Uluslararası İş Forumu (IBF)
16 Ekim 2019
SARAYBOSNA
Sayın Bakanım (Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan),
Sayın Bakan Yardımcım (Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nurettin Nebati), Sayın MÜSİAD Kurucu Başkanım ve IBF Başkanım,
Sayın İstanbul Ticaret Odası Başkanı,
İş Dünyasının Kıymetli Temsilcileri,
Değerli Basın Mensupları,
Uluslararası İş Forumumuzda, sizleri Allah’ın selamıyla selamlıyorum; Esselâmu Aleykum ve Rahmetullâhi ve Berekâtuhu.
Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Sayın Bakanım, Değerli Misafirler,
Sözlerime, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin büyük bir kararlılık ve başarıyla yürüttüğü Barış Pınarı Harekâtı’na değinerek başlamak istiyorum.
Türkiye, bölgesinde bir barış üssü olma hedefiyle hareket etmektedir. Toprak bütünlüğü ve sınır güvenliği için tehdit oluşturan unsurlara karşı, her zaman kararlılıkla mücadele etmiştir.
Suriye’deki topraklarımızı tehdit eden terör örgütleri ve içerideki uzantılarını engellemek ve güvenli bölge oluşturmak için yürütülen mücadele, bugün Suriye’de devam etmektedir.
Devletimizin gördüğü lüzum üzerine başlatılan Barış Pınarı Harekâtı, bölgenin bir an önce huzur ve güven ortamına kavuşmasını hedeflemektedir.
Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve bölge halkının can güvenliğini koruyarak, titizlikle yürütülen harekât, Batı’nın maskesini bir kez daha düşürmesi bakımından da son derece önemlidir.
Terör örgütlerine ve alenen sivilleri hedef alan saldırılara gelmesi beklenen kınamaların, Türkiye’ye yöneldiğini görüyoruz. Bizler tabii artık şaşırmıyoruz. Bu, aşina olduğumuz bir tutum maalesef.
Batı ülkelerinin ve Batı’nın peşi sıra giden ülkelerin bir an önce hakikati görmelerini diliyoruz.
Hakikati görebilmek, bazen kendiliğinden olmayabiliyor. Hakikatten uzaklaşanlara yardım etmek, pusula olmak gerekebiliyor.
Bizler de MÜSİAD olarak, geniş teşkilat ağımız ve kurduğumuz güçlü bağlar aracılığıyla, nefesimiz yettiği sürece anlatacağız.
Başka bir deyişle, Kamu Diplomasisi yürüteceğiz.
Şube başkanlarımız, temsilcilerimiz ve yurt dışında bulunan her bir MÜSİAD üyesi, Türkiye’nin yürütmekte olduğu harekâtın haklı gerekçelerini ve gerekliliğini anlatacak.
Bugün yaşadığımız bilgi kirliliği ve kasıtlı olarak bilginin çarpıtılmasının bir benzerini, 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminde yaşadık. Acı bir süreçti.
Türkiye’ye yönelik öyle güçlü bir karşı atak başladı ki, kendimizi ifade edemedik. Gerçekleri geniş kitlelere ve dünya kamuoyuna anlatmakta zorlandık.
Haklı olduğumuzu bile bile ve haklılığımız aslında birçok devlet tarafından da bilindiği halde, sağlıklı bir iletişim yürütemedik.
İşte bugün bunun önüne geçmek için, hep birlikte kenetleneceğiz ve kendi etki alanımızda -ki bu alanın oldukça geniş olduğunu artık biliyoruz- bu süreci yürüteceğiz.
Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in, tarihe geçen sözlerinden biridir; “İmanınıza, bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın” der.
Bunlara sarılan iş insanlarının ortak çatısı MÜSİAD olarak, devletimizin hamlelerini ve siyasi iradenin duruşunu sonuna kadar desteklediğimizi bir kere daha güçlü bir şekilde ifade etmek istiyorum.
Bu vesileyle, Barış Pınarı Harekâtı’nda, kahraman askerlerimize muvaffakiyet diliyor, şehit düşen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Kıymetli Misafirler,
Bu yıl 23’üncüsüne tanıklık ettiğimiz Uluslararası İş Forumu’nun, Bosna Hersek’te gerçekleşmesi bizler için büyük manevi değerde.
Diğer yandan Bosna-Hersek’in sahip olduğu ticaret ve yatırım potansiyeli de burada bir araya gelmemize bir anlam daha kazandırıyor.
Ülke; gıda, tarım, hayvancılık, turizm, inşaat, sağlık, mobilya gibi sektörlerde, iş insanlarına birçok ayrıcalık sunuyor.
IBF kapsamında, bütün bu ayrıcalıklara ve avantajlara dikkat çekilecek sektörel toplantılar gerçekleştirilecek.
İş insanlarımızın, Bosna-Hersek hakkında detaylı bilgiye sahip olması ve ülkedeki yeni iş ve yatırım fırsatlarını tanıması bakımından, organizasyonu ayrıca kıymetli bulduğumu ifade etmek istiyorum.
Dünyanın dört yanından gelen değerli dostlarımızla bir aradayken, hem Türkiye’mizin hem de dünyanın ulaştığı ekonomik ve ticari noktayı kısaca değerlendirmek isterim.
Bugün artık bütün ekonomik faaliyetler, bilgi temelli gerçekleşiyor.
Bilginin elde edilmesi, işlenmesi ve dönüştürülmesi gibi süreçlerin, iktisadi sistemin aslî unsuru olduğu bir gerçektir.
Süreç, bilginin yalnızca üretimini değil aynı zamanda kullanılması ve yayılmasını da kapsıyor.
Bu durum, makro planda ülkeler, mikro planda ise şirketler için çok önemli bir strateji hâline gelmiştir.
Günümüzde, ancak edindiği bilgileri değerlendirmeyi başaran ülkeler ya da şirketler kazanımlarını artırabiliyor. Böylelikle, diğerlerine liderlik edecek konuma yükseliyorlar.
Ekonomik güç, bilgiye sahip olanın elinde toplanıyor. Eskiyen, önemini yitiren, bir anlamda “modası geçmiş” bilgiler ise, daha güçsüz olan ülkelere ihraç ediliyor.
Bununla birlikte; elbette gelişmemiş ve gelişmekte olan ekonomiler için, bilgiye sahip olma imkânları tükenmiş değil.
Bilgi kendisini yenilese de, hatta dün elde edilen bilgi bugün “eski bilgi” hâline gelse de, bu kervana bir yerden dâhil olmak mümkündür.
Zira bugün her türlü bilgi, ekonomik bir değer taşır hâle gelmiştir.
Ülkelerin karşılaştırılması amacıyla ve güçlerini ölçmek için geliştirilen endeksler, ekonomik faktörlerin, ulusal güç içerisindeki ağırlığını teyit etmektedir.
Örneğin Kapsamlı Ulusal Güç* endeksine göre, ekonomik faktörlerin ulusal güç içindeki ağırlığı %41 seviyesinde iken, askeri kapasite %10 seviyesinde kalmaktadır.
Aynı endekse göre doğal kaynakların toplam ulusal güç içerisindeki ağırlığı, yalnızca %8 oranındadır.
20’inci yüzyılda petrol yataklarına sahip olan, üreten, işleyen ve ticaretini yapan ülke ve şirketler, gücü elinde bulundurmaktaydı.
21’inci yüzyılda ise bilgi kaynağına sahip olan, bilgiyi üreten ve ticaretini yapan ülke ve şirketlerin gücünden söz ediyoruz.
Dolayısıyla, ticari, teknolojik ya da finansal anlamda bilginin elde edilmesi ve yatırım, Ar-Ge, üretim, rekabet gibi konularda avantaj sağlanması; üzerine ciddiyetle eğilmemiz gereken bir meseledir.
Ekonomik bilgi ağı olarak niteleyebileceğimiz bu süreç; en doğru ve en faydalı bilginin, en doğru zamanda aktarımını ifade etmektedir.
Ticaret savaşlarının etkisini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz günümüzde, ekonomik ve ticari anlamda bilgi akışı, her zamankinden daha önemli.
Dolayısıyla, küresel ticarette yaşanan sıkı rekabet, bütün aktörleri birtakım tedbirler almaya itmektedir.
Bu nedenle; dünyanın önemli güç merkezleri arasında ticaret ve teknoloji savaşları sürerken, bizlerin de yapmamız gerekenleri iyi analiz edip bir an evvel harekete geçmemiz gerekiyor.
Bu gerekliliklerin başında, ekonomik bilgi ağına dayalı araştırma birimleri
oluşturarak, ülkelerimize yönelik ihracatı artıracak fırsatları çok iyi değerlendirmek geliyor.
Peki, ekonomik bilgi ağı, bize neler sağlayabilir?
En başta, doğru bilginin aktarımı gibi mühim bir noktada elimizi güçlendiriyor. Muhtemel risklerin bertaraf edilmesine olanak tanıyor. Bu da, en az bilgi aktarımı kadar mühim bir konu.
Diğer yandan, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler için önemli bir tehlike olan bir konu var; dışarıdan gelen ekonomik ataklar!
Her türlü ekonomik atağın belirlenmesi, değerlendirilmesi ve önlenmesi; ekonomik ve ticari bilgi ağının sağlıklı bir şekilde işletilmesine bağlıdır.
Her ne kadar günümüze ait bir kavram gibi algılansa da, ekonomik ve ticari bilgi ağının kökleri, çok eskilere dayanıyor.
Kültürel ve tarihi miraslarımızdan biri olan kervansaraylar, bu noktada çok güzel bir örnektir.
Kervanların şehir içinde konaklama ihtiyacına yönelik inşa edilen bu yapılar, aynı zamanda “ticari bilginin toplanma ve dağıtım merkezi” olarak da hizmet vermiştir.
MÜSİAD olarak bugün yurt dışında 224, toplam 311 irtibat noktamızla hizmet veriyoruz.
Bu geleneği sürdürmek ve daha da ileri taşımak için teşkilat ağımızı genişletmeye devam ediyoruz.
Bugün, IBF’in de aynı hedef ve inançla, 25 ülkenin iş insanlarını bir araya getirdiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu çatı da; üyeler arasında bilgi akışının doğru ve hızlı şekilde sağlanması, bilginin işlenmesi ve dönüştürülmesi noktasında, devasa bir potansiyel barındırmaktadır.
IBF, MÜSİAD’ın kadim ve hakikatli yol arkadaşıdır. Yol arkadaşlığının kıymetini bilen iş insanları olarak bizler, bir arada olmanın verdiği gücü en iyi şekilde kullanmalıyız.
Burada IBF’in, bünyesinde bulunan sivil toplum kuruluşlarının ve üyelerinin; büyük bir çabasını da vurgulamak istiyorum.
Diğer ülkelerdeki kaynaklara ve hammaddeye ulaşabilme, yeni pazarlara erişebilmeye, elde edilen teknolojik verilerle millî markalar oluşturmaya yönelik bu çabaların, desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.
1995 yılından bugüne her yıl düzenlenen ve İslam dünyasının farklı ülkelerinden değerli katılımcıları bir araya getiren IBF, çeyrek asra ulaşan bir birikime sahip.
Bu birikim, ekonomik ve ticari bilginin, olabildiğince hızlı bir şekilde, kaynağından alıcısına doğru hareket ettirilmesinde, eşsiz bir imkân alanı oluşturmaktadır.
İşte tam bu noktada, MÜSİAD ve IBF için güçlü bir iş birliğinin de önü açılıyor.
Bildiğiniz gibi MÜSİAD bugün, güçlü bir global ağa sahip.
94 ülkede varlık gösteren, dünyanın 224 noktasına ulaşan bir iş örgütünün etki alanı, bu iş birliğinin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Yani başka bir deyişle bu güçlü iş örgütü, IBF ile birlikte güçlü bir iş birliği teşekkülünü oluşturmalıdır.
Oluşturulacak bu yapıdan MÜSİAD, IBF ve iş dünyası olarak muradımız nedir, kısaca değinmek isterim:
Sıfırdan ticari ağ ve bilgi ağı kurmak yerine, zaten bu hususta tecrübeli, iki yaygın yapıyı aynı amaca hizmet etmek üzere bir araya getirmek,
IBF’in bir iş birliği olmak zaviyesinden hareketle, tüm İslam coğrafyasını, aralarındaki bilgi ve enformasyon paylaşımını güçlendirerek, yepyeni bir blok şeklinde dizayn etmek,
IBF’i DAVOS ruhuna kavuşturarak, çeyrek asırlık ideali gerçekleştirmek,
IBF ve MÜSİAD’ı; ekonomik, ticari ve sosyal bilgi ağı adına diplomatik paydaş kılmak,
MÜSİAD’ın saha saygınlığını ve kurmak istediği ticaret ağını, IBF üyesi ülkeler nezdinde genişletmek.
Değerli Misafirler,
Bildiğiniz gibi MÜSİAD olarak Tazelenme sürecini başlattık.
Dünyada güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Diğer bir deyişle, içinde bulunduğumuz çağ, gelecek için önemli bir dönüm noktasıdır.
Dünyadaki bu dönüşümün ortaya çıkardığı sonuçlardan biri, ekonomik dengelerin değişmesi oluyor. Beraberinde, dünyada bir güç savaşına tanıklık ediyoruz.
Ülkeler, gelecek planlarını buna göre yapıyor, devletler tedbirlerini bu çerçevede alıyor.
Bildiğiniz gibi Türkiye de, kendi yönetim alışkanlıklarını değiştirerek, bu dönüşüme ortak oldu.
Biz de MÜSİAD olarak, sistemin işleyişini kolaylaştırmak ve hızlandırmak adına kendi kurumsal ve yapısal dönüşümlerimizi başlattık.
Adına Tazelenme dediğimiz bu değişimi, 30 yıldır bağlı olduğumuz değerlere ve kuruluş amaçlarımıza sadık kalarak sürdürüyoruz.
Uzun bir yolculuğu ifade eden tazelenme sürecini, kendi yönetim ve uygulama paradigmalarımızı değiştirmek olarak özetliyoruz.
Tazelenme, MÜSİAD’ın etki ve güç alanını, daha etkin ve verimli hale getirmek için başlamıştır.
Diğer yandan, tazelenme sürecinin ortaya çıkışını besleyen sebeplerden biri de, iş birliğini geliştirme zorunluluğudur.
Tazelenmeyi, “BERABER” mottosunun temelinde yükselttik.
Ortak ideal, ortak değerler ve nihayetinde ortak data; MÜSİAD ve IBF beraber!
Yeni dönemde dinamik bir yapıya bürünen MÜSİAD, daha fazla proje üretmeyi ve bu projelere yönelik sıkı bir takip süreci yürütmeyi hedefliyor.
Başka bir deyişle artık, fikir aşamasında kalmayan, öncü projeler ortaya koyuyoruz.
Bizler, yeni dönemde de sahanın nabzını tutarak toplamış olduğumuz tüm verileri, başta üyelerimiz olmak üzere ülkemizin menfaatleri doğrultusunda işlemeyi ve üretmeyi sürdüreceğiz.
Bir noktayı da atlamadan vurgulamak istiyorum:
İş birliği dediğimizde, tek bir alanı işaret etmiyoruz. Beraberliğimizi birçok alanda geliştireceğiz. Örneğin yatırımlar da iş birliği kültürünün bir tezahürüdür. Yatırımlarımızı artıracağız.
Kıymetli Misafirler,
Onun yetiştiği bu güzel topraklarda bulunuyorken, Bilge Kralı bir kez daha anmak istiyorum:
Aliya İzzetbegoviç, “Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.” diyor.
Bizler, bildiklerimizi, tecrübelerimizi paylaşırken, öğrenciliği elden bırakmıyor, inancımızın ve bağlı olduğumuz değerlerin izinden gidiyoruz.
Bu duygularla, iş forumumuzun hayırlı ve bereketli işlere vesile olmasını diliyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Allah’a emanet olun.
Abdurrahman Kaan
MÜSİAD Genel Başkanı
- Comprehensive National Power-CNP