Pandemi süreci ha deyince bitecek bir dönem değildir. Salgın bitse de etkileri bizimle birkilte yaşayacaktır. Bizler artık gelişimin ve büyümenin yeni modellerini yani yeni dünya düzeninin yeni iş geliştirme modellerini takip etmek durumundayız. Biz bir söylemde bulunduk; gelecekte devletler değil şehirler yarışacak dedik. Bu nedenle bölgesel ve kentsek ekonomilerin yani şehir ekonomilerinin oluşturulması esastır. Böylece kendi kendine yeten ve kendi varlıklarını değere dönüştürebilmiş kentlerimiz olacaktır. Şehirlerin markalaşması ve mevcut varlıklarının değere dönüşmesi yani potansiyellerinin düzgün tespit edilerek bu potansiyellere uygun

yatırımlarla illerin değerlerinin artırılması işte bu seyahatlerim sonucu elde ettiğim veriler ve sizlerle doğrudan temas etmenin getirdiği tecrübe ile bir projeye dönüştü. Her şehrin kendine özgü değerleri vardır. Bunların katma değeri yüksek varlığa dönüşmesi o şehri markalaştırır ve GSYİH’ya katkısını artırır. Dünyada benzeri özelliklere sahip muadili olan şehir ile bizdeki şehirler belli kriterler ile kıyaslanıp dünyadaki örneklerin ürettikleri katma değerin yöntem ve süreçlerini bizdeki şehirlerde de uygulamak bu çalışmanın temel çıkış noktasıydı.

Bu çalışmaya “Şehirleri Özgün Değerleriyle Kalkındırma” adını verdik. Yani dünya muadilleri ile kıyaslayarak kendi varlıklarını değerleme kriterleri belirleme ve şehir eşleştirme. İşte bu noktada kıyas kriterlerinden en önemli olanı o şehrin sahip olduğu firma gücüdür. Doğru bir sanayileştirme politikası belirlemek aslında, şehir ekonomileri oluşturmak için bu ekonomiyi ayakta tutacak gelecek vadeden firmaları bulmak, desteklemek, ölçeklerini büyütmek, sermaye güçlerini artırmak ve yerli-milli üretim hamlesini hem şehirleri markalaştırmak hem de firmaları güçlendirmek şeklinde yapmaktan geçer. Ben buna Sanayileştirmenin icrası için şehir ekonomilerini çalıştırmak diyorum.

Kıymetli Misafirler,

2020 yılında sert şekilde daralan küresel ekonominin 2021 yılında nispeten toparlanacağı öngörülmekle birlikte, salgının seyrine bağlı olarak tahmin belirsizliği yüksek seyrediyor. Ülkemiz ise bu zorlu süreci en az hafif hasarla atlatan ülkelerin başında yer almaktadır. Bilindiği üzere 2020 yılının son çeyreğinde %5,9 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, bu dönemde G20 ülkeleri içerisinde Çin’in ardından en çok büyüme kaydeden ülke olmuştur. 2020 yılı genelinde ise %1,8 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, yılın başında kendisine yönelik küçülme tahminleri yapan bütün uluslararası kuruluşları şaşırtan bir performans sergilemiştir.

Ekonomik Reform Paketinin uygulanması ile başlayacak sürecin hem hizmetler hem de üretim sektörlerin canlanmayı artıracağını bunun da 2021 yılındaki milli gelirimize olumlu yansıyacağını düşünmekteyiz. Ancak burada yine belirleyici faktör pandeminin seyri ve aşı çalışmalarının verimliliğidir. Zira bir üçüncü dalga ile karşı karşıya kalmamız halinde yeniden yaşayacağımız muhtemel sermaye kaybının telafisi için aynen Çin’in yaptığı gibi belli

bölgelerde dur durak bilmeden üretime devam etmeli ve stoklarımızı artırma yoluna gitmeliyiz.

Bu da elbette güvenli ve her aşaması düşünülmüş üretim üsleri kurmak mantığından geçmektedir. Ayrıntılarına birazdan değineceğim bu modelde temel amacımız Çin’in yaptığı stratejiyi ülkemiz şartlarında daha da gelişmiş koşullar ve insanı-doğayı önceleyen bir mantıkla geliştirmektir.

Kim ne derse desin, son açıklanan büyüme verileri ışığında ciddi bir direnç performansı sergilediğimiz açıktır. Bizler her durumda dik durmayı bilen, cesur ve enseyi karartmadan Allah’a teslim olmuş bir ümmetin evlatlarıyız. Her koşuldan O2nun izn-i inayetiyle çıkarız eyvallah. Bu nedenle belki de cesuruz:

Ekonomik olarak hayli sıkıntılı geçen 2020 yılında bile biz boş durmadık ve Türkiye’nin en önemli fuarlarından birini gerçekleştirdik.

Pandemi sonrasında yapılan en büyük fuar olan, hem katılımcı hem ziyaretçilerden yoğun ilgi gören MÜSİAD EXPO 2020’yi geniş bir katılımla gerçekleştirdik ve başarıyla tamamladık. 4 gün süren fuara Avrupa, Asya-Pasifik, Avrasya, Afrika ve MENA ülkeleri başta olmak üzere, 102 ülkeden 15 bine yakın ziyaretçi katıldı. “Küresel Ticaret Burada” sloganıyla gerçekleştirdiğimiz fuarda, 50 ülkeden 400 alım heyetini ağırladık. İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz ve dünyanın her bölgesinden iş insanı, siyasetçi ve akademisyenin katıldığı EXPO 2020, iş insanlarımızın yeni iş birliklerine açılmasını sağlarken, yabancı yatırımcıların da ülkemizdeki yatırım fırsatlarını yakından incelemesine olanak tanımış oldu.

Değerli Misafirler,

Yol arkadaşlarımıza, Türkiye’de 89 nokta ve dünyada 95 ülkede 225 irtibat noktamızla destek oluyoruz. Ve şimdi onları güçlü bir ticaret ve yatırım ağıyla birleştirmek için yepyeni bir yapılandırma hareketini başlatmaktayız.

Sağladığı 2 milyon kişilik istihdam ile Türkiye ekonomisine ve milletine faydalı olmak için her gün daha fazla çalışan bu değerli yapıyı bizler, her bir üyemizle bu noktaya getirdik. Bunu, kurum kültürümüz, bilgi birikimimiz ve teşkilatımızdan aldığımız güçle yapıyoruz.

Sizler aracılığıyla yurt içi ve yurt dışı bölgelerden edindiğimiz bilgileri işleyerek, önemli bir veri tabanı oluşturuyoruz. Bunun sonucu olarak da iş dünyasına, tüm riskleri, fırsatları ve güncel sorunları ortaya koyan bir tablo sunuyoruz.

Bildiğiniz üzere, yeni dünya sistemine önceden hazırlık yapmak amacıyla tazelenme sürecimizi başlattık. Yola çıkış mottomuz, “beraber” oldu.

Yapmayı planladığımız ve vaat ettiğimiz neredeyse tüm açılımları tazelenme sürecimiz çerçevesinde yerine getirdik. Şimdi geniş çaplı projelerimizle bu sürecin meyvelerini topluyoruz.

Bakınız tesadüf eseri değil, bugünleri çok iyi analiz ederek ve gerçek manada stratejik bir yol haritası çıkararak bundan iki sene evvel başlattığımız tazelenme sürecimizdeki komitelerimizin isimlerini şimdi bir kez daha okuyunuz. 2018 yılında çizilen hattın 2023- 2030’a kadar giden bir yolu nasıl tasarladığını göreceksiniz. Biz bu vizyonu kimse görmeden evvel seneler evvel ortaya koyduk.

Lojistikte yeni yollar ve yaklaşımlar Komitesi dedik. Bakın şimdi dünya ticaretine lojistik firmaları ve onların çizdiği yeni yollar yön vermektedirler. Yerli ve milli üretim planlama Komitesi dedik; bakın şimdi üniter ekonomik yapıların temel çıkış noktası yerli ve milli üretim planlama oldu. Enerji ve Maden Yönetimi ve Yatırımları komitesi dedik, bugün enerji güvenliği ve yeni maden yatakları adına bambaşka bir ekonomik paylaşım alanı oluşmakta. Sanayi Bölgeleri ve Yerleşkeleri komitesi dedik, bakın bugün üretim üsleri kurmak tüm dünyada elzem bir yatırım alanı oldu. Akıllı şehirler ve şehir ekonomileri komitesi dedik, bizden sonra Cumhurbaşkanlığı düzeyinde politika haline geldi, 11 Kalkınma planına işlendi. hatta şehirlerin eşleştirilmesi adına AB çapında başlatılan projeler bizim bu hususta ne denli haklı ve öngörülü olduğumuzu gösterdi. Daha çok örnek var: Gastro-ekonomi, Kırsal kalkınma, Birleşme ve devralmalar, İhracat Eşleştirme…

MÜSİAD olarak, ülke ekonomisine yapılan katkıyı artırmaya ve üyelerimiz arasındaki ortaklık kültürünü geliştirmeye yönelik projeler geliştiriyoruz.

Bu amaçla tazelenme sürecinde kurduğumuz MÜSİAD MECLİS çatısı altındaki toplam 23 komitemiz kendi tematik ya da sektörel alanlarına uyumlu projeler ile Anadolu’daki potansiyel yatırımcı ve sanayicileri belli projeler etrafında toplamaya başladılar.

Bu projeler, Anadolu’daki sermaye gücünü, projelere yatırım yapmak veya ortak olmak adına teşvik etmeye başladı.

Örneğin Yatırım ve Üretim Üsleri Projemiz ile dar alanlarda üretim yapmakta zorlanan ve bu nedenle ölçek büyüklüğüne erişemeyen küçük ölçekli firmalarımıza tüm ihtiyaçlarının aynı ortamda karşılanacağı bir yaşam ve üretim bölgeleri inşa ederek onları zamanla OSB’lere geçmeye hazır ve kurumsallaşmış firmalar haline getirecek bir model oluşturduk. Bu modelin ilk prototipini tamamladık, ikincisinin de inşasına yakında başlıyoruz.. Dünyada ilk on ekonomi arasına girmek için ve her koşulda tekrarlaması muhtemel salgınlar ve afetler için üretim üsleri kurmak zorundayız. Üretim üsleri kurarak, salgın ya da ağır afet durumlarında firmaları, çalışanları ve üretimi korumak, tam kapanma olmadan devam ettirmek mümkün olur.

Biz bu modele kısaca KOBİ KULUÇKA MERKEZLERİ adını verdik. KOBİ’lerin eğitimden barınmaya, sosyal aktivitelerden sanat ortamlarına kadar tüm ihtiyaçlarının aynı yaşam alanında karşılandığı bu model, hem emekçilerimiz hem de üreticilerimiz ve aileleri için güvenli bir üretim ve yaşam alanı oluşturmayı amaçlıyor.

Bu projemiz de merkezden planlanıp Anadolu’ya doğru aktarılan çalışmalarımızdan biri oldu. Aynı zamanda bu projemiz YOİKK kapsamında SBB tarafından devlet himayesi altında proje olarak tescillendi.

Aynı şekilde Akıllı Tarım Kentler Projemiz ile kırsal kalkınmayı teşvik etmek ve bu şekilde tersine göçü desteklemek ve homojen bir nüfus yapısına kavuşmak adına bir girişim başlattık. Bunu bir model olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunduk.

Akıllı Tarım Kentler Modeli ile büyük şehirlere sıkışan nüfusu ve özellikle kadın ve genç girişimleri hedef alan imkânlarıyla, kırsal yaşamı özendirme ve kırsal kalkınmayı destekleme inisiyatifi geliştirdik.

Bugün Anadolu’daki pek çok üyemiz bu inisiyatifi kendi bölgelerinde uygulamak üzere hazırlık çalışmaları yapmaktadırlar.

Bunlar gibi daha pek çok projemiz komitelerimiz tarafından üretilip tabana yayıldılar. Gastro-ekonomi ve Türk Mutfak Sanatları üzerinden Şehirleri Gastro-Turizm alanında markalaştırmak, Karavan Turizmi, Sahra Hastaneleri gibi yapıları çoklu ortaklıklar üzerinden kurmak, ikinci el araç piyasasında güvenli alım platformu oluşturmak, gayrimenkul güvenli alım-satım platformu oluşturmak, 2023 hedefleri doğrultusunda 20 yer 23 lokasyonda seçili

KOBİ’leri büyüterek Türkiye ve Dünya Markası haline getirmek. Bu ve bunun gibi birçok proje MÜSİAD’ın tazelenme serüveninin meyveleri oldu.

Türkiye’nin 6 temel stratejisine uygun 6 temel alanda MÜSİAD Markası oluşturduk: Yenilik yönetimi ve dijital dönüşümün şartlarına uyum adına MÜSİAD INNOVA ( MÜSİAD YENİLİK).

Geleceğin stratejik sektörlerini ve iş modellerini geliştirmek için, MÜSİAD FUTURE (MÜSİAD GELECEK),

Eğitimi bir MÜSİAD ekolü haline getirme ve kurumsal bir kimlik kazandırmak için MÜSİAD AKADEMİ.

Markalaşmanın ve şirketlerin marka değerlerini artırarak Türkiye’den Dünya Markaları çıkarmak ve KOBİ’lerimizin birer büyük ölçekli kurumsal markalar haline getirmek adına Anadolu firmalarımıza yönelik çalışmaları kapsayan 2023 YER-EL (20 YER 23 EL), Türkiye’nin yatırım stratejilerinde MÜSİAD Markasının güvenilirlik avantajını, sahasını, yastık altı tasarrufları kitlesel yatırımlara, ortaklıklara dönüştürmek ve yatırım fonları sistematiğini kurmak için MÜSİAD INVEST (MÜSİAD YATIRIM),

Doğrudan dış yatırımcı için Türkiye’yi bir yatırım ve ticaret pazarı olarak tanıtmak ve MÜSİAD’ın dış saha yaygınlığını bir ticaret ve yatırım sistemi gibi çalıştırmak için CB Yatırım Ofisi ile birlikte kurguladığımız MÜSİAD TIA (MÜSİAD TİCARET ve YATIRIM AJANSLARI). Bizler, birçoğunuzun şahit olduğu üzere çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz ve edeceğiz. Projeler geliştirmeye, ülkemize, milletimize, doğduğumuz topraklara hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

MÜSİAD olarak, kurucularımızın ideallerine ve bu hedeflerimize sahip çıkarken, diğer yandan MÜSİAD geleneğini de sürdürüyoruz.

Bu geleneğin en güzel uygulamalarından biri olan Karz-ı Hasen Sandığı’mız, üyelerimizin teveccühü ile yaralara merhem oluyor, kardeşlik kültürünü güçlendirerek yeni nesillere aktarmamızı sağlıyor.

Kadim bir geleneği sürdürme isteğiyle hayata geçirdiğimiz Karz-ı Hasen Sandığı projemiz, üyelerimiz arasındaki yardımlaşma ve dayanışma kültürünü kurumsal bir yapıya dönüştürerek, tüccarımızın ticaretini kolaylaştırmak düşüncesiyle oluşturduğumuz ve yardımlaşma ve dayanışma kültürünü kurumsallaştırmıştır.

Diğer yandan, başka bir kadim geleneğimiz olan “Zimem Defteri” uygulamasını da, başta genel merkez olmak üzere tüm şube üyelerimizin destek ve katkılarıyla sürdürüyoruz.

Değerli Dostlar,

MÜSİAD bir aile, bir yuva, bir okuldur. Burada hepimiz aynı şuur ve aynı davanın neferi olmanın verdiği gururla yürür ve zamanı geldiğinde bayrağı bizden sonraki kardeşlerimize devrederiz. Bu kural herkes için kadimdir. MÜSİAD’ı özgün kılan budur. Bu maksatla şubemizin Genel Kurulunda bulunmak beni ziyadesiyle mutlu etmektedir. Sözlerimi burada tamamlarken, MÜSİAD Şanlıurfa Genel Kurulu’nun hayırlar getirmesini ve şubemizin, iş dünyamıza yaptığı katkılarının artarak sürmesini temenni ediyorum.

Şube başkanımıza, yönetim kuruluna, MÜSİAD Kadın Komitesi’ne, Genç MÜSİADlı kardeşlerimize başarılar diliyorum. MÜSİAD Yerel Üst Kurulu Başkanımız Ahmet Bey’e ve yerel ilişkiler komitemize, ayrıca üretim ve ticaret üst kurul başkanımız Oktay Bey’e, profesyonel kadromuza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Abdurrahman Kaan

MÜSİAD Genel Başkanı