TÜRKİYE İŞ AHLÂKI ZİRVESİ’21
İŞ AHLAKI AÇISINDAN BÜYÜME VE İNOVASYON
GRAND CEVAHİR, İstanbul
İGİAD’ın Değerli Başkan ve üyeleri,
Değerli Panelistler ve Dinleyiciler,
Değerli Basın Mensupları,
Hepinizi, en samimi duygularımla selamlıyor, iş ahlakı duyarlılığının artması, toplumun a’dan z’ye her kesiminde ve bizim açımızdan iş dünyasında yaygınlaşması için faaliyetler düzenleyen
Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği-İGİAD’ı, değerli Başkanı Ayhan Karahan’ı ve bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Bu yıl ki konu başlığı oldukça önemli. Zor zamanda iş ahlakının önemi. Hayattaki tüm renkler zor zamanlarda belirginleşir. Zor zamanlarda insanların karakterleri ortaya çıkar. Zor zamanlarda dost düşman belli olur. Zor zamanlarda niyetler açığa çıkar.
İş dünyası ise, zor zamanların en çetin şekilde yaşandığı ve o zor günlerde etrafında kimlerin kaldığını gördüğün yerdir. Şükürler olsun. Bizler şanslıyız. Hem MÜSİAD ailemiz olsun hem de İGİAD camiamız olsun, zor zamanlarda ortaya çıkan dostluklar var.
Değerli misafirler;
Bildiğiniz gibi yakın zaman önce MÜSİAD bayrağını dalgalandırma şerefi bizlere verildi. Çalışma arkadaşlarımızla birlikte hem yeni dönem planlamalarımızı şekillendirmeye hem de içinde bulunduğumuz şu günlerde iş dünyamızın yaşadığı sorunlara çözümler üretmeye başladık. Ülke olarak, dünya olarak iki yıldır pandemi sürecini derinden yaşadık. Daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bir dönemdi. İşletmelerimiz, ailemiz, sosyal yaşamımız her şey bu süreçte etkilendi. Hayatımızda kalıcı sayılabilecek yenilikler dahil oldu. Yeni iş modelleri ortaya çıktı.
İş hayatımız bu süreçte zorlu bir dönem yaşadı. Omuz omuza vererek bu süreci atlattık. İşte zor zamanları konuşacağımız bu oturum, zor zamanları tecrübe ettiğimiz şu günlerde daha bir anlamlı oluyor.
İzninizle, bir sunum yapmayacağım. Bir akademisyen değilim, iş ahlakı konusunda teorik araştırmalarım olmadı, fakat pratikte bu süreci yaşadım. Bugün sizlere bu yaşadıklarımdan yola çıkarak tecrübelerimi paylaşacağım. Bizim tecrübemiz Karz-i hasen.
Peki Karz-i Hasen nedir?
Karz-ı Hasen güzel borç demektir. Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de 5 farklı surede; Müzzemmil Suresi 20.Ayet, Bakara Suresi 245.Ayet, Maide Suresi 12.Ayet, Teğabün Suresi 17.Ayet, Hadid Suresi 11 ve 18.Ayetlerde geçen Karz-ı Hasen, Allah için verilen güzel borç olarak ifade edilmektedir.
Hz. Peygamber, 4 Halife, Endülüs, Selçuklu ve Osmanlı döneminde ve dolayısıyla medeniyetimizin köklerinde esaslı bir yere sahip olan, hâlihazırda uygulamada bir müessese olarak sürdürülemeyen Karz-ı Hasen toplumsal bir olgudur.
Emin ellerde adaletle dağıtılan Karz-ı Hasen, ifsat olmuş toplum hayatının ıslahına vesile olabilecek bir kurumdur.
Karz-ı Hasen, borcu olan ihtiyaç sahibi kişiye haramlardan uzak durması ve harama bulaşmaması için ihtiyacını giderecek meblağı faizsiz olarak ve sırf Allah rızasını kazanmak için temin etmektir.
Günümüzde hayatımızın her alanına giren faizli işlemlerden sıyrılarak helal yollardan ticaretin geliştirilmesi için hak yol üzerinde olan Karz-ı Hasen uygulamasının geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekliliğinden hareketle MÜSİAD Karz-ı Hasen Sandığı kurulmuştur.
Değerli Misafirler,
MÜSİAD üyeleri arasındaki yardımlaşma ve dayanışma kültürünü kurumsal bir yapıya dönüştürmek ve tüccarımızın ticaretini kolaylaştırmak düşüncesi MÜSİAD Sandığının ortaya çıkmasına vesile olmuştur.
MÜSİAD Sandığı, medeniyetimizin güzel değerlerinden biri olan “Karz-ı Hasen” kavramını, ilkelerini günümüz ticaret hayatının gündemine taşımış, yardımlaşma ve dayanışma kurumunu kurumsallaştırmıştır.
“Karz-ı Hasen” Sandığı’nın temel hedefi Allah’ın emrettiği bu borç ilişkisini uygulayabilmek ve uygularken bu kurumun toplum hayatında aktif olarak sistemleşmesini sağlamaktır.
Bu sayede ülkemiz ticaretindeki birikim oranını artırarak, tüccarın zor günlerinde dayanışma sergilemesini ve ticaretin üzerindeki yüklerden biri olan faiz olgusunu “Karz-ı Hasen” mekanizması ile tüccarın üzerinden kaldırarak bereketi artırmayı amaçlamaktadır.
Nitekim; Karz-ı Hasen fonu MÜSİAD ‘ımızın çatısı altında kurulduktan sonra birçok vakıf dernek benzerlerini kurdu.
Hatta Karz-ı Hasen Vakfı kuruldu. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Katılım Finans Daire Başkanlığı kuruldu.
Bütün bu çalışmalar faizsiz finans sistemi ve ortaklık kültürünün gelişmesinde önemli adımlar oldu. Toplumun da refahı bununla doğrudan ilişkilidir.
Çünkü Karz-ı Hasen sisteminde; borç veren kişi, Müslüman kardeşinin faizli olarak borçlanmasını engelleyerek Allah’ın vaat ettiği sayısız nimetin muhatabı olmaktadır. Borç alan kişi, faiz ödemeyerek bu günahtan korunmakta, borcunu ödeme gayreti ile çalıştığında Peygamber Efendimiz ’in dualarına mazhar olmaktadır.
Çağımızda, insanın insana sırtını dönmesi, yardımlaşma ve sosyal dayanışmanın azalması, güvensizlik, Allah’ın buyruklarını duymamak, insanı manevi olarak yoksullaştırmıştır.
Tüm değerlerin paraya tahvil edilebileceği fikrinin acımasızca yayıldığı günümüzde, Halife-i zemin olan insan, yalnızlığa mahkûm ediliyor.
Karz-ı Hasen’in hikmeti bu noktada açığa çıkmaktadır. Müslümanlar yalnız değildir. Bir vücudun azaları gibidir. Karz-ı Hasen bir elin, diğer eli tutmasıdır. Karz-ı hasen zor günde birlik olmaktır. Karz-ı Hasen safları sıklaştırmaktır.
Sadece pandemi döneminde sandığımız tarafından, birçok üyemize karz-ı hasen verilmiş, üreticimizin ticari hayatının devam etmesine yardımcı olunmuştur.
Ayeti kerimede buyrulduğu gibi “Muhakkak ki her zorlukla beraber kolaylık vardır”. Evet pandemide sıkıntıya düşen tüccarımızın imdadına Karz-ı Hasen Fonu yetişmiş, zora düşen üyelerimize can suyu olmuştur. Bu dayanışmadan daha güzel ne olabilir!
Karz-ı Hasen Sandığının yedi temel ilkesi üzerinde durmak istiyorum.
Birincisi uhuvvet ilkesidir. Paradan para kazanmak değil, Kardeşlik ve dostluk kazanmak birinci amactir.
İkinci ilkesi diğergamlıktir, bencillikten uzak bir şekilde kardeşinin ihtiyacının giderilmesi amaçlar.
Üçüncü ilkesi mahremiyettir. Veren el ile alan el birbirini görmez bilmez.
Dördüncü ilke şeffaflıktir, bu ilke gereği tüm işlemler kayıtlarla belgelendirilir.
Beşinci ilke sürdürülebilirlikdir. Bu ilke ile sandığın işleyişinin aksamaması ve uzun vade hizmet etmesi amaçlanır.
Altıncı ilke sosyal teminattır. Nedir Sosyal teminat? tapu teminati disinda baski bir sey bilmeyen finanscilar bunu anlayamaz. Karzihasen fiziki teminat istemez ancak dernek üyeleri arasından referans ister.
Yedinci ilke fıkhi uygunluk ilkesidir. Yapılan tüm işlemler fıkhi kaidelere uygun bir şekilde yapılir. Sandığımız bu ilkeler çerçevesinde çalışmaktadır.
Bu sandığı eşsiz kılan ilkeler doğrultusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz.